Belki Roma'daki gözde sokaklarım ve muhitlerimle küçük bir atlas yapmayı denemeliyim.Poate ar trebui doar să încerc să fac un mic atlas cu străzile și conexiunile mele preferate din Roma.
Belki Roma'daki gözde sokaklarım ve muhitlerimle küçük bir atlas yapmayı denemeliyim.Que tal vez debiera crear una especie de atlas con mis calles favoritas de Roma.
Belki Roma'daki gözde sokaklarım ve muhitlerimle küçük bir atlas yapmayı denemeliyim.Може би просто трябва да се опитам да направя малък атлас с любимите си улици и връзки в Рим.
Belki Roma'daki gözde sokaklarım ve muhitlerimle küçük bir atlas yapmayı denemeliyim.אולי הייתי צריך רק לנסות ולעשות אטלס קטן של הרחובות וההצטלבויות המועדפים עלי ברומא.
Belki Roma'daki gözde sokaklarım ve muhitlerimle küçük bir atlas yapmayı denemeliyim.ربما علي ان احاول ان اقوم بمجلد خرائط فحسب يحتوي على شوارعي المفضلة و الروابط في روما
Belki Roma'daki gözde sokaklarım ve muhitlerimle küçük bir atlas yapmayı denemeliyim.私のお気に入りの道や 私とローマを結ぶ物の ここでは1行のテキストを
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Aku pernah mendengar suara itu sebelumnya," kata Holmes, menatap ke jalan remang-remang.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Am auzit că înainte de voce", a declarat Holmes, cu ochii în jos pe strada slab luminate.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."나는 그 목소리가 전에 들어본 적이,"홈즈는 dimly 조명 거리를 내려다보고했다.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Eu já ouvi essa voz antes", disse Holmes, olhando para a rua mal iluminada.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Hallottam, hogy hangot előtt," mondta Holmes, bámult le a félhomályos utcán.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."He oído que la voz de antes", dijo Holmes, mirando por la calle con poca luz.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Ho sentito questa voce", ha detto Holmes, guardando in fondo alla strada scarsamente illuminata.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Ich habe diese Stimme schon einmal gehört", sagte Holmes und starrte den spärlich beleuchteten Straße.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Ik heb die stem eerder gehoord", zei Holmes, starend naar beneden de schaars verlichte straat.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Jag har hört att rösten tidigare", sade Holmes och stirrade ner i svagt upplysta gatan.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."J'ai entendu cette voix", dit Holmes, en regardant dans la rue mal éclairée.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Jeg har hørt den stemme før," sagde Holmes og stirrede ned ad svagt oplyste gade.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Olen kuullut tuon äänen ennen", sanoi Holmes, tuijottaen alas hämärässä kadulla.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Počul som, že hlas predtým," povedal Holmes, hľadíme do sporo osvetlenej ulice.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Slišal sem, da glas prej," je dejal Holmes, strmel navzdol slabo osvetljenem ulici.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Slyšel jsem, že hlas předtím," řekl Holmes, hledíme do spoře osvětlené ulice.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Słyszałem, że głos przed," powiedział Holmes, wpatrując się słabo oświetlonych ulic.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Tôi đã nghe giọng nói trước khi nói Holmes, nhìn chằm chằm xuống các đường phố sáng lờ mờ.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Έχω ακούσει αυτή τη φωνή πριν", είπε ο Χολμς, κοιτάζοντας κάτω την αμυδρά φωτισμένο δρόμο.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Чувал съм този глас преди", заяви Холмс, гледайки надолу слабо осветена улица.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Я слышал, что голос раньше", сказал Холмс, глядя вниз, тускло освещенной улице.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Я чув, що голос раніше", сказав Холмс, дивлячись вниз, тьмяно освітленої вулиці.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."שמעתי את הקול הזה לפני," אמר הולמס, בוהה במורד הרחוב האפלולי.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."لقد سمعت هذا الصوت من قبل" ، وقال هولمز ، ويحدق في الشارع الخافتة.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."今、私は誰がされている可能性がデュースのだろう。"
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Avrei potuto facilmente finire lì o sulla strada anch'io.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Cu ușurință puteam fi eu însămi acolo sau pe stradă.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Én magam is könnyedén kiköthettem volna ott vagy az utcán.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Eu própria podia facilmente ter ido lá parar ou às ruas.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Facilmente, podría haber terminado yo allí, o en la calle.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Ich hätte auch dort oder auf der Straße landen können.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.I já jsem snadno mohla skončit ve vězení nebo na ulici.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Ik had ook daar of op straat kunnen belanden.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Jag skulle enkelt ha kunnat hamna där eller på gatan.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.J'aurais pu facilement finir là ou dans les rues moi-même.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.제 자신도 아주 간단히 그런곳이나 노숙인이 될 수 있었습니다.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Sama mogłam skończyć tam, lub na ulicy.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Tôi đã có thể tìm lại chính mình một cách dễ dàng ở đây hoặc trên đường phố.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Θα μπορούσα εύκολα να έχω καταλήξει εκεί ή στους δρόμους.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Самата аз лесно можех да стигна до там, или на улиците.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.Я могла бы легко оказаться в тюрьме или на улице.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.יכולתי בקלות למצוא את עצמי שם או ברחוב.
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.و من السهل أن ينتهي بي المطاف هناك أو في الشوارع
Ben de kolayca kendimi hapishanede ya da sokaklarda bulabilirdim.芸能界とメディアの方々は
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Je suis un homme pratique, et pour être pratiques, les leaders religieux doivent porter leur message aux rues.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.전 현실적인 사람이고, 현실적이려고 노력합니다. 종교 지도자들은 메세지를 거리로 전파해야 합니다.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Sono un uomo pratico e i religiosi, per essere pratici, devono diffondere il loro messaggio.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Sou um homem prático, e para ser prático, líderes religiosos devem levar a sua mensagem para as ruas.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Soy un hombre práctico, y para ser prácticos, los líderes religiosos deben llevar su mensaje a las calles.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Sunt un om practic, si pentru a fi practici, liderii spirituali trebuie sa duca mesajele lor pe strada.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Я человек действия, а в религии действовать - значит доносить свое послание до всех людей.
Bengazi sokaklarında vahşeti protesto eden on binlerce kişide,في عشرات الآلاف الذين ساروا ضد العنف في شوارع بنغازي؛
Bengazi sokaklarında vahşeti protesto eden on binlerce kişide,フェイスブックの写真をクリスの 写真に変えたリビア人の中に生き
Benim için, bir yıl süren sokak dövüşü gibiydi.Buat saya, terapi itu pertempuran sepanjang tahun