Soluğu kömürleri tutuşturur, Alev çıkar ağzından.他 的 氣 點 著 煤 炭 、 有 火 燄 從 他 口 中 發 出
Soluğu kömürleri tutuşturur, Alev çıkar ağzından.他 的 氣點 著 煤炭 、 有火 燄從 他 口中 發出
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Dih moj se gnusi ženi moji in smrad moj matere moje otrokom.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Dýchání mého štítí se manželka má, ačkoli pokorně jí prosím, pro dítky života mého.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Hengitykseni on vastenmielinen vaimolleni, hajuni on äitini pojista ilkeä.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Hơi thở tôi làm gớm ghiếc cho vợ tôi, Và con trai của mẹ tôi ghét lời cầu khẩn tôi.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Hơi thở tôi làm gớm_ghiếc cho vợ tôi , Và con_trai của mẹ tôi ghét lời cầu_khẩn tôi .
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Il mio fiato è ripugnante per mia moglie e faccio schifo ai figli di mia madre
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Istriku muak mencium bau napasku, saudara kandungku tak sudi mendekatiku
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.내 숨을 내 아내가 싫어하며 내 동포들도 혐의하는구나
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Lehelletem idegenné lett házastársam elõtt, s könyörgésem az én ágyékom magzatai elõtt.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Mein Odem ist zuwider meinem Weibe, und ich bin ein Ekel den Kindern meines Leibes.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Mi aliento ha venido a ser repulsivo a mi mujer, y apesto aun ante mis propios hijos
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Mijn eigen vrouw heeft een afkeer van mijn adem en mijn broers vinden dat ik stink.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Min andedräkt är vidrig för min hustru, jag väcker leda hos min moders barn.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Min ånde er motbydelig for min hustru, og min vonde lukt for min mors sønner.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Môj dych je cudzí mojej žene a cudzia moja pokorná prosba synom môjho lona.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Mon humeur est à charge à ma femme, Et ma plainte aux fils de mes entrailles.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.O meu hÁlito é intolerável � minha mulher; sou repugnante aos filhos de minhã mae.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Suflarea mea a ajuns nesuferită nevestei mele, şi duhoarea mea a ajuns nesuferită fiilor mamei mele.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Tchem moim brzydzi się żona moja, choć proszę przez synów żywota mego.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.ved min Ånde væmmes min Hustru, mine egne Brødre er jeg en Stank;
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Η πνοη μου εγεινε ξενη εις την γυναικα μου, και αι παρακλησεις μου εις τα τεκνα της κοιλιας μου.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Дъхът ми е отвратителен на жена ми, И дъхът ми на чадата на чреслата ми.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.Дыхание мое опротивело жене моей, и я должен умолять ее ради детей чрева моего.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.רוחי זרה לאשתי וחנתי לבני בטני׃
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.نكهتي مكروهة عند امرأتي وخممت عند ابناء احشائي.
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.我 口 的 氣 味 、 我 妻 子 厭 惡 、 我 的 懇 求 、 我 同 胞 也 憎 嫌
Soluğum karımı tiksindiriyor, Kardeşlerim benden iğreniyor.我 口 的 氣味 、 我 妻子 厭惡 、 我 的 懇求 、 我 同胞 也 憎嫌
Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.Cuando mi alma desfallecía dentro de mí, me acordé de Jehovah; y mi oración llegó hasta ti, a tu santo templo
Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.내 영혼이 내 속에서 피곤할 때에 내가 여호와를 생각하였삽더니 내 기도가 주께 이르렀사오며 주의 성전에 미쳤나이다
Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.steg jeg ned, til Jordens Slåer, de evige Grundvolde; da drog du mit Liv op af Graven, HERRE min Gud.
Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.Като чезнеше в мене душата ми, спомних си за Господа, И молитвата ми влезе при Тебе в светия Ти храм.
Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.בהתעטף עלי נפשי את יהוה זכרתי ותבוא אליך תפלתי אל היכל קדשך׃
Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.حين اعيت فيّ نفسي ذكرت الرب فجاءت اليك صلاتي الى هيكل قدسك.
Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.我 心 在 我 裡 面 發 昏 的 時 候 、 我 就 想 念 耶 和 華 。 我 的 禱 告 進 入 你 的 聖 殿 、 達 到 你 的 面 前
Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.我心 在 我 裡面 發昏 的 時候 、 我 就 想念 耶和華 。 我 的 禱告 進入 你 的 聖殿 、 達到 你 的 面前
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Bei jedem Ausatmen wurde mein CO2 zur Nahrung der Süßkartoffeln, die ich anbaute.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Când expiram, CO2-ul meu hrănea cartofii pe care-i creşteam.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.제가 숨을 내쉴때, 제가 뱉은 CO2를 제가 기르던 고구마가 먹었습니다.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Cuando exhalaba, mi CO2 alimentaba las batatas que estaba cultivando.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Dwutlenek węgla w moim oddechu karmił hodowane przeze mnie bataty.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Když jsem vydechla, můj CO2 živil sladké brambory, které jsem pěstovala.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Khi tôi thở ra là lúc tôi cung cấp khí CO2 cho những củ khoai lang mà tôi đang trồng.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Quand j'expirais, mon CO2 nourrissait les patates douces que je cultivais...
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Saat saya mengeluarkan nafas, CO2 itu memberi makan ubi jalar yang saya tanam.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Wanneer ik uitademde, dan voedde mijn CO2 de aardappelen die ik aan het verbouwen was.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Когато издишах, моят въглероден диоксид подхранваше сладките картофи, които отглеждах.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.Когда я выдыхала, мой CO2 питал батат, который я выращивала.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.כאשר נשפתי החוצה, הפחמן הדו חמצני שלי האכיל את תפוחי האדמה המתוקים שגידלתי.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.عندما أخرج CO2 من رئتي كنت أقوم بتغذية البطاطا التي كانت في تزايد.
Soluğumu verdiğimde, karbondioksitim yetiştirdiğim tatlı patatesleri besliyordu.私の栽培するサツマイモになるのです 我々はサツマイモをものすごくたくさん食べました
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Alors je disais: Je mourrai dans mon nid, Mes jours seront abondants comme le sable;
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.A povedal som: Zomriem vo svojom hniezde a rozmnožím svoje dni, že ich bude jako piesku.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.A protož jsem říkal: V hnízdě svém umru, a jako písek rozmnožím dny.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Atunci ziceam: ,În cuibul meu voi muri, zilele mele vor fi multe ca nisipul.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Azt gondoltam azért: fészkemmel veszek el, és mint a homok, megsokasodnak napjaim.
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Então dizia eu: No meu ninho expirarei, e multiplicarei os meus dias como a areia;
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Harapanku ialah mencapai umur yang tinggi, dan mati dengan tenang di rumahku sendiri
‹‹ ‹Son soluğumu yuvamda vereceğim› diye düşünüyordum, ‹Günlerim kum taneleri kadar çok.Ich gedachte: "Ich will in meinem Nest ersterben und meiner Tage viel machen wie Sand."