Pers Ordusu MÖ 481 yılının yaz ve sonbahar aylarında Anadolu'da toplanmıştır.تجمع الجيش الفارسي في آسيا الصغرى في صيف وخريف عام 481 ق.
Aynı yıl sonbaharda hapisten çıktı, Fransa'ya gitti.في نفس السنة انتقل من مكان عمله وبلده إلى فرنسا.
Sonbaharda ise fasulye benzeri tohumlar bırakır.في حزيران تبقى الذرة مثل الخيزران.
Karakurum karayolunun seyahat etmeye en uygun zamanları, ilkbahar ve sonbaharın başıdır.قد يكون أفضل وقت لزيارة إقريطش هو فصلا الربيع والخريف.
Sonbaharda yapraklar kahverengiye döner.في فصل الخريف تصبح الأوراق بنية
İki taraf da sözlerini tutmadı ve savaş 1015 sonbaharında yeniden patladı.Nenhum dos lados manteve suas promessas e a guerra eclodiu novamente no outono de 1015.
Globe, 1599 sonbaharında, sergilenen ilk oyunlardan biri olan Julius Caesar ile açıldı.The Globe foi inaugurado no outono de 1599, com Júlio César, uma das primeiras peças encenadas.
Müttefikler, 16 Kasım'da "Kraliçe" adlı geniş kapsamlı bir sonbahar saldırısı başlattı.Em 16 de novembro, os Aliados iniciaram uma grande ofensiva de outono chamada Operação Rainha.
Aynı zamanda Bulgarlar Trakya'ya vurmaya devam ettiler fakat 812 yılının sonbaharında barış teklif ettiler.Neste ínterim os búlgaros continuaram seus ataques até que no outono de 812 foi-lhes oferecida a paz.
Kıza adını sorduğunda, kızın cevabı “Autumn” (Sonbahar) olur.Ele lhe pede o nome dela, e ela responde: "Autumn" ("Outono", em inglês).
1860 sonbaharında Iowa’ya döndü.Ele retornou a Iowa no outono de 1860.
Johansson ile 2013 sonbaharında tanışan Jonze, kendisiyle dört ay kadar çalıştı.Johansson conheceu Jonze, na primavera de 2013 e trabalhou com ela por quatro meses.
1994'ün sonbaharında Lawler, Donik The Clown’la feuda başladı.No outono de 1994, Lawler iniciou um feud com Doink the Clown.
Delacroix, bu resmi 1830 yılının sonbaharında yapmıştır.Delacroix pintou A Liberdade no outono de 1830.
Ancak Germanus, ordunun Balkanlardan ayrılmadan önce 550 sonbaharında aniden öldü.Germano, contudo, morreu subitamente no outono de 550, antes do exército deixar os Bálcãs, onde foi montado.
Erkekler kızlara göre % 50 daha fazla etkilenirler; krup sonbaharda daha çok görülür.Os machos são afetados 50% mais freqüentemente do que as fêmeas, e há uma prevalência aumentada no outono.
Sonbaharda, ağaçlar sarıyı renk değiştiryorlar ve yapraklarını kaybediyorlar.No outono as árvores ficam amareladas e liberam suas folhas.
Yaprakları sonbaharda sarı renge döner.No outono tornam-se claras, de coloração amarelo suave.
İlkbahar ve sonbaharda birçok çeşit göçmen kuş, Almanya'dan geçer.Várias aves migratórias cruzam a Alemanha na primavera e no outono.
Ağustos ayında Latin İmparatorluğu'ndan henüz alınmış Konstantinopolis'te 1261 yılının sonbaharında doğmuştur.Ele nasceu no outono de 1261 em Constantinopla, que acabara de ser reconquistada do Império Latino em agosto.
Nisan ayında çiçek açar, meyvesi sonbaharda olgunlaşır.Floresce na Primavera e os frutos amadurecem no Outono.
Sonbaharda yapraklar parlak sarı renge döner ve hemen sonra (1-15 gün arasında) dökülürler.Estes cogumelos são cultivados em palha de arroz camas colhidos imaturos e, antes de abrir as tampas.
İlkbahar ve sonbahar oldukça uzundur.A primavera e o outono são bem breves.
Karakurum karayolunun seyahat etmeye en uygun zamanları, ilkbahar ve sonbaharın başıdır.A melhor época para circular pela estrada do Caracórum é a primavera e o início do outono.
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Seus frutos amadurecem no outono.
Yahudi Sorunu Üzerine (Almanca: Zur Judenfrage) 1843 sonbaharında Karl Marx tarafından yazılan makale."Sobre a Questão Judaica" (em alemão: "Zur Judenfrage") é um ensaio de Karl Marx escrito no outono de 1843.
Şehir sonbahar aylarında bazen hortumlar da taşıyabilen süper hücrelerce vurulmaktadır.No outono a cidade se vê ameaçada, muitas vezes, por tufões.
Sonbaharda Japon Zelkovaları İlkbaharda bir Japon Zelkovası dalı.As vendas japonesas fortes levou a uma turnê no outono de 1998.
Sonbahar 2018'de Teletoon'da yayınlanacaktır. ^A série irá ao ar no canal Teletoon no Outono de 2018.
O yılın sonbaharında Mauricius onu Dicle nehri boyunca Pers topraklarını yağmalaması için gönderdi.No outono daquele ano, Maurício enviou-o com Romano através do rio Tigre para pilhar o território persa.
2005 yılının sonbaharında grup, Gwen Stefani ile beraber tura çıktı.No outono de 2005, o Black Eyed Peas saiu em turnê com Gwen Stefani.
Karşılaştırıldığında sonbahar yolculuklarının yaklaşık 26 günde tamamlandığı görülür.Por comparação, a viagem do Outono dura em média 26 dias.
Düğünler genellikle sonbahar mevsiminde yapılmaktadır.As cerimônias de premiação são geralmente realizadas no outono.
O sonbaharda, İsviçre'de grubuyla bir solo turneye çıktı.No outono daquele ano, ela fez uma tourné a solo por toda a Suíça.
Mehtap Elaidi’nin 2013-2014 Sonbahar/Kış defilesinde podyumlara dönmüştür.Ela também modelou para a Miu Miu em suas campanhas de Outono/Inverno 2014 e 2015.
1942 sonbaharında Yahudi olmayan 7,000 Çek, Naziler tarafından şehirden çıkarıldı.Os 7.000 tchecos não-judeus que viviam em Theresienstadt foram expulsos pelos nazistas na primavera de 1942.
2015 sonbaharında Universal Müzik ile anlaştı.No outono de 2015, a banda assinou com a Universal.
EKP (CPSU), 21. Parti Kongresi'ni 1990 sonbaharında gerçekleştirmiştir.O VII Congresso (extraordinário) do PCP realiza-se a 20 de Outubro.
1995 yılının sonbaharında,Doubtful Existence adlı ilk demolarını kaydettiler.In het najaar van 1995 hebben ze hun eerste demo opgenomen Doubtful Existence.
Perikles MÖ 429 yılının sonbaharında hastalıktan öldü.Perikles stierf aan de pest in de herfst van 429 v.Chr.
Sonbahar yaklaştığında ise bu sayı yine düşmektedir.Na de winterslaap begint deze cyclus opnieuw.
Sonbahar yağışı azdır ancak;büyük önem taşır.Even ten noorden van Store (grote) Darum ligt Lille Darum (kleine Darum).
İlkbahar ve Sonbahar Döneminde savaşlar önemli derecede artmıştır.In de periode van Lente en Herfst nam de oorlogvoering exponentieel toe.
Oyun 2014 sonbaharında PC'ye de çıkmıştır.Februari 2012 is het spel ook uitgebracht voor de pc.
Aynı yıl sonbaharda hapisten çıktı, Fransa'ya gitti.Nog in december van hetzelfde jaar vertrok hij naar Frankrijk.
1944 yılının sonbaharı Finlandiya için çok zor geçmiştir.Vooral de herfst van 1944 was zorgelijk.
Sonbahar, genellikle ilkbahardan daha sıcak geçer.De herfst is warmer dan het voorjaar.
1165 yılı sonbaharında, Manuel, Béla ve kızını kendi varisleri ilan etti.In 1165 benoemde Manuel I Komnenos zijn dochter en Béla tot officiële troonopvolgers.
Kıza adını sorduğunda, kızın cevabı “Autumn” (Sonbahar) olur.Ze antwoordt ‘ja’ en daarom vraag Tom haar naam en zij antwoordt: ‘Autumn’.
1942 Sonbahar'ında ilk uçak buraya indi.Het eerste vliegtuig landde in januari 1942.
1934 Sonbaharında Hermann Göring ile tanıştı.In 1937 ontmoette hij Hermann Göring.
Özellikle ilkbahar-sonbahar döneminde köyün kış nüfusu ortalama 5 kat artmaktadır.In het hoogseizoen, vooral in de winter, bedraagt het aantal inwoners tussen de 5.000 en 10.000.
Sonbaharda, ağaçlar sarıyı renk değiştiryorlar ve yapraklarını kaybediyorlar.Vroeg in de lente kleuren de bladeren van de bomen donkergeel en vallen ze uit.
Erkekler kızlara göre % 50 daha fazla etkilenirler; krup sonbaharda daha çok görülür.De ziekte treft 50% meer mannen dan vrouwen, en in de lente is de prevalentie het hoogst.
Ve 2003 sonbaharında düzenlendi.Het programma was in het najaar van 2003 op de buis.
1386 yılınan geç sonbaharında, Timur'un büyük bir ordusu Gürcistan'a saldırmıştır.In de late herfst van 1386 viel Timoer met een reusachtig leger Georgië binnen.
Güveler geç sonbahar veya erken ilkbaharda uçar.De vlinders vliegen in de late herfst of het vroege voorjaar.
1996-2002 yılları arasında fuar yılda İlkbahar ve Sonbahar ayları olmak üzere iki kez düzenlenmekteydi.Van 1996 tot 2001 werd het evenement tweemaal per jaar gehouden, in het voor- en najaar.
Sonbahar'ın geri kalanında, Hava Kuvvetleri sonuna kadar dövüştü...Tegen het einde van de zomer was het Zuidelijke leger klaar om verder te vechten.
2010 sonbaharında ise tekrar antrenmanlara başladı.In het najaar van 2015 hervatte ze haar trainingen.