soy ile cümle

soy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Şarkı söylerken yürüyorum.While I sing, I'm walking.
Bunu o söylediği için yapacağım.I will do it because she said.
O söylediği için onu yapmayacak mısın?Would you not do it, because he says?
Sana söylediğim halde yapmadın bunu.Although I tell you to, you don't do it.
O dinlenirken ben şarkı söyleyeceğim.I will sing while he is resting.
O şarkı söyleyinceye kadar burada oturacağım.I will sit here until he sings.
Hangi şarkıyı söyleyecekleri hakkında konuşuyorlar.They are talking about what they will sing.
Yaşamımı kazanmak için şarkı söylüyorum.I sing to make my living.
Geçimimi sağlamak için şarkı söylüyorum.I sing to make my living.
Size söylediklerimi iyi dinleyin.Listen up well to what I say to you.
Onun söylediklerini anladın mı?Did you understand what he said?
Onlar bana bu ilacı alırsam biraz daha iyi hissedeceğimi söyledi.They told me that I would feel a little better if I took this medicine.
Bana doğruyu söylemiş olsaydın, şimdi kızmazdım.If you had told me the truth, I would not be angry now.
Ben asla öyle bir şey söylemezdim.I'd never say something like that.
Onun söylediğine göre o suçlu.According to what she said, he's culpable.
Lütfen bana karakolun nerede olduğunu söyleyin.Please tell me where the police station is.
Cümlelerin ciddi olması gerektiğini de kim söylüyor?Who says sentences have to be serious?
O, Osaka'da yaşıyor olduğunu söyledi.She said that she's living in Osaka.
Evin perili olduğu söyleniyor.It is said the house is haunted.
Bana kime takıldığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeceğim.Tell me who you haunt, I'll tell you who you are.
Bana senin bir şey sakladığın söylendi.Something tells me that you're hiding something.
Politikacının doğruyu söylediği düşünüldü.The politician was thought to be telling the truth.
Onun neden öyle söylediğini öğrenmek istiyorum.I'd love to find out why she said so.
Bazı öğretmenler öğretirken patates soyarlar.Some teachers peel potatoes while teaching.
Bana doğru cevabı söyle.Tell me the correct answer.
Söylemeyi tercih etmiyorum.I'd rather not say.
Onu kızdırmaktansa yalan söylemeyi tercih ederim.Would you rather lie than make him angry?
O bana yalan söyledi. Artık ona güvenemem.He lied to me. I cannot trust him any longer.
Hiçbir şey söylemeyip sakinliğimi korudum.I kept still and said nothing.
O soysuz kalsın!Let him remain without posterity!
Bana şimdi söylesen iyi olur.You had better tell me now.
Az önce soyuldum.I've just been mugged.
Onlar onun bir manastıra gireceğini söyledi.They said she would enter a convent.
Söylediğin bende derin bir izlenim bıraktı.What you said left a deep impression on me.
Onlar anlaşmanın aptalca olduğunu söyledi.They said the deal was foolish.
Onlar döğüşmeyeceklerini söylediler.They said they would not fight.
Gerçek onlara söyleniliyormuydu?Were they being told the truth?
Ona kesin kazanacağını söylediler.They told him he was sure to win.
Onun utanç verici bir biçimde davrandıklarını söylediler.They said he had acted shamefully.
Onlar bunun sadece geçici olduğunu söylediler.They said this was just temporary.
Komutan kalacaklarını söyledi.The commander said they would stay.
Ona onun onların tutsağı olduğunu söylediler.They told him he was their prisoner.
Onun iç savaşa yol açacağını söylediler.They said it would lead to civil war.
Depolama maliyetlerinin çok yüksek olduğunu söylediler.They said storage costs were too high.
Muhafızlar onların söylediği her şeyi duydular.Guards could hear everything they said.
Rapor onların hatalı olmadığını söylüyordu.The report said they were not at fault.
Politikadan uzak kalması gerektiğini söyledi.He said they should stay out of politics.
Denetimlerin artırılması gerektiğini söylediler.They said inspections should be increased.
Söylentiye göre onlar doktora sahte isimler verdi.They reportedly gave the doctor false names.
Onlar Reagan'ın sakin ve düşünceli göründüğünü söyledi.They said Reagan seemed calm and thoughtful.
Sadece yalnız kalmak istediklerini söylediler.They said they only wanted to be left alone.
Onlar onun grup içinde en iyi yazar olduğunu söylediler.They said he was the best writer in the group.
Onun çiçek hastalığının zayıf evresini geçirdiğini söylediler.They said he had a weak form of smallpox.
Onlar böyle bir politikanın kaçakçılığa yol açacağını söyledi.They said such a policy would lead to smuggling.
O, adamlarına sonraki gece saldıracaklarını söyledi.He told his men they would attack the next night.
Onlar bunun onun kan basıncını yükselteceğini söyledi.They said it would make his blood pressure go up.
Bay Wilson'ın durumunun değişmediğini söylediler.They said Mr. Wilson's condition had not changed.
Onlar her zaman Hamilton'un onlara yapmasını söylediklerini yaptı.They always did what Hamilton told them to do.
Asla birlikte çalışamayacaklarını söyledi.He said they would never be able to work together.
Kaçakçılardan korkmadıklarını söylediler.They said they were not afraid of smugglers.

İlgili Sayfalar