Özellikle, görünür ya da somut olmayanın var olduğu söylenebilir mi?Ich kann nur sagen, ob ich etwas gut finde oder nicht.
Siyasi Tarih, uluslararası ilişkilercilere gerekli somut bilgi ve verileri sunar.Die Notwendigkeit einer politischen Geschichtsschreibung von den internationalen Beziehungen.
Her şey somut.Alles ist Dunst.
Eserlerinde soyut ve somut sanatı aynı resimde birleştirmektedir (Weberizm).Dabei wird die Staatskunst mit der Webkunst verglichen (Weber-Gleichnis).
Bu ziyaretin en somut sonuçlarından biri Kayseri'de bir bez fabrikasının kurulması oldu.Um ihm die letzte Ehre zu erweisen, wurde in Cizre ein Besucherzelt aufgestellt.
İşlerini strateji ve politikaların yazılı ifadeleri somutlaştırır.Sie richten ihr politisches Handeln an sogenannten Leitlinien und Grundsatzprogrammen aus.
İçeride değil, dışarıda - somutta.Dedans - Dehors.
Bu düşüncenin özelliği, soyut teoriden somut pratiğe geçilmesini önermesidir.Ils n'ont comme idée fixe que de passer de la théorie à la pratique.
Bu veriler, güneş enerjisi kullanımının önemini somut bir şekilde ortaya koymaktadır.Cela entraîne par déduction la croissance des utilisations des énergies solaires.
Beauvoir kadınların özgür olma yetilerini sınırlandıran somut bir durum içinde yer aldıklarını savunur.Beauvoir analyse dans cette partie les attitudes que les femmes adoptent souvent pour fuir leur liberté.
Varsayım somut bir gereksinmeden kaynaklanmaktadır.Dans ce cas, la conclusion ne découle pas nécessairement des prémisses.
Bu şu benzetmeyle de somutlaştırılır: bir tencere su gibi, tencereyi önce ocağa koyarsın, daha sonra pişer.Elle est semblable à une eau que Nous faisons descendre du ciel; la végétation de la terre se mélange à elle.
Fakat ittifak için somut bir adım atılmadı.La ligue n'a pas tenu un repêchage d'expansion.
Süreç somut olarak şu şekilde işler.El proceso funciona así.
Bu yapımda, gerçek hayatta olduğu gibi, anne ve kızı birlikteliğini somutlaştırmışlardır.En esa misma aventura, madre e hija se reconciliaron.
Soyut olmayan, yani fiziksel varlıklara verilen isimlere ise "somut isim" denir.Para creyentes y no creyentes esto tiene un nombre que se llama Milagro.
En somut amacı toplumu korumak ve devletin üzerinde kontrol sağlayacağı şekilde geliştirmektir.Es la persona que tiene la facilidad de conducir y buscar desarrollo para la comunidad.
Hack yapıldığına dair somut bir delil bulunamadı. grup saldırı gerçekleştirdiğini iddia etti.Rumores no demostrados aseguran que pudo ser asesinado.
Çağdaş Feminist Kuramında Somutlaşma ve Cinsel Farklılık.Embodiment Y diferencia Sexual en Teoría Feminista Contemporánea.
Ekonomi açısından, sermaye malları somut mülkiyettir.Por ser de propiedad municipal las cuotas de ingreso son muy accesibles.
İçeride değil, dışarıda - somutta.No posesión, o desapego (aparigraja).
İnsan varlığının somutdışı ve nesnesel olmayan kısmı.No hay nada externo o independiente de la persona.
Dünya düzeni içinde somut ve dengeli bir konumu vardır.Essa ha una posizione solida e stabile nell'ordine mondiale.
Son iki bölüm olan beşinci ve altıncı bölümlerdeyse sistemin somut bir açıklamasına yer verilmiştir.Il quinto ed il sesto libro contengono la concreta esposizione del nuovo sistema.
Bir Maasainin yaşamının sona ermesinde ise somut bir tören uygulanmaz.Infatti, nessun'altra commedia del periodo si chiude con un omicidio.
Felsefede somut, algılanabilir ve denenebilir olay ve nesne demektir.Infatti, ciò che un filosofo propone o è sensibile o intelligibile.
Bu durum bir bakıma Iran ve Orta Asya’daki yapı tekniklerinden kopmanın en somut örneğidir.Diventa il prototipo delle torri funerarie di Iran e Asia centrale.
Bunun nedenleri aslında çok da somut değil aslında.Ad essere sinceri è molto sciolto, signore.
Beni somut dünyevi kazanımlar pek ilgilendirmiyor.Меня не интересует материальная выгода.
Dünya düzeni içinde somut ve dengeli bir konumu vardır.Фермер обладает твердой, стабильной позицией в мироустройстве.
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Само по себе это не означает ничего неясного или противоречивого.
İçeride değil, dışarıda - somutta.Наружная — наружу, внутренняя — вовнутрь.
Somut nitelemeler pek fazla yapılmamış ancak soyut yönü üzerinde daha çok durulmuştur.Все они ни к чему не привели, лишь сильнее обнаружили взаимную вражду.
Einstein senkronizasyonunun uzlaşımcılığının somut tartışmaları Reichenbach'a dayanır.Основное обсуждение конвенционализма синхронизация Эйнштейна объясняется Райхенбахом.
Yıl sonundaki görüşmeden somut bir sonuç çıkmayınca, sonraki yılda tekrar görüşülmek üzere ertelendi.Если дерево не полностью очищено за раз, возвращается к нему на следующий день.
Her şey somut.Все остолбенели.
Ekonomi açısından, sermaye malları somut mülkiyettir.Владение — недвижимое имущество.
Çeşitli eter teorileri ortam ve madde konularını somutlaştırmaktadır.Различные теории эфира воплощают различные концепции этой среды или вещества.
Ağaç, bu bağlamda somut bir nesnedir.Он лишь дух, привязанный к этому месту.
Dünya düzeni içinde somut ve dengeli bir konumu vardır.المزارع لديه موقف ثابت ومستقر في النظام العالمي.
Kamu politikası genellikle "anayasalar, yasama eylemleri ve yargı kararlarında" somutlaştırılmıştır.وتتجسد السياسة العامة عادة "في الدساتير، والقوانين التشريعية، والقرارات القضائية".
Şöyle der: “Aydınlar somut olmak zorundadırlar.من آثاره: «الأنوار الحسينية».
Somut bir konu ve mekan yoktur.لا مكان للصدفة والظروف في ذلك .
Somut düşünme-soyut düşünme.ولا تمش متبختراً متكبراً.
Dolayısıyla, somutlaşmış bir aracının bir örneğidir.على سبيل المثال، نشوء رائحة السيارة الجديدة.
Süreç somut olarak şu şekilde işler.آمن بالطريقة التي تجري بها الامور.
Her şey somut.Tudo inócuo.
Ağaç, bu bağlamda somut bir nesnedir.A cor está entre as coisas que tem a ver com isso.
Somut, edebiyat dergisi.NAMBLA Journal, revista literária.
BU belge Heisinberg 'in teorilerini somut matematiksel bir alana taşımıştır.O artigo colocou a abordagem de Heisenberg sobre uma base matemática sólida.
Somut şiir manifestosu Augusto de Campos tarafından kaleme alınmıştır.Três poemas de August Stramm traduzidos por Augusto de Campos.
Somutlaştırılmış evrende bilimsel bilgi yer alır.Neste ambiente aproveita-se a inteligência coletiva.
Ancak bu zatlar hakkında somut bilgiler mevcut değil.De qualquer modo, faltam outras informações sobre os Põkateyê.
Eylemleri de somut olaylar etrafında bu ilkeler için düzenlenmektedir.Dit boek is rondom de bovenstaande gebeurtenissen gesitueerd.
Somut, 1979'dan 1981'e kadar çıkan aylık edebiyat dergisi.Dit werd het maandelijkse magazineprogramma Horizon, dat bestond van 1976 tot 1989.
Somut nitelemeler pek fazla yapılmamış ancak soyut yönü üzerinde daha çok durulmuştur.Voor hen die er geen beschikking over hadden werd het zakendoen een stuk moeilijker.
Somut bir sonuç yok.Dromen leiden tot niets.
Ekonomi açısından, sermaye malları somut mülkiyettir.Bij allodiale goederen was het bezitsrecht absoluut.
Hipostaz, Platon'un idealarının aksine gerçek ve somut bir varlığı simgeler.Dla Platona idee istniały realnie i samoistnie.
Çeşitli eter teorileri ortam ve madde konularını somutlaştırmaktadır.Różne teorie eteru ucieleśniają różne koncepcje ośrodka lub substancji.