1810 ila 1919 yılları arasında adada bulunan foklar ve penguenler soyları tükenme noktasına kadar avlanmıştır.Entre 1810 et 1919, les manchots et les phoques de l'île sont chassés presque jusqu'à leur extinction.
1994'te Rwanda'da yaşanan soykırım 800.000 insanın katledilmesiyle sonuçlanmıştır.Le génocide de 1994 au Rwanda a fait selon l'ONU près de 800 000 morts.
Soyu peygambere dayandığı için 'seyyid' unvanına sahiptir.Ils sont entièrement dévoués à sa cause et sont devenus ses messagers auprès des hommes.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.C’est donc un noble de noblesse immémoriale.
Bu yıldan itibaren "da Volpedo" soyadını kullanmaya başlar.À partir de ce moment, il commence à ajouter « da Volpedo » à sa signature.
Soyadları çok kullanılmıyordu ve çocuklar kolaylık olan babalarına verilen isimleri kullanıyorlardı.Les surnoms n'étaient souvent pas utilisés et les enfants étaient simplement nommés du nom de leur père.
Hatta bazı ailelerin soyadı da bunu göstermektedir.C'est aussi le nom de plusieurs familles.
Yiyemeyeceğin Muzu Soyma Bu Çocuk Kimin?Qui est le garçon qui a usurpé son identité ?
Öz olan soylu ve yüce olan, ruhtur.Œdémère noble Oedemera nobilis Œdémère noble (mâle).
Silverman bunun nedenini " kafası, saç şekline göre çok soyut" diyerek belirtti.Silverman explique que c'est parce que « sa tête est très abstraite » en raison de sa coupe de cheveux.
Bu toplama, Alman matematikçi Bernhard Riemann'ın soyadı verilmiştir.Elles ont été nommées en hommage au mathématicien allemand Bernhard Riemann.
SI birimi Sırp bilim adamı Nikola Tesla'nın soyadı Tesladır.Le nom de l'entreprise rend hommage au scientifique Nikola Tesla.
Şimdi bir aktör çünkü benim soyadımı taşıyor.Elle porte ce nom en raison d'une enseigne.
Köyde kalanlar soyadları ile anılmaktadır.Les habitants du village se nomment les Câlins.
Jack, alışılanın aksine Meg'in soyadını almıştır.Depuis, Jack utilise le nom de famille de Meg.
Bu sayede tarihin soy bilimi mümkün hale gelmektedir.Les exploits inexplicables de la science deviennent alors possibles.
Tali soylular birer birer imparatorluk güçlerine biat ettiler.Les nobles insubordonnés ont dû être écrasés un à un par les forces de l'empereur.
İspanyol boksör sedye ile soyunma odasına götürülür.Le joueur fautif va au vestiaire.
("Kapa çeneni, soytarı!")(Allons-y, fils de putes !
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Elle est issue de la noblesse et côtoyait la haute société.
Soygunda 250 bin ruble çalınacaktır.À sa mort, il y aura quinze cents roubles.
Diğer İngiliz soyluları tarafından yargılanma hakkı 1948 yılında yürürlükten kaldırıldı.Le droit d'être jugé par d'autres pairs a été aboli en 1948.
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.Le singe de Natuna est l'une des 25 espèces de primates les plus menacées de notre planète.
En yaygın kullanılan Yunan soyadıdır.C'est le nom irlandais le plus courant.
Kiliseden soyutlanma olarak değil.Église de Villetrun.
Kibirli ve soylu bir havası vardır.Un air fier et majestueux.
Yavaşoğulları şu anki durumu ile Yavaş soyismini almışlardır.Les enfants adorent, en effet, nourrir l’insatiable.
Soyadını babasının lakabıyla değiştirmiştir.Il a changé son nom pour embêter son père.
Kadınlarda soyadı kullanımı genelde ataya, babaya veya eşe bağlı olarak değiştiği gözlemlenmiştir.Généralement, on les identifiait en faisant référence à la profession occupée par leur mari ou par leur père.
Ceratopsian türlerinin soyu 65.5 milyon yıl önce, Kretase-Tersiyer yok oluşunda tükenmiştir.Tous les cératopsiens se sont éteints il y a 65 millions d'années, lors de l'extinction Crétacé-Tertiaire.
Bunun üzerine polis araçları soyguncuların aracını takip etmeye başlar.Le policier se lance alors dans la traque du cambrioleur.
1988’de Fishman Auschwits ve Terezin’de, Yahudi Soykırımı’nı yaşamış bir arkadaşına eşlik etmişti.En 1988, Louise Fishman accompagne une amie survivante de l'holocauste à Auschwitz et Theresienstadt.
Wilson bir İngiliz soyadıdır.Wesley est un prénom anglais.
Soyanın insan sağlığına faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu tartışılmıştır.Ces croyances sont-elles bénéfiques à l'homme, sont-elles favorables ou nuisibles à sa santé ?
Evliliğinden sonra "Çiller" soyadını aldı.Après son mariage, elle adopte le nom Khalilah.
Bir soybilim kuramı çocuk listesini bir kız çocuğunu da ekler.La poupée contient un enregistrement de la voix d'une enfant.
Kötülük yapan soy bir daha anılmayacak.”Aucun mendiant n’est plus triste ».
29 Aralık 1987 günü Soyuz TM-3 ile dünyaya döner.Il revient sur Terre le 29 décembre 1987 à bord de Soyouz TM-3.
Yazarlar soyadına göre dizilir.Les auteurs sont cités par leurs noms.
Şeytan açısından bu olay, kadının soyuna karşı sürdürdüğü düşmanlık eylemlerinin en büyüğüdür.Ce seraient des serviteurs du Diable, qui en échange de leur servitude, auraient reçu des dons en sorcellerie.
Soylu Sangha, Budistlerin sığınak olarak nitelendirdikleri üç sığınaktan biridir.Le Sangha est un des trois lieux de refuge dans lesquels tout bouddhiste se place quotidiennement.
Kambur soytarı evinin sokak kapısını açarak içeri girer ve kızı Gilda orada bulunmaktadır.Il ouvre sa porte et se trouve accueilli par sa fille Gilda.
Soyut sanatı sevmez daha çok geleneksel tarzı tercih ederdi.Il n'apprécie pas le musette mais préfère le classique.
Oysa soy bilimde bunun tam tersi geçerlidir.Dans l'anime, c'est l'inverse.
2007 yılında Playboy dergisine soyunmuştur.Couverture de Playboy en 2007.
Bu düşüncenin özelliği, soyut teoriden somut pratiğe geçilmesini önermesidir.Ils n'ont comme idée fixe que de passer de la théorie à la pratique.
Soyunu orada büyük bir ulus yapacağım.On est en train de devenir une grande nation.
Anastasia, Romanov'lardan olan bir soyludur.Qui de Romanov ou Romanov est coupable ?
"Uygur Kağan Soyunun Problemleri".Sueño de Brujas consumadas ».
Fanane Samoa ve Alman soyundan gelmektedir.Fanene a deux origines, samoane et allemande.
Babası soylu bir ailedendi, fakat yoksul düşmüşlerdi.Sa dernière malédiction concerne Mina, divinité du bien qu'elle a pervertie.
Yeni bulunanlar ve soyu tükenenler Nowak'a göre (1999)Manuscrits inédits publiés avec une introduction et des notes, Nieuwkoop (Pays-Bas), 1972.
Sözleşmeye taraf ülkeler, soykırım suçunu önlemek ve cezalandırmakla yükümlüdürler.On the Question of the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide.
Patronimik : Babasının soyadına dayanılarak verilen isim.Dear Father : un titre qu'elle a dédié à son père.
Qin Hanedanının kurulmasından önce Çin krallar, soylular ve kabileler tarafından yönetiliyordu.Avant l'établissement de la Dynastie Qin, la Chine est dirigée par un réseaux de rois, nobles et tribus.
Cooper, Anglo-Saxon soyadıdır.Denny est un prénom anglo-saxon.
Soyuz-FG (Rusça: Союз-ФГ, Форсуночные Головки), bir Rus fırlatma roketidir.DKB (arme) (vi), un lance-roquettes russe.
Annesi Ana Bantăş ise soylu bir ailenin çok iyi eğitim almış kızıydı.Ses parents lui donnèrent une solide éducation, en outre, elle fut une jeune fille d'une grande beauté.
Soylular ise fidye karşılığı serbest bırakıldı.Seuls les nobles sont retenus prisonniers à des fins de rançon.
Polonya hükümeti bu olayları soykırım olarak nitelemektedir.Les autorités azéries considèrent ces évènements comme un génocide.