1944 sonbaharında, 2.في خريف عام 1944،
1944 sonbaharında, 2.暗い第二次世界大戦中
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.2004년 가을, 저는 다푸르에 갔습니다.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.2004 őszén Darfurba mentem.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.A l'automne 2004, je suis allé au Darfour.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.En otoño de 2004 viajé a Darfur.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.Im Herbst 2004 ging ich nach Darfur.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.In de herfst van 2004 ging ik naar Darfur.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.În toamna lui 2004 am plecat la Darfur.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.Jesienią 2004 roku pojechałem do Darfuru.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.Nell'autunno del 2004 andai in Darfur.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.No outono de 2004, fui a Darfur.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.Vuoden 2004 syksyllä menin Darfuriin.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.Осенью 2004 я поехал в Дарфур.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.През есента на 2004 отидох до Дарфур.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.בסתיו 2004 הלכתי לדארפור.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.في خريف عام 2004 ذهبت إلى دارفور.
2004 sonbaharında Darfur'a gittim.この時は雑誌社の派遣でしたが
2006'nın sonbaharı idi.2006년 가을의 일인데, 저는 그 때
2006'nın sonbaharı idi. Apple'ın neden bir cep telefonu yapmayacağını açıkladım.A fost atunci cand in toamna lui 2006 am explicat de ce Apple n-o sa faca niciodata un telefon mobil.
2006'nın sonbaharı idi. Apple'ın neden bir cep telefonu yapmayacağını açıkladım.C'était à l'automne 2006, j'expliquais pourquoi Apple ne développerait jamais de téléphone portable.
2006'nın sonbaharı idi. Apple'ın neden bir cep telefonu yapmayacağını açıkladım.Denn im Herbst 2006 erklärte ich noch, warum Apple nie ein Mobiltelefon herausbringen würde.
2006'nın sonbaharı idi. Apple'ın neden bir cep telefonu yapmayacağını açıkladım.Het was in de herfst van 2006, ik legde uit waarom Apple nooit een mobieltje zou maken.
2006'nın sonbaharı idi. Apple'ın neden bir cep telefonu yapmayacağını açıkladım.Jesienią 2006 roku, argumentowałem dlaczego Apple nigdy nie zajmie się komórkami.
2006'nın sonbaharı idi. Apple'ın neden bir cep telefonu yapmayacağını açıkladım.Это случилось, когда осенью 2006 года я объяснил, почему "Apple" никогда не создаст мобильный телефон.
2006'nın sonbaharı idi.E' stato quando nell'autunno del 2006.
2006'nın sonbaharı idi.Fue en el otoño del 2006.
2006'nın sonbaharı idi.Беше през есента на 2006-а.
2006'nın sonbaharı idi.זה היה בסתיו 2006,
2006'nın sonbaharı idi.كان ذلك في خريف 2006
2006'nın sonbaharı idi.どうしてアップルが携帯事業に進出しないか 説明していました
2007 sonbaharında, müdürümüz Fyodor bize Wargaming stüdyosuna katılacağımız müjdesini verdi.그때가 2007년 가을이었는데, 디렉터인 표도르(Fyodor)가 우리가 워게이밍 스튜디오(Wargaming studio)에 들어간다는 희소식을 알려줬어요
2007 sonbaharında, müdürümüz Fyodor bize Wargaming stüdyosuna katılacağımız müjdesini verdi.A na jesieni 2007 roku nasz dyrektor Fyodor poinformował nas, że dołączamy do studia Wargaming.
2007 sonbaharında, müdürümüz Fyodor bize Wargaming stüdyosuna katılacağımız müjdesini verdi.Puis en automne 2007, notre directeur, Fyodor, a annoncé que nous allions rejoindre le studio Wargaming.
2010 sonbaharýnda kuruldu.Và rồi điều này xảy ra:
2010 sonbaharýnda kuruldu.بدأت في خريف 2010
2010 sonbaharýnda kuruldu.でも設立したのは2010年の秋でした。 アーロンはこの国の政府レベルの 社会正義問題に関わる
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanAl ben je het laatstje herfst blaadje dat aan de boom hangt
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanHvis du var det sidste efterårsblad der hang på træet
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanJeżeli będziesz, ostatnim jesiennym listkiem wiszącym na drzewie.
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanJika kau harus menjadi daun musim gugur terakhir yang tergantung di atas pohon
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsan만약 당신이 지난 가을의 나무에 매달린 마지막 잎새가 되어야 한다면
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanOm du skulle vara det sista höstlövet hängandes från trädet
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanSe fores a última folha do outono pendurada duma árvore
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanSelbst wenn du das letzte Herbstblatt bist, das vom Baum hängt
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanSi tu devez être la dernière feuille d'automne encore accrochée à l'arbre
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanЕсли б ты была последним осенним листом на веточке,
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsanאם תהיי עלה הסתו האחרון התלוי על העץ
Ağaçtan sarkan, en son sonbahar yaprağı bile olsan僕はここで、風が君を僕の所に届けてくれるまで持っているよ
- Ama o sonbahardan da sonra.- Ale to je až na jeseň!
- Ama o sonbahardan da sonra.- Ale to je až na podzim!
- Ama o sonbahardan da sonra.Maar... dan moet ik tot de herfst wachten.
- Ama o sonbahardan da sonra.Ma č in autunno.
- Ama o sonbahardan da sonra.Ама това е чак наесен!
Ancak bu 95"in sonbaharındaydı, ve sonra, kış geçti, dedi ki; "anlarsın, yeteri kadar iyisin.그런데 이때가 95년 가을이었어요. 겨울이 찾아오기 전이었죠 그가 말했어요. "에이미, 너는 충분히 잘한단다.
Ancak bu 95"in sonbaharındaydı, ve sonra, kış geçti, dedi ki; "anlarsın, yeteri kadar iyisin.Aber das war im Herbst '95 und dann als der Winter anbrach, sagte er, "Weißt du, du bist gut genug.
Ancak bu 95"in sonbaharındaydı, ve sonra, kış geçti, dedi ki; "anlarsın, yeteri kadar iyisin.Ale to byl podzim 1995. A pak, když se blížila zima, řekl: "Víš, už jsi dost dobrá.
Ancak bu 95"in sonbaharındaydı, ve sonra, kış geçti, dedi ki; "anlarsın, yeteri kadar iyisin.Była jesień 1995. Kiedy zbliżała się zima, trener powiedział...
Ancak bu 95"in sonbaharındaydı, ve sonra, kış geçti, dedi ki; "anlarsın, yeteri kadar iyisin.C'était l'automne 95 mais quand l'hiver est arrivé, il m'as dit " Tu sais, tu es assez bonne.
Ancak bu 95"in sonbaharındaydı, ve sonra, kış geçti, dedi ki; "anlarsın, yeteri kadar iyisin.Dar asta era în toamna anului 1995 şi atunci, cu iarna foarte aproape, el a zis "Ştii, eşti destul de bună.