İkinci parça soylular.השני היה האצולה.
İkinci parça soylular.ثاني طبقة كانت طبقة النبلاء
İkinci parça soylular.第三身分はその他の人々です。
İlk parça ruhban sınıfı. İkinci parça soylular.Першим станом було духовенство, другим - дворянство, а третім - усі решта.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Also, sie sagen, Jesus sprach viel darüber, den Ausgestoßenen zu helfen den Armen zu helfen.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Azt mondják, hogy Jézus viszont rengeteget beszélt arról, hogy segítsünk a kitaszítottakon vagy a szegényeken.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Dar, ei spun că Isus a vorbit mult despre ajutorarea nelegiuiților, ajutorarea oamenilor săraci.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.De säger att Jesus sa en hel del om att hjälpa de utstötta, att hjälpa fattiga människor.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Dicono che Gesù ha parlato molto di aiutare gli emarginati, aiutare i poveri.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Donc, ils disent que Jésus a beaucoup parlé d'aider les exclus, aider les gens pauvres.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Eles dizem que Jesus falou muito sobre ajudar os desfavorecidos, ajudar os pobres.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Entonces dicen que Jesús habló mucho de ayudar a los marginados, de ayudar a los pobres.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.He sanovat, että Jeesus sen sijaan puhui paljon syrjittyjen auttamisesta ja köyhien auttamisesta.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Họ lại nói chúa Giê-su nói rất nhiều về sự giúp đỡ người vô gia cư, giúp đỡ những người nghèo khổ.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.그들은 예수가 주로 말하기를 소외된 자들과 가난한 자들을 도우라고 했다고 이야기하죠.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Pravijo pa, da je Jezus veliko govoril o podpiranju izobčencev in pomaganju revnim.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Tvrdí tedy, že Ježíš mluvil o pomoci vyděděncům, pomoci chudým.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Twierdzą, że Jezus mówił dużo o tym, aby pomagać wyrzutkom, pomagać biedakom.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Ze hebben het meer over het feit dat Jezus de verstotelingen hielp, en de armen.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Λένε ότι ο Ιησούς μιλούσε για τους παρίες, για τους φτωχούς.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Они говорят, что Иисус много говорил о помощи бездомным, помощи бедным людям.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.Те казват, че Исус е говорил много за помощ към отхвърлените, за помощ спрямо бедните хора.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.הם אומרים שישו דיבר על כך שיש לעזור לקבוצות המנודות. עזרה לאנשים עניים.
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.هم يقولون ان اليسوع قد تحدث بإسهاب عن مساعدة المنبوذين ومساعدة الفقراء
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.所以,他們說耶穌曾說過很多有關幫助被抛棄的人的事, 幫助窮人的事。
Isa'nin dislanmis kimselere, fakirlere yardim etmenin uzerinde durdugunu soyluyorlar.貧しい人についても同様に これはとても感動的な話しです
Iyi neyitli soyluyorum gel buraya.Berlarilah kemari saat aku mengatakannya dengan baik.
Iyi neyitli soyluyorum gel buraya.Chodź tutaj, póki grzecznie mówię.
Iyi neyitli soyluyorum gel buraya.Komm hergerannt wenn ich es nett sage.
Iyi neyitli soyluyorum gel buraya.Viens ici en courant, tant que je le dis gentiment.
Iyi neyitli soyluyorum gel buraya.Vino repede aici, cat ti-o spun frumos.
Iyi neyitli soyluyorum gel buraya.Έλα εδώ τρέχοντας όσο το λέω όμορφα.
Iyi neyitli soyluyorum gel buraya.Иди сюда, пока я прошу по хорошему
Joseon'daki bütün soylular Hanyang'da memuriyet sınavları için toplandılar.Tất cả quý tộc ở Joseon đã tụ tập ở Hanyang cho kỳ thi trạng nguyên.
Joseon'daki bütün soylular Hanyang'da memuriyet sınavları için toplandılar.Todos los nobles de Joseon se han reunido en Hanyang para realizar el examen de Civil.
Joseon'daki bütün soylular Hanyang'da memuriyet sınavları için toplandılar.Tous les nobles de Joseon se sont réunis ici à Hanyang pour l'examen civil.
Joseon'daki bütün soylular Hanyang'da memuriyet sınavları için toplandılar.Все дворяне Чосона собрались в Ханяне для прохождения гражданских экзаменов.
Joseon'daki bütün soylular Hanyang'da memuriyet sınavları için toplandılar.Всички аристократи са се събрали в Ханянг за цивилния изпит.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Balsazar král učinil hody veliké tisíci knížatům svým, a před nimi víno pil.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Balsazar król uczynił ucztę wielką na tysiąc książąt swoich, i przed onym tysiącem pił wino.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Belsazár király nagy lakomát szerze az õ ezer fõemberének, és az ezer elõtt bort ivék.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Belsazar kralj je napravil tisočim mogočnežem svojim veliko gostovanje in je pil vino pred tisočimi.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.El rey Belsasar hizo un gran banquete para mil de sus nobles, y estaba bebiendo vino en presencia de los mil
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Il re Baldassàr imbandì un gran banchetto a mille dei suoi dignitari e insieme con loro si diede a bere vino
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Împăratul Belşaţar a făcut un mare ospăţ celor o mie de mai mari ai lui, şi a băut vin înaintea lor.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.벨사살왕이 그 귀인 일천명을 위하여 큰 잔치를 배설하고 그 일천명 앞에서 술을 마시니라
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Kong Belsasar gjorde et stort gjestebud for sine tusen stormenn, og han drakk vin for deres øine.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Kong Belsazzar gjorde et stort gæstebud for sine tusinde Stormænd og drak Vin med dem.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.König Belsazer machte ein herrliches Mahl seinen tausend Gewaltigen und soff sich voll mit ihnen.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Koning Belsazar nodigde 1000 hoge bestuurders uit voor een groots feest, waarbij de wijn rijkelijk vloeide.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Konung Belsassar gjorde ett stort gästabud för sina tusen stormän och höll dryckeslag med de tusen.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Kráľ Balsazár učinil svojim tisícim veľmožom veľkú hostinu a pred tými tisícimi pil víno.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Kuningas Belsassar laittoi suuret pidot tuhannelle ylimyksellensä, ja hän joi viiniä näiden tuhannen edessä.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Le roi Belschatsar donna un grand festin à ses grands au nombre de mille, et il but du vin en leur présence.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.O rei Belsazar deu um grande banquete a mil dos seus grandes, e bebeu vinho na presença dos mil.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Vua Bên - xát-sa dọn tiệc lớn đãi một_ngàn đại_thần mình , và vua uống rượu trước mặt họ .
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Vua Bên-xát-sa dọn tiệc lớn đãi một ngàn đại thần mình, và vua uống rượu trước mặt họ.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Валтасар царь сделал большое пиршество для тысячи вельмож своихи перед глазами тысячи пил вино.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Цар Валтасар направи голям пир на хиляда от големците си, и пиеше вино пред хилядата.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.בלשאצר מלכא עבד לחם רב לרברבנוהי אלף ולקבל אלפא חמרא שתה׃