(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(Inilah pernyataan terakhir yang telah membuat seluruh partai terlihat begitu serius dan cemas.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(이는 만들 었네 마지막 말을했습니다 그 파티가 너무 심각하고 불안해 보여.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(Se oli tämä viimeinen huomautus, joka oli tehnyt Koko puolue näyttää niin vakava ja ahdistunut.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(To bolo to posledné poznámku, že robil Celá spoločnosť sa tak vážna a úzkosti.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(To bylo to poslední poznámku, že dělal Celá společnost se tak vážná a úzkost.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(To je bil to zadnji pripombo, da je uspel narediti celotno stranko videti tako groba in zaskrbljeni.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(To właśnie ta ostatnia uwaga, która uczyniła cała strona wygląda tak poważne i niepokój.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(Ήταν αυτή η τελευταία παρατήρηση που είχε κάνει την ολόκληρο το κόμμα ματιά τόσο σοβαρή και ανήσυχοι.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(Именно это последнее замечание, что сделал всей партии выглядят настолько серьезна, и тревожно.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(Саме це останнє зауваження, що зробив всієї партії виглядають настільки серйозна, і тривожно.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(Това беше тази последна забележка, които са направили цялата страна изглежда толкова сериозна и нетърпеливи.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(זו היתה ההערה האחרונה כי עשה את החבורה רציני כל כך וחרדה).
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(وكان هذا التصريح الأخير الذي أدلى الحزب كله تبدو خطيرة للغاية والقلق.)
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)全当事者は、その墓と心配そうな顔をする。) アリスは、それは公爵夫人に属している'と言うが他には何も考えることができます:あなたが思う
Küllerini güllerin altına dökmeden onun son sözlerini okuayacaktır.Ei au fost creaturi primitive De fapt, se numește încă creierului reptila.
Küllerini güllerin altına dökmeden onun son sözlerini okuayacaktır.leer este epílogo antes de que esparzan las cenizas alrededor de las rosas.
Küllerini güllerin altına dökmeden onun son sözlerini okuayacaktır.バラの花のなかに灰を撒く前に、この遺言を読んで欲しいと 1981年、妻ハンネローアと私は、アイルランドで平和と調和の中に生きる決意をしました
"Olanların bir parçası olmak istiyorum". Ama Matmazel daha son sözünü söylememişti..."A történet része akarok lenni." - a Mademoiselle még messze nem ért karrierje végére.
"Olanların bir parçası olmak istiyorum". Ama Matmazel daha son sözünü söylememişti..."ich möchte die Zukunft mitgestalten", hatte noch längst nicht ihr letztes Wort gesprochen ...
"Olanların bir parçası olmak istiyorum". Ama Matmazel daha son sözünü söylememişti..."Jag vill vara delaktig i vad som händer" hade fröken Chanel långt från sagt sitt sista ord ...
"Olanların bir parçası olmak istiyorum". Ama Matmazel daha son sözünü söylememişti..."je veux être de ce qui va arriver" était loin d'avoir dit son dernier mot...
"Olanların bir parçası olmak istiyorum". Ama Matmazel daha son sözünü söylememişti...Ma colei che amava affermare voglio appartenere a ciò che accadrà non aveva ancora detto l'ultima parola...
"Olanların bir parçası olmak istiyorum". Ama Matmazel daha son sözünü söylememişti..."Želim biti del dogajanja, " je Mademoiselle bila daleč od tega, da je spregovorila zadnjo besedo ...
"Olanların bir parçası olmak istiyorum". Ama Matmazel daha son sözünü söylememişti..."быть частью событий", еще предстояло сказать свое последнее слово...
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Ce ne sont pas les derniers mots que je vais partager.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Det här är inte de sista orden jag kommer säga.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Dies sind nicht die letzten Worte, die ich sagen werde.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Disse er ikke de sidste ord jeg vil dele.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Dit zijn niet de laatste woorden die ik deel.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Estas não serão as últimas palavras que partilho.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Estas no son las últimas palabras que compartiré.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Ezek nem az utolsó szavak, amiket kimondok.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Ini bukanlah kata-kata yang akan saya bagikan
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.이게 제가 마지막으로 드릴 말씀도 아니구요
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Những lời này cũng không phải là những lời cuối cùng của tôi
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Nu-i ultimul cuvânt pe care-l voi oferi.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Queste non sono le ultime parole che condividerò.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Tohle nejsou poslední slova, o která se dělím.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.To nie są moje ostatnie słowa.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.To niso zadnje besede, ki jih delim.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Toto nie sú posledné slová, o ktoré sa delím.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Αυτές δεν είναι οι τελευταίες λέξεις που θα μοιραστώ.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.И я скажу ещё много слов.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Това не са последните думи, които ще споделя.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.Це не останні слова якими я поділюся.
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.وهذه ليست الكلمات الاخيرة التي سوف اشاركها معكم
Paylaşacağım son sözler de değil bunlar.でも 万一のため 今回をきちんとやろうと
Size son sözüm bu olacak. Hayatı yorucu hale getirdik.Ние сме превърнали живота в ужасно нещо.
Size son sözüm bu olacak.[Jiddu Krishnamurti]
Size son sözüm bu olacak.Vedi abbiamo reso la vita una cosa tediosa, vivere.
Size söylemek istediğim son söz, inandığım ve Mısırlıların doğruluğunu ispatladığı bir şey:Aquilo com que vos deixo é uma expressão em que acredito, e que os egípcios provaram ser verdade:
Size söylemek istediğim son söz, inandığım ve Mısırlıların doğruluğunu ispatladığı bir şey:마지막으로 말씀드리고 싶은 것은 이집트인들이 사실임을 증명했다고 믿는 표현입니다.
Size söylemek istediğim son söz, inandığım ve Mısırlıların doğruluğunu ispatladığı bir şey:Mon dernier mot pour vous est une déclaration en laquelle je crois, que les Égyptiens ont rendue vraie.
Size söylemek istediğim son söz, inandığım ve Mısırlıların doğruluğunu ispatladığı bir şey:W ostatnich słowach, przekażę wam myśl, której prawdy dowiedli Egipcjanie:
Size söylemek istediğim son söz, inandığım ve Mısırlıların doğruluğunu ispatladığı bir şey:והוא לא תלוי בכל הפרטים הקטנים. אסיים במשפט שאני מאמין בו
Size söylemek istediğim son söz, inandığım ve Mısırlıların doğruluğunu ispatladığı bir şey:آخر كلمة أقولها لكم هي مقولة أثبت المصريون صحتها
Size söylemek istediğim son söz, inandığım ve Mısırlıların doğruluğunu ispatladığı bir şey:エジプト人が真実であると証明したように 民衆の持つ力は 権力を持つ人々の力よりも
Son olarak, son sözler.Akhirnya, kata terakhir.
Son olarak, son sözler.A nakonec poslední slova.
Son olarak, son sözler.Enfin, les derniers mots.