Süreç somut olarak şu şekilde işler.Formalnie postępuje się w następujący sposób.
Algı ise somut bir nesnenin zihindeki yansımasıdır.Źródłem przechowywanych w pamięci wyobrażeń są zmysły.
İlki, aşkın sayıların var olduğunu tanıtlamak (herhangi bir somut örnek verme zorunluluğunu hissetmeden).Na początek załóżmy, że istnieje liczba 1 (cokolwiek by ten symbol miał oznaczać).
Yıl sonundaki görüşmeden somut bir sonuç çıkmayınca, sonraki yılda tekrar görüşülmek üzere ertelendi.Wobec braku konsensusu obrady odłożono do następnego dnia.
İçeride değil, dışarıda - somutta.Hemifrån, utifrån, inifrån.
Oysaki James, hayatı birebir ilgilendiren somut şeyleri, nesneleri önemsemiştir.Din blåögde vän Vad bryr jag mej om det...
Bu tanrının somut bir betimlemesi yoktu.Hennes far hade inte efterlämnat något testamente.
Bu tür kanıtlar genellikle adli tıp raporu gibi somut belgelerdir.Medeltidsbrev är vanligen dokument med juridisk giltighet.
Marianne ilk defa Brigitte Bardot'yla somutlaştırılmıştır.I en tidig roll ses även Brigitte Bardot.
Kamu politikası genellikle "anayasalar, yasama eylemleri ve yargı kararlarında" somutlaştırılmıştır.Державна (публічна) політика зазвичай втілюється в «конституціях, законодавчих актах і судових рішеннях» .
Bu tanrının somut bir betimlemesi yoktu.Окремого поклоніння цього божеству не існувало.
Daha sonra da Bulantı romanında edebi bir metin olarak konuyu somut biçimde değerlendirir.Проте з часом розуміє, що роман такого масштабу йому буде написати складно.
Liste, 2003 Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi'nin yürürlüğe girdiği 2008 yılında yayınlandı.У 2003 році була прийнята Конвенція із захисту нематеріальної культурної спадщини.
Somut düşünme-soyut düşünme.Не терпить грубого звернення.
İçeride değil, dışarıda - somutta.Ні́где, або Ні́де (тур.
İlki, aşkın sayıların var olduğunu tanıtlamak (herhangi bir somut örnek verme zorunluluğunu hissetmeden).У першому не можна ввести поняття нерозкладного цілого числа (аналог простого числа).
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Внесе нечиста, не винесе і пречиста.
Dünya düzeni içinde somut ve dengeli bir konumu vardır.Zemědělci mají solidní a stabilní pozici ve světovém řádu.
İçeride değil, dışarıda - somutta.A nebyla to Kvitová. iDNES.cz .
Eserlerinde soyut ve somut sanatı aynı resimde birleştirmektedir (Weberizm).Jeho práce jsou kombinací abstrakce a realismu v jednom obraze (weberismus).
Varsayım somut bir gereksinmeden kaynaklanmaktadır.Zápor se tvoří pomocí předpony ne-.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, 2003'te imzaya açıldı ve 2006'da yürürlüğe girdi.Země podepsala Smlouvu o nešíření jaderných zbraní, od níž odstoupila v roce 2003.
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Prin el însuși el nu conține nimic neclar sau contradictoriu.
Programın doğası, amaçları, başarıları ve değerleri ile ilgili belirsiz iletileri somutlaştırdı.Natura programului întruchipa mesaje ambigue privind obiectivele, succesele și valorile sale.
BU belge Heisinberg 'in teorilerini somut matematiksel bir alana taşımıştır.Articolul a pus abordarea lui Heisenberg pe o bază matematică solidă.
Emniyet güçleri tarafından yapılan birçok soruşturmaya rağmen katil hakkında somut bir delile ulaşılamamıştır.Cu toate eforturile oamenilor legii, criminalul misterios nu a fost găsit nicăieri.
Napoléon, kitlesel destek arayışını fakir köylülerde somutlaştırdı.Burghezia le-a revândut în loturi mici țăranilor.
Şöyle der: “Aydınlar somut olmak zorundadırlar.Își spuneau între ei "Fii luminii".
Bu tanrının somut bir betimlemesi yoktu.Hiányzik az Istenről való elmélkedés.
Somut bir sonuç yok.Természetesen eredmény nélkül.
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Bennem semmi sem erős, határozott.
Somut bir konu ve mekan yoktur.Ilyen pompás semmi nem lesz s nem volt.
Ürünleri somuttur.Tuotteet IDO.
Nemesis epik eser Cypria’da daha somut bir şekilde yer alır.Nemesis esiintyy vielä konkreettisemmassa muodossa eepoksessa Kypria.
Somut bir sonuç yok.Kulta ei tuota mitään.
Haiku'nun vazgeçilmez bir unsuru da somutluğu ve halihazıra olan bağlantısıdır.Pysyvä parisuhde tuo myös haasteen itsemääräämisen ja riippuvuuden välille.
Bu tanım çok soyut olup somut uygulamalar üzerinde anlayış geliştirmeye yardım etmemektedir.Täytyy olla täysin tylsämielinen ollakseen ymmärtämättä sitä.
Şöyle der: “Aydınlar somut olmak zorundadırlar.Εξαποστειλάρια: "Εξαπόστειλον το φως σου...".
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Από μόνο του δεν συμπεριλαμβάνει τίποτα ασαφές ή αντιφατικό.
Bir Maasainin yaşamının sona ermesinde ise somut bir tören uygulanmaz.Όπως ήταν φυσικό, με τη λήξη του αγώνα δεν έγινε κάποια τελετή.
Ayrıca Anaksimandros'a göre arkenin somut olarak belirlenemez; "dünyada olmayan" olması da gereklidir.Παρομοίως, ο Αριστοτέλης θεωρούσε τη δημιουργία κενού αδύνατη—το "τίποτα" δεν θα μπορούσε να είναι "κάτι".
Varsayım somut bir gereksinmeden kaynaklanmaktadır.Ο φόβος πηγάζει από την αναγκαιότητα.
Somut, soyut karşıtı.Βλαβιανού, Αντιγόνη.
Laura'yla ilgili hiçbir olay doğrudan, somut olarak anlatılmaz.Κανένα διήγημά του δεν παρουσιάζει ανθρώπους ολοκληρωμένους δε διέπλασε κανένα χαρακτήρα.
Dilbilimciler, iki dil arasında somut bir yakınlık saptamak için çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar.Οι πνευματικοί άνθρωποι διχάζονται ανάμεσα στις δυο μορφές της γλώσσας.
Eylemleri de somut olaylar etrafında bu ilkeler için düzenlenmektedir.Τα εξώφυλλα που σχεδιάζει έχουν επίσης αυτά τα αρχικά.
Fakat ittifak için somut bir adım atılmadı.Der var ingen automatisk oprykning til Metal Ligaen.
Bir Maasainin yaşamının sona ermesinde ise somut bir tören uygulanmaz.At bygge sin religion over en bog alene går aldeles ikke an.
Ancak bu zatlar hakkında somut bilgiler mevcut değil.Det mangler imidlertid dokumentasjon på disse hundene.
Yıl sonundaki görüşmeden somut bir sonuç çıkmayınca, sonraki yılda tekrar görüşülmek üzere ertelendi.Før saken skulle behandles på ny året etter hadde Høyre snudd.
Bu tür kanıtlar genellikle adli tıp raporu gibi somut belgelerdir.Disse rettighetene refereres det ofte til i dokumentasjon som grunneierretten.
İlk somut adımsa 60. hükûmet döneminde atıldı.Deres første uenighet kom i det sjette året av deres felles styre.
Oysa sürü, bir yelem birimidir ve dışavurumları da somuttur.Men den er også en gjeterhund, og trenger å få rikelig med mosjon.
İçinde hiçbir şeyi somutlaştırmadı temiz olmayan ya da çelişkili.Dengan sendirinya, itu tidak akan mewujudkan sesuatu yang tidak jelas atau kontradiktif.
Liste, 2003 Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi'nin yürürlüğe girdiği 2008 yılında yayınlandı.Program ini dimulai tahun 2008, setelah berlakunya Konvensi untuk Perlindungan Warisan Budaya Takbenda.
Ancak bu zatlar hakkında somut bilgiler mevcut değil.Hiện không có danh sách chính thức nào về các chi thằn lằn cá.
Ancak şüpheliyi cinayetlere bağlayacak herhangi bir somut kanıtları yoktur.Không có bằng chứng vật lý nào liên kết cậu với những vụ giết người.
Ancak Gestuno’nun gerçek bir dil gibi somut dil bilgisel kuralları yoktur.Tiếng León không có quy định thành văn chính thức về chữ viết.
Eserlerinde soyut ve somut sanatı aynı resimde birleştirmektedir (Weberizm).作品には抽象派と写実派が同じ絵の中に組み込まれている(ウェーバーリズム)。
Somut nitelemeler pek fazla yapılmamış ancak soyut yönü üzerinde daha çok durulmuştur.昴に対する想いは並々ならぬものがあるが、常軌を逸してしまうことが多々ある。