Bu teknolojiyi icat etmemiz, çok somut bir dilek.Оно очень конкретно: изобрести эту технологию.
Bu teknolojiyi icat etmemiz, çok somut bir dilek.משאלה מאד קונקרטית שאנחנו נשקיע בטכנולוגיה הזו
Bu teknolojiyi icat etmemiz, çok somut bir dilek.إنها أمنية ملموسة بأن نبتكر هذه التكنلوجيا.
Bu teknolojiyi icat etmemiz, çok somut bir dilek.次の50年に 一つだけ願い事ができるとしたら
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.당신은 매력(a glamour)을 가지고 있습니다.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.Aveați un glamour.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.Je had 'een' glamour.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.Man hatte "einen" Glamour.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.Tenías un glamour.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.Tu avevi un glamour.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.Urok się posiadało.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.Vous aviez un glamour.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.Гламур был в человеке.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.Да притежаваш блясък.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.זוהר היה שייך לך.
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.انت مبهر
Cazibe somut bir şekilde sahip olunabilen bir şeydi.性質を表すというよりは 相手に「かける」ものでした
Chuck Norris somut bir şey.Chuck Norris é algo muito tangível
Chuck Norris somut bir şey.Chuck Norris egy érthető, kézzelfogható dolog.
Chuck Norris somut bir şey.Chuck Norris è un qualcosa di molto concreto
Chuck Norris somut bir şey.Det var let nok med Chuck Norris. Ham kan man regne med.
Chuck Norris somut bir şey.노리스처럼 실제로 셀 수 있는 것이 아닌
Chuck Norris somut bir şey.Maintenant regardons les choses de façon un peu plus abstraite,
Chuck Norris somut bir şey.Чак Норіс це дуже матеріальна річ
Chuck Norris somut bir şey.Чък Норис е нещо много ясно, знаем кой е - американски актьор.
Çok somut bir sağlık krizi. Bugünkü çocukların ömrü, ebeveynlerinin ömründen kısa olacak.-Den uppskattade längden på dagens barns liv, kommer vara kortare än för deras föräldrar.
Çok somut bir sağlık krizi. Bugünkü çocukların ömrü, ebeveynlerinin ömründen kısa olacak.La esperanza de vida de los niños hoy será mas corta que la de sus padres
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.Detta är för att det är en förlängning av våra fem sinnen och visar en pålitlig evolution av vår kunskap.
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.Ez azért van, mert ez a kiterjesztése az öt érzékünknek ami egy folyamatos fejlődést mutat a tudásunkról
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.Isto porque é uma extensão dos nossos cinco sentidos e mostra uma evolução sólida do nosso conhecimento.
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.Neboť je rozšířením našich pěti smyslů a ukazuje důkladný vývoj našich znalostí.
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.To dlatego, że jest to rozszerzeniem naszych pięciu zmysłów i pokazuje prawdziwą ewolucję naszej wiedzy.
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.We weten nu hoe we geëvolueerd zijn en ook begrijpen we ons gedrag.
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.Αυτό ισχύει διότι, είναι μια επέκταση των πέντε αισθήσεών μας και δείχνει μια σταθερή εξέλιξη της γνώσης μας.
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.Тя представлява разширение на петте човешки сетива и показва солидно разширение на нашето познание.
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.כיוון שהמדע מתפקד כשלוחה של חושינו, ומתווה התפתחות איתנה של הידע שלנו.
Çünkü bilim, beş duyumuzun bir uzantısı ve bilgimizin somut bir şekilde geliştiriyor.私たちの知識が堅実に発展してきたことを 示しているからです。 私たちはすでに、自分たちがどう進化してきたかを知り、 どう行動すべきかを理解しています。
Deney, hakikati aramaktır. Hakikati somut olarak aramaktır.Un esperimento è:cercare la verità, potenziale ricerca della verità.
Deney, hakikati aramaktır. Hakikati somut olarak aramaktır.Un experimento es: búsqueda de la verdad potencial búsqueda de la verdad.
Dolayısıyla bu bir dilek. Bu teknolojiyi icat etmemiz, çok somut bir dilek.Ein sehr konkreter Wunsch, dass wir diese Technologie erfinden.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Di mana rumah Anda?" Saya tidak bisa menunjuk sebuah bangunan apapun.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi.¿dónde está tu hogar?, literalmente no podría indicar ningún sitio físico.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Dov'è casa tua?" non avrei potuto indicare nessuna costruzione fisica.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."hol az otthonod?" szó szerint képtelen lettem volna egy anyagi létesítményre mutatni.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Hvor er dit hjem?" ville jeg bogstaveligt talt ikke have kunnet udpege en fysisk plads.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."당신의 집은 어디입니까?"라고 물어봤다면 저는 물리적인 건축물을 가리키지는 못했을 것입니다.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Nhà của anh ở đâu?" Tôi thực sự không thể chỉ ra bất kì một công trình thực nào.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi." Où est ta maison ? " je n'aurais pas pu lui montrer un bâtiment physique.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Unde ți-e casa?", chiar că nu putem indica nicio clădire.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Var är ditt hem?" så kunde jag inte bokstavligen ha pekat på någon fysisk byggnad.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Πού είναι το σπίτι σου;" δεν θα μπορούσα να δείξω καμία πραγματική κατασκευή.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Где твой дом?", я не смог бы указать на какое-либо сооружение.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Де твій дім?", я б не зміг буквально вказати на жодну фізичну конструкцію.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."Къде е домът ти?", нямаше да мога да посоча нито едно конкретно място.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."היכן ביתך?" פשוט לא הייתי יכול להצביע על אף מבנה פיזי.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi."أين هو منزلك؟" أنا حرفيا لا استطيع الاشاره إلى أي بناء مادي.
"Evin neresi?" diye sorsa, somut bir mekândan söz etmem mümkün değildi.物理的な場所を 指し示すことはできませんでした 私の故郷は 心の中にしか ありませんでした
Gerçekten de logomuzun bir şeyleri değiştirdiğimiz zaman da bu değişiklikleri somutlaştırdığını düşünüyorumCa și logo-urile noastre, care cred că întruchipează cultura noastră când schimbăm lucrurile.
Gerçekten de logomuzun bir şeyleri değiştirdiğimiz zaman da bu değişiklikleri somutlaştırdığını düşünüyorumFajne są także nasze rożne logo, które odzwierciedlają naszą kulturę i to że często rozmaite rzeczy zmieniamy.
Gerçekten de logomuzun bir şeyleri değiştirdiğimiz zaman da bu değişiklikleri somutlaştırdığını düşünüyorumInsieme al nostro logo che credo rappresenti molto bene la nostra cultura nel cambiare le cose.