Ana içeriğe geç
Sözlük

sonbahar ile cümle

sonbahar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
2010 sonbaharından beri yeni logoyu kullanmaktadır.Sinds 2012 gebruikt de organisatie een nieuw logo.
Buna ek olarak yapımının tamamlanması 2009 yılının sonbaharında beklenmektedir.Voorlopig staat de release gepland voor de herfst van 2009.
On aylık bir gebelik süresinden sonra sonbaharda yavrularlar.In de zomer worden zij vergezeld door tienduizenden muggen; in de herfst door knutten.
Yılda iki kez tekrarlanır - İlkbahar Ekinoksu ve Sonbahar Ekinoksu.Dit doet hij tweemaal per jaar, een keer in het voorjaar en een keer in het najaar.
Jupiler Tauro, 2008 sonbaharında piyasaya sürüldü.Jupiler Tauro werd in het najaar van 2008 op de markt gebracht.
Erkekler kızlara göre % 50 daha fazla etkilenirler; krup sonbaharda daha çok görülür.Mężczyźni chorują na krup o 50% częściej niż kobiety; krup występuje częściej jesienią.
Karşılaştırıldığında sonbahar yolculuklarının yaklaşık 26 günde tamamlandığı görülür.Dla porównania jesienną wędrówkę odbywają w około 26 dni.
Delacroix, bu resmi 1830 yılının sonbaharında yapmıştır.Delacroix skończył malować swoje dzieło jesienią 1830.
Sonbahar ıslak ve rüzgarlıdır.Jesień jest wilgotna i wietrzna.
Leningrad kuşatması 1941 yılının sonbahar başlarında başladı.Oblężenie Leningradu rozpoczęło się wczesną jesienią 1941 roku.
2012 sonbaharında Nitte Valo ailesel sebeplerle gruptan ayrıldığını duyurdu.Jesienią 2012 roku Nitte Valo odeszła z grupy ze względów rodzinnych.
1995 sonbaharında, domuz çiftçisi Henry O. Godwinn ile rekabete başladı.Pod koniec 1995, Levesque zaczął feud z farmerem Henrym O. Godwinnem.
Perikles MÖ 429 yılının sonbaharında hastalıktan öldü.Perykles zmarł wskutek zarazy jesienią 429 r. pp. n.e.
Sovyet savaş esirlerinin toplama kamplarına en büyük nüfusu 1941 sonbaharında görüldü.Największy napływ sowieckich jeńców do obozów koncentracyjnych zanotowano jesienią 1941.
Sonbaharı ve baharı çok kısa sürer.Wiosna i jesień bardzo krótkie.
Genellikle kışın ve sonbahar aylarında giyilir.Najczęściej jest noszony zimą bądź jesienią.
1922 yılı Sonbaharında NSDAP Müdür Yardımcısı olmuştu.Jesienią 1922 został drugim sekretarzem NSDAP.
Albüm çalışmalarına sonbaharda başladı.Artystka zaczęła nad nim pracę na jesieni.
DVD-R formatı Pioneer tarafından 1997'nin sonbaharında üretildi.Standard DVD-R został wprowadzony jesienią roku 1997 przez firmę Pioneer Corporation.
Sonbaharda tekrar köye inilir.Jesienią powracają znowu pod ziemię.
1386 yılınan geç sonbaharında, Timur'un büyük bir ordusu Gürcistan'a saldırmıştır.Późną jesienią 1386 wielka armia Timura zaatakowała Gruzję.
Esir kamplarında meydana gelen ölümler 1941 sonbaharı ile 1942'nin ilk çeyreği arasında zirveye ulaştı.Śmiertelność w obozach wzrastała od jesieni 1941, aby osiągnąć punkt szczytowy w pierwszym kwartale 1942 roku.
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Owocniki dojrzewają jesienią.
Sonbaharda olgunlaşır.Dojrzewa jesienią.
Yazın yaylaya çıkışlarda sonbaharda da yayladan dönüşlerde vartovar (Vartavar) eğlenceleri yapılır.W okresie letnim może być wystawiony na zewnątrz pomieszczeń (po zahartowaniu).
Çiftleşme sezonu sonbaharda başlar.Okres wegetacyjny rozpoczyna się jesienią.
Sonbahar yağmurlarından sonra yetişir.Pojawia się jesienią po deszczach.
İlkbahardan sonbahara kadar bulunabilir.Można go spotkać od wczesnej wiosny do jesieni.
Yağışın % 27,6'sı ilkbaharda, %7'si yazın, %21,4'ü sonbaharda, % 44'ü kışın düşer.Na zimę przypada 24,1% dni wietrznych, wiosnę 26,4%, lato 26,6%, a jesień 22,9%.
Dişiler bazen sonbahar sonuna kadar hayatta kalabiliyor.Stare owocniki czasami utrzymują się do następnego roku.
1943 sonbaharında partiye bağlı 4.500 silahlı askerin olduğu bilinmektedir.W styczniu 1943 r. na Wołyniu było 650 sowieckich partyzantów.
Sonbahar mevsiminde Afrika'ya göç eder.W sierpniu odlatują do wschodniej Afryki.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.Pozwolił na przysyłanie paczek żywnościowych i odzieży na zbliżającą się zimę.
1917 sonbaharında Rusya’ya döndü.W listopadzie 1917 powrócił do Rosji.
Mevsim Yaz Kış Mevsimi Cami Sonbahar Köyümüz Karayolundan GörünümWiosną Latem Jesienią - hala Łuczniczka Zimą Bydgoska Gospodarka Komunalna.
Son dönemi olan 1973 sonbaharında ise 11 numarayı giydi.Przed 1937 rokiem nosiła numer 3?.
2005 sonbaharında grup ara verdi.Jesienią 2005 roku zespół opuściła Swiatłana Suhaka.
1921 sonbaharında Diyarbekir'e gitti.Jesienią 1919 roku wystawiał w Salonie Jesiennym.
Ayrıca sonbaharın Eylül güzelliği de görmeğe degerdir.Czuję, że zbliża się jesień mojego życia.
İlkbahar ve sonbaharda da yağışlar kendini yağmur şeklinde göstermektedir.Wiosna i jesień w ostatnim dziesięcioleciu charakteryzuje się obfitymi opadami deszczu.
Uzun bir yolculuktan sonra, 1600'ün sonbaharında Prag'a (Bohemya) vardılar.Następnie popłynął dalej na południe i 16 stycznia dotarł do Culebra w Puerto Rico.
1944 sonbaharında, Karpat-Rutenyası'nın doğu ve kuzey bölgeleri Kızıl Ordu tarafından işgal edildi.1944 r., kiedy Połock i okoliczne obszary zostały zajęte przez Armię Czerwoną.
Aynı yıl sonbaharda hapisten çıktı, Fransa'ya gitti.We wrześniu tego samego roku opuścił kraj i wyjechał do Niemiec.
İlkbahar veya yaz anlatılsada, şiirlerinde mevsim hep sonbahardır.W niektórych przypadkach trudno jest ustalić, czy dany wiersz opisuje jesień, czy przedzimie.
Yeni stadyum çalışmaları 1994 yılının sonbaharında başladı.Prace ziemne nad nową śluzą rozpoczęto jesienią 1996.
Ordu, MÖ 481 yılının yaz ve sonbahar aylarında Önasya'da toplandı.Pułk walczył na Litwie przez całą wiosnę i lato.
Birinci uçma zamanı Nisan, ikincisi Temmuz, üçüncüsü ise Sonbaharda yapar.Pierwsza impreza odbywa się w czerwcu, druga w maju, a trzecia jesienią.
Bütün dağ sonbaharda renk değiştirir.Cała góra zmienia jesienią kolor.
124 Sonbaharında Eleusinian Gizemleri'ne katılma zamanında geldi.Han anlände på hösten 124 i tid för att delta i de eleusinska mysterierna.
Havalimanı 2004 yılının sonbaharında yenilenmiştir.Flygplatsen renoverades hösten 2004.
Nümayiş ve yuva yapma sonbaharda da tekrarlanır.Uppvisningen och bobygget upprepas på hösten.
498 - Turambar ve Níniel sonbaharda evlenir ve Turin o yıl bitmeden savaşa gider.498: Túrin gifter sig med Niniel under hösten och innan årets slut fortsätter han kriga.
2004 Sonbaharında, yalnızca 10 yaşındayken, Staraoke adlı Fin çocuk şarkı yarışmasını kazanmıştır.År 2004, då hon endast var tio år gammal, vann hon Staraoke, en finländsk sångtävling för barn.
Erkekler kızlara göre % 50 daha fazla etkilenirler; krup sonbaharda daha çok görülür.Män drabbas dubbelt så många gånger som kvinnor, och krupp är vanligare på hösten.
495 - Sonbaharda Nargothrond düşer; Orodreth ve Gwindor ölür.495: Nargothrond faller, Orodreth och Gwindor förgås.
MÖ 40 yılı sonbaharında, Octavianus ve Antonius Brundisium antlaşmasını imzaladılar.Hösten 40 förlikades Octavianus och Antonius med fördraget i Brundisium.
Edvard Grieg 1907 sonbaharında 64 yaşındayken uzun bir hastalık döneminin ardından hayatını yitirdi.På hösten 1907 avled Edvard Grieg efter en lång tids sjukdom.
1942 Sonbahar'ında ilk uçak buraya indi.År 1942 landade det första planet.
Seçimlerin normal olarak 1992 sonbaharında yapılması gerekiyordu.Valet skulle ursprungligen ha arrangerats hösten 2008.
Sonbaharda Japon Zelkovaları İlkbaharda bir Japon Zelkovası dalı.Japansk grävling har sin parningstid under våren.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod