Ana içeriğe geç
Sözlük

sonradan ile cümle

sonradan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bazı edebî yazışmaların tamamı sonradan kitap hâline getirilmiştir.Швидше за все, всі подробиці взяті ним з пізніших текстів.
Sonradan Tenten ile dost olmuştur.Пізніше стає другом Тімоті.
Daha sonradan kaçmıştır.Після чого втекли.
Sonradan bölgeye Rengeyiği İnuitleri yayılmıştır.Потім замінили освітлення в околицях.
Ama tabi bu sonradan değişecektir.Згодом все міняється.
Ama sonradan tekrar platformda yayına başlamıştır.Раптом у двері знову хтось починає дзвонити.
Bu olay sonradan Kızıl Düğün olarak anılır.Později se této události říká „Rudá svatba“.
Sonradan eşi olacak Britt Ekland'a kıskançlığı yüzünden saldırdı.Ze žárlivosti napadl svou budoucí manželku Britt Eklandovou.
Beşinci üye, Daana Ots daha sonradan katılmıştır.Později se k nim připojila pátá členka Daana Ots.
Fakat, sonradan Âd kavmi ile benzer sebeplerle helak edilmişlerdir.Ó ano, pryč tedy s ´Ádovci, lidem Húdovým!"
Sonradan X-Men'e katılır.Později jí proslavila série X-Men.
Daha sonradan Amerikan Film Enstitüsü'ne girdi.Později navštěvoval Americký filmový institut.
Sonradan bu vergi yüzde 20ye düşürülmesine rağmen ülke genelinde 'Dans Etmek Yasaktır.' tabelaları asılmıştır.Ačkoliv se daň později snížila na 20 %, cedulky, zakazující tancování, byly po celé zemi.
Sonradan, sıradan bir kara delikten yayılan Hawking radyasyonu, beyaz delik ışıması olarak tanımlandı.Hawkingovo záření z běžné černé díry je pak ztotožněno s emisemi bílé díry.
Sonradan bunlar Van Allen kuşakları olarak isimlendirildi.Tyto oblasti se nazývají Van Allenovy pásy.
Daha sonradan parlamento üyesi olmuştur.Později se stal dokonce členem parlamentu.
Ancak sonradan esen rüzgarların yönü değişti.V tu chvíli se však směr větru změnil.
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.Toto období svého života zmapoval v románu Mládí (Youth, 2002).
Kendisi sonradan kötü bir robot olacaktır.Z člověka se stává bezduchý robot.
Her iki yazı da Principles of Urban Structure adlı kitaba daha sonradan dâhil edildi.Oba byly později otištěny jako kapitoly v knize Principy městské struktury.
“Orman Kardeşliği” adlı başka bir grup da sonradan oluşturuldu.O něco později vznikla druhá skupina, tzv. Bratrstvo lesa.
Harşa daha sonradan Budizm'i kabul etmişti.Později byl bön vstřebán buddhismem.
Rezervuarlar su biriktirmek ve sonradan boşaltmak için kullanılır.Odpadní voda se zachytává a následně likviduje.
Sonradan bana bir takım elbiseler giydirmeye çalıştılar.Později začali nosit kombinézy.
Daha sonradan Londra adaylıktan çekilmiş ve 2017 için adaylık çalışmalarına başlamıştır.Londýn však svou nabídku dodatečně stáhl s tím, že bude kandidovat až na rok 2017.
Sonradan bitkisel bir eczacı olmuştur.Jednou se chce stát lékárnicí.
Sonradan Yıldırım Medresesi'ne tayin etti.Následně zamířil do Jiskry Domažlice.
Doğuştan gelebileceği gibi sonradan da kazanılıp, geliştirilebilir.Ihned po narození vidí a umí chodit.
Sonradan bir büyüyle Sam'e aşık olur.Později se do ní zamiluje pohledný Sam.
Sonradan insanlar tarafından asırlar içinde bütün Avrupa'ya yayılmıştır.V následujících staletích se rozšířil po Evropě.
Sonradan Eğitim ve Sağlık Bakanı oldu.Kromě toho byl ještě ministrem zdravotnictví a školství.
Murphy, çocukken, daha sonradan Glee çalışmasında bilgilendireceği koroda yer aldı.Murphy jako dítě chodil do sboru, a tak své zkušenosti po letech zúročil při práci na Glee.
Sonradan, "Ur So Gay" eşliğindeki bir dijital EP, tanıtımlar kapsamında yayımlandı.Digitální EP pod vedením „Ur So Gay“ bylo později vydáno, aby vyvolal zájem.
Kelimelerin eskiden kullanılan fakat sonradan unutulan anlamlarına yer verilmiştir.Tam objevuje své zapomenuté a kdysi prodané věci.
Sonradan hasodabaşı olmuştur.Tázání po budoucím.
Fakat sonradan yeniden kaybetmişlerdir.Ty byly však posléze poraženy.
Bu çocukların çoğu sonradan önemli mevkilere gelmişlerdir.Jejich mláďata pak budou převážně také dobří běžci.
Sonradan Southern Methodist Üniversitesi'nden tiyatro(en) lisansı aldı.Bakalářský titul získala na univerzitě Southern Methodist University.
İlkin bir kent değildi ama sonradan bir kent merkezi oldu.Město však tentokrát nebylo zničeno, ale stalo se centrem nové asyrské provincie.
Sonradan barıştılar.Později se ale usmířily.
Bing Crosby üzerindeki etkisi sonradan ortaya çıkan popüler müziğe göre daha önemlidir.Pro kariéru zpěváka se rozhodl pod vlivem Binga Crosbyho, kterého znal z rozhlasu.
Gruba sonradan keyboardçı Gillian Gilbert katılmıştır.Krátce poté skupinu doplnila kytaristka a klávesistka Gillian Gilbert.
Enea Silvio Piccolomini sonradan Papa III. Pius olarak seçilmiştir.Jedním z vychovatelů byl i Eneáš Silvius Piccolomini, pozdější papež Pius II.
Daha sonradan bu kişiler kalıcı olarak yerleşmeye başladı.Až postupně se sem začali stěhovat trvalí obyvatelé.
Sonradan onlar Yang'den diğer eşyaları isterler.Jani se dalších výzkumů hodlá zúčastnit.
Tüm süt dişleri genellikle daha sonradan yerini kalıcı dişlere bırakır.Mléčné zuby často vypadávají až po prořezání zubů trvalých.
Bazı tefrikalarını sonradan düzeltme yoluna da gitmiştir.Později došlo ještě k úpravám jeho hranic.
Yatırımdır: Uzun dönemde bir işi hatasız yapmak sonradan düzeltmekten daha ucuzdur.Neboť (jak bylo řečeno): je lepší vykonat dobrý skutek než hodně promíjet.
Lindana adıyla 80'li yılların şarkıcısıdır, fakat sonradan unutulmuştur.Linda byla v 80. letech slavná zpěvačka pod pseudonymem Lindana.
Bundan dolayı daha sonradan birçok sorun ortaya çıkmıştı.Tento proces mu později způsobil mnoho problémů.
Daha sonradan Macaristan'ın 111 puan alarak onuncu olarak finale çıktığı açıklanmıştır.Namibie pak skončila na konečné 11. příčce 3. skupiny.
Sonradan ölü bulunmuştur.Později byl nalezen mrtev.
Bu transfer sonradan gerçekleşmedi ve bunun üzerine1.Tato úprava ale nevyhovovala a proto od 1.
Praetorian muhafızlar Nero'yu tutukladılar ve sonradan aktarıldığına göre intihar etmeye zorladılar.Opuštěn pretoriánskou gardou spáchá Nero sebevraždu.
Bu kitap sonradan beyaz perdeye de uyarlanmıştır.Mimoto publikoval knihu Beyond the White House.
Daha sonradan devam oyunları ve eklentiler çıkarılmıştır.K tomu jsou ještě k dispozici další skoky a atrakce.
Sonradan nakliye işlerinde de bu tip Karamürsel gemileri kullanılmıştır.Během dne byly tyto transportní lodě stejně jako většina jejich nákladu zničena.
Ancak bu sonradan men edilir.To však bylo později vyloučeno.
Sonradan disleksi hastası olduğunu öğrendi.Jako dospělá zjistila, že má dyslexii.
Fakat, sonradan ona büyük hayranlık duymaya başlar, hatta aşık olur.Postupně ale zjistí, že láska existuje a dokonce se i zamiluje.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod