Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"Valaki megkérdezte: „Hogy vagy?
O günden beridir buradayım ve sormaktayım dünyayı kendime."S én veletek vagyok mindennap, a világ végéig.”
Senin sormak istedigin suâl şudur.Το άλλο είναι το If You Have to Ask.
Bu iş için tekrar çalışmaya başlayınca tekrar sormak istedim ve bu sefer izin verdiler."Da jeg påbegyndte dette projekt, tænkte jeg, at jeg kunne søge om tilladelse igen, og denne gang fik jeg lov."
Başka birine sormak zorunda kalacaksın.Du er nødt til at spørge en anden.
Maria günde iki veya üç kez katili bulup bulmadıklarını sormak için polisi arıyordu.Marcus sies å ha regjert bare i to eller tre dager før han også ble myrdet.
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"Lalu ditanyakan lagi, 'Siapakah kamu? '
Herhangi bir şey sormak isteyen var mı?Jika ada di antara mereka bertanya hendak ke mana?
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"Và bố tôi hỏi "Cái gì vậy?"
O günden beridir buradayım ve sormaktayım dünyayı kendime."Tôi sẽ chờ ngày đó và tôi tự hào về điều đó" .
Herhangi bir şey sormak isteyen var mı?Bạn sẽ hỏi chúng có liên quan gì không?
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(Đúng, vậy ta sẽ chỉ phép những gì ngươi được nói.)
Avluda kaçacak olanlar Westmoreland'a sorular sormaktadır.Các tù nhân thoát khỏi khu định cư Moreton Bay đã trốn trong khu vực.
Birçok seyirci ses kaydını nerelerden satın alabileceklerini sormak için gösterinin sonunda Charles'a yanaştı.多くの観客がショーの終わりにチャールズに駆け寄って、どこでこの曲のレコードを購入できるか尋ねた。
Çünkü ask sormak anlamındadır.」と問いかけるのではないでしょうか。
Herhangi bir şey sormak isteyen var mı?(何か質問ある?
Barney ne olduğunu sormak için kafeye geri döner.その後、バリーの傷を治すため、再度その泉に赴いている。
Soru sormaktan korkma.質問することを恐れていてはだめ。
Çünkü ask sormak anlamındadır.或问其故。
Herkes suçlunun adını sormaktadır.每一個都與殺之名相對應。
Senin sormak istedigin suâl şudur.即惟该大臣是问。
Bu iş için tekrar çalışmaya başlayınca tekrar sormak istedim ve bu sefer izin verdiler."我們都想再拚一次看看,感謝能有這個機會」。
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)"나는 그저 어떻게 일이 돌아가는지 이해하는 것이 필요했다.(I just need to figure out how things work.)"
Notta, tekrar ne zaman sevişebileceklerini sormaktadır.심바는 아버지에게 언제나 함께 있을 수 있냐고 물어본다.
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(אולם לא כל עירוב מוכרח לכלול בתוכו עירוב חצירות.)
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"לבסוף אישה אחת קראה אלי: "מי אתה?".
Senin sormak istedigin suâl şudur.Именно към вас апелирам.
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(Писането не е естествено (вродено), то трябва да се научи.)
Altay Türkleri, biriyle karşılaştığında ona önce adını sonra da söögünü yani soyunu sormaktadırlar.Ако твоите прадядо и дядо те срещнат на алпийския проход, какво биха ти казали, ти помисли ли?
Elveda demeden önce, sana sormak istediğim bir şey var.Преди да се сбогуваме, има нещо, което искам да те попитам.
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"Promrmlja, "Tko sam ja?
Herhangi bir şey sormak isteyen var mı?Je l' me tko tražio?
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(Knjiga je takva da će se tek čitati. )
Sana bir şey sormak istedim.Nešto sam te htio pitati.
Sana bir şey sormak istedim.Nešto sam te htjela pitati.
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"A čo tým myslím, keď hovorím, kto som?
Bir yandan da sormaktadır: "What am I?"In oče me je vprašal, 'Kaj je to?
Herhangi bir şey sormak isteyen var mı?Kas ma ei saa küsida kõike, mida tahan?
O günden beridir buradayım ve sormaktayım dünyayı kendime."Ja vaata, mina olen iga päev teie juures ajastu lõpuni."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak."30년 안에, 컴퓨터에게 질문을 던지는 것이 사람에게 질문하는 것만큼 쉬워질 것이다."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""30 năm nữa, ta sẽ dễ dàng hỏi máy tính một câu hỏi, giống như hỏi một người vậy."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Dans 30 ans, ce sera aussi facile de poser une question à un ordinateur, que d'en poser une à une personne."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Dentro de 30 años, será igual de fácil preguntarle algo a un ordenador, como a una persona."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Fra 30 anni, porre una domanda a un computer sarà facile come porla a una persona."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""În 30 de ani, va fi la fel de ușor să pui o întrebare unui calculator, ca unei persoane."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""In 30 Jahren wird es genauso einfach sein, einem Computer eine Frage zu stellen wie einem Menschen."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak."'Over 30 jaar zal het net zo eenvoudig zijn om aan een computer een vraag te stellen als aan een persoon.'
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Za 30 lat będzie tak samo łatwo zadać pytanie komputerowi, jak zapytać o coś człowieka."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""След 30 години, ще бъде толкова лесно да зададете въпрос на компютър, колкото да попитате човек."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Через 30 лет задать вопрос компьютеру будет так же просто, как задать вопрос человеку".
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Через 30 років задати питання комп'ютеру буде так само просто, як запитати людину."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""בעוד 30 שנה, יהיה קל לשאול את המחשב שאלה כמו שקל לשאול אדם.
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""في غضون 30 سنة، سيكون من السهل أن نسأل جهاز كمبيوتر، كما نسأل أي شخص ".
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak."質問に答えられるようになるでしょう」 1946年の言葉ですが、今、2007年時点では実現していません。
Abla, zamanın var mı? Sana sormak istediğim bir şey var. Lütfen beni ara, Abla.اوني هل لذيك وقت؟ هناك شيء اريد ان اسألك عنه, اتصلي بي
Abla, zamanın var mı? Sana sormak istediğim bir şey var.ΝταΝα, μήπως έχεις λίγο ελεύθερο χρόνο; Θέλω να σε ρωτήσω για κάτι.
Açıklamayı sormak için cesaret, ve bu bu baylar bilgi verildi, şekillendirme제가 설명을 문의하기 위해 모험을, 그 다음 여러분 알았 을까, 성형
Açıklamayı sormak için cesaret, ve bu bu baylar bilgi verildi, şekillendirmeغامر الأول ليستفسر عن تفسير ، وأبلغت بأن هؤلاء السادة ، وتشكيل
Açıklamayı sormak için cesaret, ve bu bu baylar bilgi verildi, şekillendirme八十から七のパーティー、Birdsburgが、名前の町から慣習である、
Altuzaylar hakkında konuştuğumuza göre, şu soruyu sormak istiyorum: -그리고 저는 질문이 있습니다 저는 이제 부분공간에 대해 얘기하고 싶습니다