O, beni daha fazla sorumluluktan kurtarıyor.Isso me livra de quaisquer outras responsabilidades.
1935 yılında resmi sorumluluklarının serbest bırakılmasını istedi ama Hitler bu isteği reddetti.In 1935 verzoekt Seldte om van zijn officiële verantwoordelijkheden te worden verlost, maar Hitler weigert.
Ailenin ekonomik sorumlulukları yoktur.Er was geen familiale aansprakelijkheid.
Bütün sorumluluk Rus hükümetine aittir.Alle aandelen zijn in handen van de Russische overheid.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Maar ik erken, zelfs in bijzondere vraagstukken, geen onfeilbaar gezag.
Beren Saat, birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldı.Hij bekleedde tal van functies op maatschappelijk terrein.
Ağır, oldukça ağır bir sorumluluktu.Het was een zeer belangrijke en zware functie.
Kişisel başarı ve kişisel sorumlulukla ilgilenirler.Doel is om voor te sorteren voor het vervolg van de persoonlijke carrière en belangstelling.
Bu meşakkatli, sorumluluk gerektiren ve uzun sürecek bir işti.Een saaie, harde, langdurige taak.
Zaman içinde etkinlikler düzenleyen ve sosyal sorumluluk projeleri yürüten bir topluluk haline gelmiştir.Gaandeweg ontwikkelden zich een taakverdeling en daarmee verbonden sociale structuren.
Şirket ayrıca birçok sosyal sorumluluk projeleri ve sportif branşlara da destek vermektedir.Ook richtte hij een aantal sociale- en sportverenigingen op.
Ağır sorumluluklarla vücudumu terbiye ettim.Zij werden ingezet bij zware grondwerkzaamheden.
Sosyal sorumluluk: Topluma hizmet etmelidir.Werken is een plicht naar de samenleving.
Ben de bana verilen bu sorumluluktan kaçmayacağım.Ik probeer mijn dienstplicht niet te ontduiken.
Böylece sevgilisine ve arkadaşlarına karşı sorumluluklarını yerine getiremez.Ze mag geen contact meer hebben met haar familie en vrienden.
Tom'un güçlü bir sorumluluk duygusu var.Tom heeft een sterk verantwoordelijkheidsgevoel.
1935 yılında resmi sorumluluklarının serbest bırakılmasını istedi ama Hitler bu isteği reddetti.W 1935 poprosił o zwolnienie go z urzędów, jednak Hitler odmówił mu.
Krallar artık kendi personellerini atamıyorlardı; bu sorumluluk, imparatorluk mahkemesi tarafından üstlendi.Królowie nie mogli już mianować swoich urzędników; ten obowiązek przejął dwór cesarski.
Kişisel başarı ve kişisel sorumlulukla ilgilenirler.Napędzają go osobiste interesy i osobiste dążenia ludzi.
Çeşitli sosyal sorumluluk projelerine öncülük etti.Angażowała się w różne inicjatywy społeczne.
Güya bunun için rasyonel bir şekilde sorumluluk almak yetecektir.Jak racjonalnie uzasadnić racjonalność?
Sosyal sorumluluk: Topluma hizmet etmelidir.Dobrobytu społecznego: jest odpowiedzialny za poziom życia społeczeństwa.
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Państwa członkowskie i stowarzyszone są zobowiązane do wnoszenia opłat na statutową działalność organizacji.
Gi Group son dönemlerde Kurumsal Sosyal Sorumluluk konusuna odaklanmaktadır.Novae Res poważnie podchodzi do kwestii społecznej odpowiedzialności biznesu.
Sınırsız sorumluluğa, şahsi sorumluluk da denilmektedir.Immunitet formalny nazwany jest również immunitetem osobistym.
Böylece kukla Walter'ın tüm sorumluluklarını devralır.Wszyscy oni giną z ręki Waltera.
Birkaç genel sorumluluklar ile personel büroları ve İcra Dairesi'ne bildirimde bulunmak.Biuletyn Informacji Publicznej, Urząd Miasta i Gminy Ostroróg. .
Adını ortaya koymak, adıyla sorumluluk alma demektir.Jeśli chcesz nazwisk, sam się domyśl.
"Sevenlerime karşı sorumluluklarım var.Niepolecany dla rodzin z małymi dziećmi.
Ekip çalışması, sorumluluk bilinci, yaratıcılık ve öncülük ve inisiyatifli gönüllülük olmazsa olmazdır."Naszym zadaniem jest artystyczne poszukiwanie, twórczość bez barier i bez uprzedzeń.
Bazı ülkelerde genelevler yasal olduğu gibi bazılarında da kanun dışı olup cezai sorumlulukları vardır.W wielu systemach prawnych tego typu działanie jest nielegalne i podlega karze.
Krallar artık kendi personellerini atamıyorlardı; bu sorumluluk, imparatorluk mahkemesi tarafından üstlendi.Kungarna fick inte länge anlita personal själva, utan dessa utsågs av det kejserliga hovet.
Sosyal sorumluluk: Topluma hizmet etmelidir.Global folkhälsa: tar vi vårt ansvar?.
Ryu, oldukça sorumluluk sahibi bir gençtir.Richie är en ansvarsfull och ganska töntig tonåring.
Laud ise tüm eylemlerini aynı kararlılıkla savunmasa da kişisel sorumluluklarını reddetmemiştir.Vidare svär jag som regissör att avstå från all personlig smak.
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Arbetstagarens rättigheter och skyldigheter Utföra det hushållsarbete som står i anställningskontraktet.
Feldgendarmerie sorumluluk alanına girmeyen tüm askeri polis görevlerinin yerine getirilmesi.Genomförande av alla krigspolisuppdrag som inte föll inom fältgendarmeriets ansvarsområde.
Patlama için sorumluluk arayanlar ETA'yı gösterdi.Відповідальність за вибухи взяла ЕТА.
Bu meşakkatli, sorumluluk gerektiren ve uzun sürecek bir işti.Це великий, відповідальний і серйозний крок.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Отже, різниця, фактично, не носить юридичного характеру.
Tutuklu kalma gerekçesi Atatürk'ü tahkir etmek olduğu için bu kişiler sorumluluk almaktan kaçındı.«За те, що мене не заарештували, я повинен бути вдячним Димитрову.
Ryu, oldukça sorumluluk sahibi bir gençtir.Райнер — відповідальний хлопець з сильним почуттям обов'язку.
Ben de bana verilen bu sorumluluktan kaçmayacağım.Я не буду звинувачувати вас у цьому … Я візьму на себе цю честь.
Bu sorumluluk hepimizin içinde var."І в цьому всім нам наука».
Beren Saat, birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldı.Її роботи знаходяться у багатьох публічних зібраннях.
Ağır sorumluluklarla vücudumu terbiye ettim.Вони невтомною, тяжкою працею розбудовували господарство.
John Linsey, böyle bir sıralamayı yapmada sorumluluk almaya katılıyordu.Джон Маккарті запропонував такий спосіб вирішення проблеми.
Bunun için sorumluluk alması gerektiğini söylese de, bunu yapmakta tereddütlü duruyor.Якщо він вважає, що воно повинно бути важким — воно стає важким.
Dünya çapında genç Avusturyalılar, Naziler tarafından işlenen suçlar için sorumluluk duyuyorlar.Mladí Rakušané tím celosvětově přebírají zodpovědnost za zločiny spáchané i rakouskými národními socialisty.
Sorumluluk Evi, 3 kata bölünmüş ve yepyeni bir bina olacak.House of Responsibility má být něco úplně nového, rozděleno ve třech patrech.
Fakat özellikle Adolf Hitler'in doğduğu şehirde sorumluluk alma fikri kalıcı olmuştur.Myšlenka, pravě v rodném městě Adolfa Hitlera převzít odpovědnost zůstala.
Güya bunun için rasyonel bir şekilde sorumluluk almak yetecektir.Ovšem, za předpokladu že se člověk chová racionálně.
Babası bu konuda Charles’ı destekliyordu ve onu amcasının ona yüklediği sorumluluktan kurtardı.Otec však dal Charlieho k jeho strýci, který mu zajistil práci.
Böylece sevgilisine ve arkadaşlarına karşı sorumluluklarını yerine getiremez.Neváhá podrazit své kolegy a přátele.
Mal varlığı ile sorumluluk, borç ilişkisinin niteliğine göre iki biçimde olabilir.Protože jde o rozdíl příjmů a výdajů, lze pracovat s oběma položkami.
Her iki tüzel kişiliğin de yetkileri ve sorumlulukları vardır.Oba manželé mají stejná práva a povinnosti.
Orduda, haritacılık gibi sorumluluklarla yükümlendi.Jako topograf se účastnil vojenských mapování.
Bu anayasayla savunma, ticaret ve yasal konularda federal sorumluluk da düzenlenmişti.Prin ea s-au stabilit responsabilitățile federale pentru apărare, comerț, și în chestiuni legale.
Alvarez’in uçuş sorumlulukları birçok maceraya yol açtı.Responsabilitățile l-au condus pe Alvarez în multe aventuri.
Alman hükûmeti bu yardımları uluslararası bir sorumluluk olarak görür.Guvernul german consideră politica de dezvoltare ca o responsabilitate comună a comunității internaționale.