O evden sorumludur (Foster'ın "Başkanıdır").Hij behield slechts zijn functie van (president)-bewindhebber van de VOC.
Daniel'ın ölümünden kendini sorumlu tutmaktadır.Peter houdt het wat David betreft op dood door schuld.
Şti.’de şirket ortağı ve proje sorumlusu olarak çalıştı.Hiermee wordt aangegeven dat de firma verantwoordelijk was voor zowel het ontwerp als de uitvoering.
POC tüm CCPS faaliyetlerinden de sorumlu olacaktır.Alle beleidszaken vallen onder de verantwoordelijkheid van de KNHS.
Seyrüseferci, nakliye uçakları ve gemilerde görev yapan navigasyondan sorumlu personel.Werk aan schepen, scheepsmotoren e.d. "live" te bezichtigen.
Ben de bana verilen bu sorumluluktan kaçmayacağım.Ik probeer mijn dienstplicht niet te ontduiken.
Ayrıca milli takımlardan sorumludur.Hij is ook de coach van het nationale team.
Bu alandaki inşaat sorumluluğu BOTAŞ’a aittir.Dit onderzoeksgebied komt overeen met "zone A" op het dorpskaartje.
“ODTÜ Stratejik Planı 2005 - 2010” çalışmalarını yürütme sorumluluğunu aldı.Hieruit vloeide het Strategisch Plan 2000-2015 voort.
Karısı evde olamayacaktır ve bütün sorumluluğu kendisi üstlenecektir.Ze neemt het innemende meisje in huis en neemt de verantwoordelijkheid voor het meisje op zich.
Buna bölüm sorumluları da dahildir.Dit deel is onder meer verantwoordelijk voor de persoonlijkheid.
Aracın dinamik tasarımını yapan Steve Randle, süspansiyon sisteminin tasarımından da sorumluydu.De auto is ontworpen door Peter Stevens, die ook verantwoordelijk was voor de restyling van de Lotus Esprit.
Böylece sevgilisine ve arkadaşlarına karşı sorumluluklarını yerine getiremez.Ze mag geen contact meer hebben met haar familie en vrienden.
Bakanlar Konseyi başkanı, Devrim Konseyi Prezidyumu'na karşı sorumluydu.De leidende positie kreeg de Voorzitter van het Revolutionaire Comité van het Uitvoerend Comité.
Eylül 2001'de Üretim İşlerinden sorumlu başbakan yardımcısı olarak atandı.In februari 2001 werd hij samen met Parent gepromoveerd tot voorzitter van de productieafdeling.
Juliet ile evlenmeyi planladığını söyler ve ölümünden dolayı kendini sorumlu tutar.Om dit huwelijk te voorkomen, doet Juliet alsof ze dood is.
Nesillerinin tehlikede olmasından % 66 insanların sorumlu olduğu sanılmaktadır.Met 66% is het merendeel van de leden vrouwelijk.
Dağıtım sorumluluğu İçişleri Bakanlığı'na aittir.De centrale dienst valt onder de verantwoordelijkheid van het ministerie van Binnenlandse Zaken.
Tom'un güçlü bir sorumluluk duygusu var.Tom heeft een sterk verantwoordelijkheidsgevoel.
Ben kendi davranışımdan sorumluyum.Ik ben verantwoordelijk voor mijn eigen gedrag.
Herkes kendi işinden kendi sorumludur.Elk mens moet zijn pakje ter markt dragen.
Herkes kendi işinden kendi sorumludur.Ieder moet zijn pakje ter markt dragen.
Kaptanlar, gemiden ve mürettebattan sorumludur.De kapiteins zijn verantwoordelijk voor schip en bemanning.
Son devlet reformlarından bu yana, bölgeler bölgelerin sorumluluğundadır.Sinds de laatste staatshervormingen behoren de provincies tot de bevoegdheden van de gewesten.
AENA ayrıca tüm İspanya'daki Hava Trafik Kontrolü'nden sorumludur.AENA jest również odpowiedzialna za kontrolę ruchu powietrznego w całej Hiszpanii.
Bölüm 5: Personel eğitimlerinden sorumluydu.Wydział 5: odpowiadał za szkolenie personelu.
Meyer, siyaset, yönetim ve ekonomi bölümlerinden sorumluydu.Meyer był odpowiedzialny za departamenty zajmujące się polityką, administracją i ekonomią.
1935 yılında resmi sorumluluklarının serbest bırakılmasını istedi ama Hitler bu isteği reddetti.W 1935 poprosił o zwolnienie go z urzędów, jednak Hitler odmówił mu.
Krallar artık kendi personellerini atamıyorlardı; bu sorumluluk, imparatorluk mahkemesi tarafından üstlendi.Królowie nie mogli już mianować swoich urzędników; ten obowiązek przejął dwór cesarski.
Sorumlular Nerede?".Where Are the Voyagers? (ang.).
Hareketlerinden ahlaki olarak kendileri sorumludurlar.Ich brania odpowiedzialności za własne zachowanie.
Bazıları ise Yahudileri bu talihsizlik ve genel olarak Suriye'nin kaybından sorumlu tuttu.Wielu winiło Żydów za te nieszczęścia i ogólnie za porażkę w Syrii.
Operasyondan sorumlu başlıca yetkili savcı Antonio Di Pietro idi.Śledztwo prowadził ówczesny prokurator Antonio Di Pietro.
Bir proje yöneticisi, proje hedeflerinin başarılmasından sorumlu olan kişidir.Kierownik projektu to osoba odpowiedzialna za osiągnięcie założonych celów projektu.
Operasyonun sorumlusu ise Savunma Bakanlığından Edward Lansdale ve CIA’den William King Harvey’deydi.Program był kierowany przez Edwarda Lansdale z Departamentu Obrony i Williama King Harveya z CIA.
Geliştiricileri yazılımın kullanımından kaynaklanan olası zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz.Autorzy nie ponoszą odpowiedzialności za jakiekolwiek szkody wynikające z jego użytkowania.
K-ras proto-onkogenindeki mutasyonlar akciğer adenokarsinomlarının %10-30'undan sorumludur.Mutacje protoonkogenu K-ras są odpowiedzialne za 20-30% niedrobnokomórkowych raków płuca.
Aristofanes Aharniyalılar 'da, Aspasia’yı Pelopones Savaşı’ndan sorumlu tutar.W Acharnejczykach Arystofanes obwinia Aspazję za wojnę peloponeską.
Devlet başkanının siyasal açıdan sorumluluğu bulunmamaktadır.Prezydent nie jest politycznie odpowiedzialny przed nikim.
Kişisel başarı ve kişisel sorumlulukla ilgilenirler.Napędzają go osobiste interesy i osobiste dążenia ludzi.
Bouhler, insanların öldürülmesini içeren faaliyetlerinden sorumlu tutuldu.Bouhler był także odpowiedzialny za zabijanie ludzi.
Ayrıca tımarların dağıtılması ve bunların kaydedilmesinden de sorumluydu.Nabytki są rejestrowane w księdze nabytków i ubytków.
1987 - ABD başkanı Ronald Reagan, İran-Kontra Skandalı'ndaki sorumluluğunu kabul etti.1987 – Prezydent USA Ronald Reagan wziął na siebie odpowiedzialność za aferę Iran-Contras.
Ailenin güvenliğinden sorumludur.Stowarzyszenie jest odpowiedzialne za ochronę rodzin.
Arachnida ve Myriapoda koleksiyonlarının sorumluluğu verildi.Był opiekunem kolekcji Arachnida i Myriapoda.
Conkbayırı esasen Anafartalar Grup Komutanlığı’nın sorumluluğundadır.Dotyczy to wszystkich oficerów sztabu okręgu”.
Kabine parlamentoya karşı sorumludur.Gabinet jest odpowiedzialny przed Parlamentem.
Ivar Doğu Anglia'nın son yerel kralı Edmund'un 869 yılında öldürülmesinden sorumlu tutulur.Ivar jest także kojarzony z zabójstwem św. Edmunda ze Wschodniej Anglii w 869.
Çünkü Allah, yaptıklarından sorumlu değildir.I oni nic nie mogli dla nich uczynić wobec Boga.
Şimdi tüm bir grubun sorumluluğuna sahibim.Jest autorytetem całej grupy przyjaciół.
Carly ağabeyinden çok daha sorumludur.Jest mądrzejszy od swojego starszego brata Karolka.
Net kiralamada ise bu masraflarda kiracı sorumludur.Piekło będzie czekało na wynajem.
Topluluktaki her birey, kendi alanıyla ilgili konulardan sorumludur.Każdy w wiosce żyje swoimi sprawami.
Şirket, ülkedeki tüm demiryolu altyapısı ve taşımacılığından sorumludur.Spółka odpowiada również za opracowanie i aktualizowanie rozkładu jazdy pociągów w skali całego kraju.
Britanya İmparatorluğu büyük miktarda insan göçünden sorumludur.Imperium brytyjskie jest również odpowiedzialne za wielkie migracje ludności.
Schaffa Guardian Warrant: Damaya'nın eğitiminden sorumlu bir adam.Schaffa – strażnik Damayi, odpowiedzialny za jej trening.
Airbus Defence and Space SAS, Airbus'ın havacılık ve savunmadan sorumlu bölümüdür.Wykonawcą tego modułu będzie Airbus Defence and Space.
Azerbaycanlılar bölgedeki onsekiz yerleşimden sorumluydu.Austriaczki zostały sklasyfikowane na 15. pozycji.
Her zaman gerçekten iyi bir çocuktum ve oldukça sorumluydum."Był bardzo sympatycznym człowiekiem, a my byliśmy bardzo zgodni”.
Bu durumdan Claire kendini sorumlu tutmaktadır.Zostawia Claire samą sobie.