Ancak diğer İngiliz soyluları Richard'a bağlılıklarını sürdürdüler.Niektorí šľachtici však zostali verní Henrichovi.
Soyluluk unvanı için kont maddesine bakınız.Pozri aj článok Protoliterate period.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Na tú dobu bol šľachtic veľmi bohatý človek.
Bu dönemde soyluların köylüler üzerideki sömürüsü ağırlaşmıştı.Od tých čias svätcove ostatky odpočívali práve tu.
Sırp soylular sadece Osmanlı devletine haraç (tribute) ödemekle yükümlüydüler.Košice nechceli predať Vlastimila Plavuchu pod cenu.
Kont, Avrupa'da bir soyluluk unvanı.Vojvoda je vysoký šľachtický titul, ktorý sa udeľoval na území Európy.
Yoksul düșmüș soylu bir aileden geliyordu.Vrljaková Pochádzal zo šľachtickej rodiny.
Bu tüccar aileler kendilerini İngiliz soylularından saydıkları için Büyük Britanya Kralı'na sadıktılar.Obchodníci považovali samých seba za anglickú šľachtu, a preto boli lojálni kráľovi.
Büyük soylu aileler arasında önceden beri bir anlaşmazlık bulunmaktaydı.Medzi týmito spoločnými predkami bol veľký spor.
Ama Avrupa'da bulunan pek çok soylu ve hükümdar kendilerini hala Kudüs Kralı olarak ilan etmislerdir.Niektorí európski monarchovia a šľachtici nosia titul Jeruzalemský kráľ až do súčasnosti.
Annesi Elizaveta Vasilyevna Tistrova (1843-1915) ise şehirde yaşayan bir Rus soylusunun kızıydı.Jej matka - Elizaveta Vasilevna Tistrova (1843-1915) bola vychovávateľka.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Maksimin je sovražil plemstvo in bil neusmiljen do tistih, ki jih je sumil, da spletkarijo proti njemu.
Hunyadi ailesi, Macaristan Krallığı'nda 15. yüzyılda en önemli Macar soylu ailelerden olan aile.Hunyadi so bili v 15. stoletju ena od najmočnejših plemiških družin v Ogrskem kraljestvu.
Babası soylu bir aileden gelen Sartorius di Morra idi.Njegov oče je bil plemič Sartorius di Morra.
Ailesi önde gelen Macar soylu ailelerdendi ve büyük toprak sahipleriydi.Njegova družina je bila lastnica velikih posestev in plemiškega rodu.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Na vrhuncu slave se je umaknil iz javnega življenja.
Aynı zamanda soylu aileler arasındaki politik huzursuzluk da devam ediyordu.Politične napetosti se pojavijo tudi med bratoma.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.Irena je bila rojena v Atenah v grški plemiški družini Sarantapehos.
Ailesi zengin ve soyluydu.Njegova družina je bila trdna in srečna.
Fırtına ve Coşku dönemi yazarları, özellikle küçük ve orta sınıf soylularındandır.Redki pisni in ustni viri navajajo še druge, zlasti iz srednjega veka.
Roma'dayken çevresinde birçok soylu ve eğitimli kadın vardı.V sorodstvu je bil z mnogimi odličnimi rimskimi plemiškimi družinami.
Kraliyet ailesine mensup üst düzey soyludur.Peri so takoj za kraljevsko družino vrhnji sloj britanske družbe.
Tüm soyluların kralın seçimine doğrudan katılması sağlandı.Skoraj vse važne odločitve je sprejemal kraljevi svet.
1912'de Çar II. Nikolay, Vasnetsov'a bir soyluluk unvanı verdi.1912 m. caras Nikolajus II suteikė jam bajorystę.
Soylu şövalyeler kendi atlarını kesip yediler.Kamajarius naudodavo ir raiteliams nuo arkliu numesti.
İmparator erkek ve soylu bir aileden olmak zorunda idi.Dailininkė gimė kilmingoje ir turtingoje šeimoje.
Eric Theodore Cartman, South Park'ın ailesi Alman soylu, antipatik, sinirli, küfürbaz ve ırkçı kahramanı.Eric Theodore Cartman (Erikas Teodoras Kartmanas) – apkūnus, nervingas, sadistiškas ir grubus.
Soylu aileden gelmekteydi.Gimė kilmingoje šeimoje.
Ama tanrı soyludur.Taigi, Dievas yra geranoriškas.
Kazılar istihkamı ve soylu kabristanını da ortaya çıkarmıştır.Koplyčia žymi dėl savo architektūros ir puošybos.
İki Soylu Akraba - Tüm metin İngilizce.Beveik visi gyventojai dvikalbiai (kalba angliškai).
Hatta Avar soylularının büyük bir kısmı ölmüştür.Buvo išžudyta ir didžioji dalis Jaunimo sodybos vaikų.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Naujoji organizacija sulaukė didelio visuomenės dėmesio.
Soyluluk unvanlarıMergelės pažadai
Resmin daha sağ tarafında, bir Fransisken keşişi soylu bir adamla sohbet etmektedir.Paremal on vaikiv noormees pühakirja kuulamas.
İmparator erkek ve soylu bir aileden olmak zorunda idi.Valitav pidi olema meessoost ja aadlik.
Ailesi zengin ve soyluydu.Tema perekond oli jõukas ja konservatiivne.
Babasının da adı Caius olup İmparator Diocletianus'un akrabası soylu bir ailenin mensubuydu.Tema isa nimi oli Caius, kuid teda peetakse keiser Diocletianuse sugulaseks ja püha Susanna onuks.
Kont, Avrupa'da bir soyluluk unvanı.Euroopas vastab ta krahvitiitlile.
Sergius, Roma soylularına aitti ve Benedictus adlı bir adamın oğluydu.Hadrianus oli sündinud Roomas ja ta oli Benedictuse poeg.
Ayrıca Arma Departmanı, soylu ve onursal vatandaşların hakları ile ilgili konuları yönetiyordu.Meeskohtu kompetentsi kuulusid talurahva tsiviil- ja kriminaalasjad ning aadlike väikesed tsiviilasjad.
Tüm soyluların kralın seçimine doğrudan katılması sağlandı.Kuninga valimisest võisid osa võtta kõik Poola aadlikud.
Ağaç, soyluluğu da ifade eder.Ristiga kaasnes ka aadliseisus.
Soyluluk unvanı için kont maddesine bakınız.Aadlisuguvõsa kohta vaata artiklit Lingen (aadlisuguvõsa).
(İsim soylu sözcükten yüklem oluşturmuş, "kesinlik" anlamı katmış.)(Asendaja mõiste hõlmab otstarbe mõiste, ja seega ehtsa kolmasuse mõiste.)
Ainur'un en soylusu, en bilgesi ve en kudretlisidir.Gösta on kavaleridest kõige kavalam, leidlikum ja ilusam.
Soylu bir aileden gelen Lvov, Moskova Üniversitesi'nden hukuk diploması aldı.Georgi Lvov lõpetas Moskva ülikooli õigusteaduskonna.
Mülkiyeti Tsitsishvili adlı soylu ailesine aitti.Asula kuulus Tyszkiewiczite suguvõsale.
Senatörler Cumhuriyetin başlangıcından beri seçilmemişler, kalıtsal soyluluklarına göre göreve gelmişlerdir.Algselt ei valitud senaatoreid otse, nad nimetati ametisse osariikide seadusandlike kogude poolt.
1977'de soyluluk unvanı aldı.Ta omandas 1979 litsentsiaadi.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.Afrika helpen is nobel.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.Afrika megsegítése nemes cél.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.Afrika zu helfen ist eine edle Sache.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.Aider l'Afrique est noble.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.Ayudar a África es noble.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.E un lucru nobil sa ajuți Africa.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.아프리카를 돕는 일은 고귀한 일입니다.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.Pomaganie Afryce jest szlachetne.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.Είναι υπέροχο να θέλετε να προσφέρετε βοήθεια.
Afrika'ya yardım, soylu bir davranış.Помагането на Африка е благородно.