Bu ana binaya sonradan çeşitli ekler yapılmıştır.Potem następuje część właściwa obozu.
Sonradan Britanya entelektüel kültür çevrelerinde Carylye'in bu eserinin değeri anlaşılmıştır.Ostatnio w środowisku naukowym poddano w wątpliwość wiarygodność Historia Brittonum.
Bu oyunculardan Bill Bradley, daha sonradan New Jersey'den senatör seçilmiştir.Pokonał z łatwością byłego senatora Billa Bradleya z New Jersey.
Sonradan Özören olarak değiştirildi.Później zaczęli go szantażować.
Bu yapı, sonradan şimdiki kilise haline getirilmiş.Ten ostatni wydaje się być zbudowany później, niż kościół.
Pek çoğu sonradan teşekkür mesajları yolladı.Wszystkim posyłał noty dziękczynne.
Gitarist olan Jared Hartmann ve Sameer Bhattacharya gruba sonradan dahil oldular.Następnie przyłączyli się Jared Hartmann i Sameer Bhattacharya.
Minamata daha sonradan bir çevreci kent olmaya başladı.W ten sposób Nidzica w jeszcze większym stopniu stała się miastem przygranicznym.
Sonradan yeşil kahverengiye döner.Następnie ponownie ul. Zielona.
Bu ceza sonradan geri çekilmiş olsa da bir köle ayaklanmasında öldürüldü.Po przyjeździe okazało się jednak, że został on zabity w czasie buntu niewolników.
Kulede hâlen sonradan eklenen bir saat mekanizması çalışır durumdadır.W środku wieży znajduje się ręczny mechanizm zegarowy, który nadal działa.
Daha sonradan Dongguk Üniversitesinde tiyatro ve film bölümüne girmiştir.Studiowała na wydziale filmu i teatru w Dongguk University w Seulu.
Magda, sonradan eski kocası Günther Quandt'a ait bir tesiste Goebbels ile evlendi.Magda poślubiła Josepha Goebbelsa w meklemburskiej posiadłości należącej do Günthera Quandta.
Sonradan bu yapının yanına modern bir kilise yapıldı.Wtedy od strony zachodniej został zbudowany nowoczesny kościół.
Kızaklar (xał) sonradan yerleşmiş taşıtlardır.Następnie, Matki Przełożone (Opiekunki) innych Domów.
Sonradan onlar Yang'den diğer eşyaları isterler.Listu Jana, a także kilka innych dzieł.
Sonradan Hitler ile anlaşmazlığa düştü.Negocjował go z Hitlerem.
Bundan dolayı daha sonradan birçok sorun ortaya çıkmıştı.Poważne problemy wystąpiły później.
Daha sonra birkaç kez daha yazmaya çalıştığı bu bölümler sonradan yayımlanmıştır.Właśnie ten fragment kopiowano później wiele razy.
3 kez oyuna sonradan girdi ve 9 kez kulübede oturdu.Odniósł wówczas trzy zwycięstwa, a dziewięć razy stawał na podium.
Bu farklı yazmalar da sonradan başkaları tarafından çoğaltıldı.Takie też ułożenie powtarzali wszyscy późniejsi autorzy.
Sonradan Emre'nin en yakın arkadaşı olacak.Odtąd był jego najbliższym współpracownikiem.
Openshaw’ın kendisi de sonradan bir Karındeşen mektubu almıştır.Później sam Openshaw otrzymał list od osoby podającej się za Rozpruwacza.
Bundan önce geçinen Falstaff sonradan oraya gitmeyi kabul eder.Wszyscy kryją się, bo właśnie nadchodzi Falstaff.
Hannibal'ın kaybı 2.500 kişi ile daha sonradan savaş yaraları nedeniyle kaynaklanan ek ölümler oldu.Ponadto Meredith stwierdził, że 2500 kolejnych rannych ptaków paść miało w wyniku urazów, które poniosły.
Bu anonim grubun kimlikeri sonradan ortaya çıkmıştır.Do ataku przyznała się grupa Anonymous.
Sonradan daha düşük faizli yenileri çıkarıldı.Pomału likwidowano inne pomniejsze warzelnie.
Ama sonradan onu kabul etmek zorunda kalır.Wtedy przyznałem, że go znam.
Sonradan sarraflık faizcilik durumuna geldi.Następny wypadł Perseverance.
Sonradan yapılan açıklamalar neticesinde alkol problemi çektiği belirtildi.Sam gracz twierdził wówczas, iż nie ma problemów alkoholowych.
Daha sonradan St Antony's College'e devam etti.Studia powstały w ramach St Antony’s College.
Bu sahne çekildi ama sonradan çıkarıldı.Odcinki zostały pominięte, ale później wyemitowane.
Bu isim sonradan markanın ismi haline gelmiştir.Przezwisko to w końcu stał się nazwiskiem.
Dilleri zamanla muhtemelen Kenan dili, Aramice ve sonradan da Yunanca olarak değişmiştir.Prawdopodobnie został zastąpiony przez języki kananejskie, aramejski, a później grecki.
Sonradan "Mevlânâ" mahlasını aldı.Później uzyskał on przydomek "pobożny".
Bu draft ile seçilen üç oyuncu daha sonradan Basketball Hall of Fame'e girdi.W drafcie zostało wybranych trzech późniejszych członków Basketball Hall of Fame.
Ancak daha sonradan Londra Film Festivali nde gösterildi ve film Avrupa'ya tanıtılmış oldu.Później został wyświetlony na Festiwalu Filmowym w Londynie.
Sonradan Aşağıçamurlu olmuştur.W późniejszych czasach zdewastowany.
Daha sonradan yönetmen oldu.Następnie został reżyserem.
Ama sonradan kulübe A Millî takım için yazı geldi.Następnie na bazie tego klubu utworzono drużynę „Piszczewiki”.
Ancak bu düğmeyi sonradan kaldırdı.W późniejszym czasie zainstalowano dzwon.
Daha sonradan holdingin başına geçmiştir.Psem do towarzystwa stał się później.
Apartmana sonradan bir asansör de eklenmiştir.Następnie budynek zaadaptowano na mieszkania.
Sonradan büyük bir kiliseye çevrilmiştir.Tam wzniesiono ku jego czci ogromny kościół.
Aslolan gecedir, gündüz onun üzerine sonradan gelmektedir.Påsknatten är natten mellan påskafton och påskdagen.
Daha sonradan id Tech 2 ve id Tech 3'e geliştirildi.Motorn uppgraderades senare till id Tech 2 och id Tech 3.
Sonradan ilk kocasından boşandı ve 1989'da Algimantas Tarvidas ile yeniden evlendi.Hon skiljde sig senare med sin första make och gifte sig år 1989 med Algimantas Tarvidas.
Sonradan ABD vatandaşı olmuştur.Han blev senare amerikansk medborgare.
Bu vitamin, adı sonradan koyulacak B1 vitaminiydi (diğer adıyla "Tiyamin").Det kom senare att bli känt som vitamin B1 (tiamin).
Bu fikri sonradan Emmanuel Kant tarafından geliştirildi.Denna idé togs sedan upp och vidareutvecklades av Immanuel Kant.
Sonradan Erzurumluların ve Hatay Gaziantep gibi yerlerden gelenler de vardır.Därnäst de, som äro av lika egenskap och hafva mist modren."
İlk ciddi grubu sonradan Peyton Bond adını alacak olan The 18th Fairfield Walk adlı pub grubuydu.Han gick med ett band som hette "The 18th Fairfield Walk" och som senare blev känt som Peyton Bond.
Mahallenin büyük çoğunluğu sonradan göç edenlerden oluşmaktadır.Trakten runt Əhmədbəyli består till största delen av jordbruksmark.
Burası sonradan Wilkes Toprakları olarak adlandırıldı.Området namngavs då efter Wilkins.
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.Från början var hans figur inspirerad av Ronald Reagan, men de liknelserna kom senare att upphöra.
Daha sonradan parlamento üyesi olmuştur.Han var senare ledamot av andra kammaren.
Sonradan bunlar Van Allen kuşakları olarak isimlendirildi.Bältena har sedan uppkallats efter Van Allen.
Sonradan biz zamanlar hapishane olarak da kullanılmıştır.Dessa användes därefter som fängelse.
Önceleri İttihatçılar ile çalışmış, sonradan onlara muhalefet edince sürgüne gönderilmiştir.Efter den första suran (Al-Alaq) mottagits, följde en period av tystnad då inga vidare budskap uppenbarades.
Bu kayıtlar, daha sonradan izlenebilmektedir.Ytterligare inspelningar följde efter denna.