2001 sonbaharında tıp sınavları verdi.Im Herbst 2001 legte er sein Medizin-Examen ab.
Sonbaharda yapraklar parlak sarı renge döner ve hemen sonra (1-15 gün arasında) dökülürler.Die Laubblätter werden im Herbst abgeworfen, vorher verfärben sie sich rot.
1826 yılının sonbaharında Goethe oradan, kafatasını ödünç aldı.Im Herbst 1826 entlieh sich Goethe von dort heimlich den Schädel.
2008 sonbaharında, avukat olma amacıyla okula başladı.2008 begann er nach Abschluss des Studiums, als Anwalt zu arbeiten.
1942 Sonbahar'ında ilk uçak buraya indi.Im Herbst 1942 landete hier das erste Flugzeug.
Seçimlerin normal olarak 1992 sonbaharında yapılması gerekiyordu.Die eigentliche Wahl war wie immer im Herbst dieses Jahres.
1917 sonbaharında Rusya’ya döndü.Im Sommer 1917 kehrte er nach Russland zurück.
Müttefikler Sonbahar'da kışın gelmesi nedeniyle geri çekildi.Die Schiffe Håkons mussten wegen des einsetzenden Winters zurück.
En üst düzey organı, her yıl sonbaharda Husum'da toplanan eyalet kongresidir.Das oberste Gremium der Partei ist der Landesparteitag, der jährlich im Herbst in Husum stattfindet.
Göl, sonbaharda neredeyse tamamen kurumaktadır.Der See fällt im Herbst vollständig trocken.
1997'den bu yana her yıl sonbaharda Köln Maratonu düzenlenir.Seit 2004 findet im Herbst der Porto-Marathon statt.
Larvalar sonbaharda daha sıktır.Umso deutlicher ist der Wechsel zum Herbst ausgeprägt.
""Sonbahar"ın coğrafyası".Wenn unser Herbst kömmt."
2008 sonbaharında ABD başkanlık seçimlerinden önce bu anlaşma askıya alınmıştır.Diese würden während oder unmittelbar nach der US-Präsidentschaftswahl Anfang November 2008 erfolgen.
Sonbaharda tropikal Afrika'ya göçer ve Nisan sonu ya da Mayıs başında geri döner.Diese Art zieht im Juli nach Afrika und kommt Ende April oder Anfang Mai wieder in ihre Brutgebiete.
1860 sonbaharında Iowa’ya döndü.Über Iowa gelangte er im Jahr 1860 nach Chicago.
İlkbahar veya yaz anlatılsada, şiirlerinde mevsim hep sonbahardır.In seinen Gedichten ist immer Herbst, auch wenn sie vom Frühling oder Sommer handeln.
İlkbahar ve sonbahar oldukça uzundur.Frühjahr und Herbst sind ausgesprochen kurz.
Britney boş durmayıp, sonbaharda Las Vegas konserlerine başlayacağını belirtti.Erst im Februar wurde bekannt gegeben, dass das Saisonfinale in Las Vegas stattfinden wird.
2015 sonbaharında Universal Müzik ile anlaştı.Er steht seit August 2015 bei Universal Music unter Vertrag.
Sonbaharda hastalık artar.Die Infektionen finden im Herbst statt.
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Die Arten fruktifizieren im Herbst.
Sonbahar ise doğanın ölümü demektir.Der Tod der Natur Der Tod der Natur.
Sonbaharda yakacak hazırlıkları başlar.Der Horstbau beginnt im Herbst.
Yaz sonuyla sonbaharın başında olgunlaşır.Ihr Maximum liegt zu Beginn des Sommers.
O sonbaharda, İsviçre'de grubuyla bir solo turneye çıktı.Im Juli desselben Jahres gewann er eine Etappe bei der Tour de Suisse.
1871 Sonbaharında babası ölür.Im Herbst 1922 stirbt ihr Vater.
Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür.Seine Fruchtkörper erscheinen in den Sommer- und Herbstmonaten.
Aynı yıl sonbaharda hapisten çıktı, Fransa'ya gitti.Noch im Herbst desselben Jahres begab er sich wieder nach Frankreich.
İlkbahardan sonbahara kadar bulunabilir.Sie kann vom Frühling bis in den Herbst beobachtet werden.
1932 yılının sonbaharında bir kalp krizi geçirdi.Im Jahr 1962 hatte Winter einen Herzinfarkt.
Üreme zamanı sonbahardadır.Paarungszeit ist im Herbst.
En çok yağış alan mevsimler, ilkbahar ve sonbahardır.Die windreichsten Zeiträume sind der Frühling und Herbst.
İlkbahar ve sonbahar ayları genellikle ılıktır ve sonbaharda yağmurlu olabilir.Frühling und Herbst sind häufig regenreich aber mild.
4 parçalık bir demo yayınladılar (ilkbahar, yaz, sonbahar, kış).Das Album ist in fünf Lieder gegliedert (Prolog, Frühling, Sommer, Herbst und Winter.)
O tarihte, şirket 2011 sonbaharında tahmini bir tarih vermişti.Als voraussichtliches Erscheinungsdatum gab die Firma den Herbst desselben Jahres an.
Sonbaharda orman kıpkırmızı oluyor.En automne, la montagne devient entièrement rouge.
1995 yılının sonbaharında,Doubtful Existence adlı ilk demolarını kaydettiler.Durant l'automne 1995, le groupe sort sa première démo intitulée Doubtful Existence.
Leningrad kuşatması 1941 yılının sonbahar başlarında başladı.Le siège de Leningrad commence au début de l'automne 1941.
Sonbahar 2007’de çok beklenen üçüncü albümleri "Trinity" (Тринити)’i piyasaya çıkardılar.En automne 2007, ils sortent leur troisième album très attendu Trinity (Тринити).
2008 Sonbaharından beri, telefon kartlarına ek olarak pullar ve madeni paralarla desteklendi.Depuis l'automne 2008, les timbres et les monnaies ont été ajoutés en plus des télécartes.
Erkekler kızlara göre % 50 daha fazla etkilenirler; krup sonbaharda daha çok görülür.Les garçons sont touchés 50 % plus fréquemment que les filles, et la prévalence est accrue en automne.
Bununla birlikte, ordu yerine getirilmeden yalnızca iki gün önce, 550 yılının sonbaharında hastalandı ve öldü.Mais deux jours après la formation de son armée, au début de l'automne 550, il tombe malade et meurt.
Böylelikle kuzey yarımküredeki yaz mevsimi kıştan 4.66 gün, sonbahardan 2.9 gün daha uzun geçer.En 2006, l'été a été 4,66 jours plus long que l'hiver et le printemps 2,9 jours plus long que l'automne.
2006 sonbaharı itibarıyla ARBA 47 tavşan ırkını ve 13 kobay ırkını tanır.Elle reconnaît 47 races de lapin et 13 races de cobaye.
Sonbahar yaklaştığında ise bu sayı yine düşmektedir.À mesure que l’été approche, il regagne des altitudes plus élevées.
Ancak Germanus, ordunun Balkanlardan ayrılmadan önce 550 sonbaharında aniden öldü.Germanus meurt subitement en automne 550 avant même de quitter les Balkans où l'armée se rassemble.
2011 sonbaharında Fishman, Venedik’te Emile Harvey Vakfı’nda ihtisas dönemini tamamladı.Durant l'automne 2011, Louise Fischman termine sa résidence à la fondation Emile Harvey à Venise.
Buna ek olarak yapımının tamamlanması 2009 yılının sonbaharında beklenmektedir.La réfection de cette centrale devrait être complétée à l'automne 2009.
“Sonbahar sağanaklarının ayı“ anlamına gelir.Son nom signifie « Lune d'automne ».
1991 Sonbaharında, Yeltsin'in yayınladığı üç başkanlık kararnamesi, partinin yasaklanmasına neden oldu.À l'automne 1991, Eltsine émit trois décrets présidentiels résultant en la dissolution du parti.
555 sonbaharında Bizanslı generaller tarafından öldürülen II. Gubaz'ın erkek kardeşidir.Il est le plus jeune frère de Gubazès II, assassiné par les généraux byzantins en automne 555.
2. sezon 2003 yılının sonbahar ayında gösterildi ve aynı yılın son aylarında bitti.Une seconde saison est diffusée durant automne 2003 et s'achève la même année.
Sonbaharda hastalık artar.Il tombe gravement malade à l’automne.
O yılın sonbaharında Mauricius onu Dicle nehri boyunca Pers topraklarını yağmalaması için gönderdi.En automne de la même année, Maurice l'envoie de l'autre côté du Tigre piller le territoire perse,.
Kavad sonra 502-503 sonbahar ve kışında Amida kalesini kuşattı.Il assiège ensuite la ville-forteresse d'Amida au cours de l'automne puis de l'hiver 502-503.
Oyun 2014 sonbaharında PC'ye de çıkmıştır.Le jeu sort également sur PC le 6 février 2014.
Ayrıca çamlar sonbaharda yapraklarını dökmezler.Les champignons ne sont pas absents à l’automne.
Ancak belki de filo basitçe sonbaharda çok geç geldi.L'effeuillaison a lieu tardivement en automne.
Sonbaharda erişkini lekeli kırmızı ve gridir.L'année suivante, elle est disponible en rouge et gris.