sofra ile cümle

sofra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.耶 穌 洗 完 了 他 們 的 腳 、 就 穿 上 衣 服 、 又 坐 下 、 對 他 們 說 、 我 向 你 們 所 作 的 、 你 們 明 白 麼
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.耶穌洗 完 了 他 們的腳 、 就 穿上 衣服 、 又 坐下 、 對 他 們說 、 我向 你 們 所 作 的 、 你 們 明白麼
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.A stalo sa, keď si sadol s nimi za stôl, že vzal chlieb a dobrorečil a lámal a podával im.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Ðương khi Ngài ngồi ăn cùng hai người , thì lấy bánh , chúc tạ , đoạn , bẻ ra cho họ .
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Ðương khi Ngài ngồi ăn cùng hai người, thì lấy bánh, chúc tạ, đoạn, bẻ ra cho họ.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.És lõn, mikor leült velök, a kenyeret vévén, megáldá, és megszegvén, nékik adá.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Estando com eles � mesa, tomou o pão e o abençoou; e, partindo-o, lho dava.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.In zgodi se, ko je sedel ž njima za mizo, vzame kruh in blagoslovi ter ga prelomi in jima podaje.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.I stalo se, když seděl s nimi za stolem, vzav chléb, dobrořečil, a lámaje, podával jim.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.I stało się, gdy on siedział z nimi za stołem, wziąwszy chleb, błogosławił, a łamiąc podawał im.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Ja tapahtui, kun hän oli aterialla heidän kanssaan, että hän otti leivän, siunasi, mursi ja antoi heille.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.저희와 함께 음식 잡수실 때에 떡을 가지사 축사하시고 떼어 저희에게 주시매
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Och när han nu låg till bords med dem, tog han brödet och välsignade och bröt det och räckte åt dem.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Og det skete, da han havde sat sig med dem til Bords, tog han Brødet, velsignede og brød det og gav dem det.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Og det skjedde da han satt til bords med dem, da tok han brødet og velsignet det, og brøt det og gav dem;
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Pe cînd şedea la masă cu ei, a luat pînea; şi, după ce a rostit binecuvîntarea, a frînt -o, şi le -a dat -o.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Quando fu a tavola con loro, prese il pane, disse la benedizione, lo spezzò e lo diede loro
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Und es geschah, da er mit ihnen zu Tische saß, nahm er das Brot, dankte, brach's und gab's ihnen.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Y aconteció que estando sentado con ellos a la mesa, tomó el pan, lo bendijo y les dio
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Και αφου εκαθησε μετ' αυτων εις την τραπεζαν, λαβων τον αρτον ευλογησε και κοψας εδιδεν εις αυτους.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.И като седна с тях на трапезата, взе хляба и благослови, разчупи и даде им.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.И когда Он возлежал с ними, то, взяв хлеб, благословил, преломил и подал им.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.І сталось, як сидів Він за столом а ними, взявши хліб, благословив, і переломивши, подав їм.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.ויהי כאשר הסב עמהם ויקח את הלחם ויברך ויבצע ויתן להם׃
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.فلما اتكأ معهما اخذ خبزا وبارك وكسّر وناولهما.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.到 了 坐 席 的 時 候 、 耶 穌 拿 起 餅 來 、 祝 謝 了 、 擘 開 、 遞 給 他 們
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.到了 坐席 的 時候 、 耶穌 拿起 餅來 、 祝謝 了 、 擘開 、 遞給 他 們
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!(68:23) Да будет трапеза их сетью им, и мирное пиршество их – западнею;
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!(69:23) Que leur table soit pour eux un piège, Et un filet au sein de leur sécurité!
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Ale mi dali miesto pokrmu žlče, a v mojej žízni ma napájali octom.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Biarlah perjamuan mereka mendatangkan celaka, dan menjadi perangkap bagi tamu-tamu mereka
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!De gav mig galle å ete, og for min tørst gav de mig eddik å drikke.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!De gåvo mig galla att äta, och ättika att dricka, i min törst.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Hanno messo nel mio cibo veleno e quando avevo sete mi hanno dato aceto
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Ihr Tisch werde vor ihnen zum Strick, zur Vergeltung und zu einer Falle.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!저희 앞에 밥상이 올무가 되게 하시며 저희 평안이 덫이 되게 하소서
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Koiruohoa he antoivat minun syödäkseni ja juottivat minulle janooni hapanviiniä.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Lad Bordet foran dem blive en Snare, deres Takofre blive en Fælde;
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Nguyện bàn tiệc trước mặt chúng nó trở nên cái bẫy; Khi chúng nó được bình an, nguyện nó lại trở nên cái lưới.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Njih miza bodi pred njimi za zanko in brezskrbno njih življenje za zadrgo.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Nýbrž místo pokrmu poskytli mi žluči, a v žízni mé napájeli mne octem.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Owszem, miasto pokarmu podali mi żółć, a w pragnieniu mojem napoili mię octem.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Să li se prefacă masa într'o cursă, şi liniştea într'un laţ!
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Séales una trampa la mesa que tienen delante; lo que es para bien, séales tropiezo
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Sõt ételemben mérget adnak vala, és szomjúságomban eczettel itatnak vala engem.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Torne-se a sua mesa diante deles em laço, e sejam-lhes as suas ofertas pacíficas uma armadilha.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Zij gaven mij gif te eten en lieten mij, toen ik dorst had, azijn drinken.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Ας γεινη η τραπεζα αυτων εμπροσθεν αυτων εις παγιδα και εις ανταποδοσιν και εις βροχον.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Трапезата им пред тях нека им стане примка, И когато са на мира нека стане клопка.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!יהי שלחנם לפניהם לפח ולשלומים למוקש׃
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!لتصر مائدتهم قدامهم فخا وللآمنين شركا‎.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!願 他 們 的 筵 席 、 在 他 們 面 前 變 為 網 羅 、 在 他 們 平 安 的 時 候 、 變 為 機 檻
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!願他們 的 筵席 、 在 他 們 面前 變為網羅 、 在 他 們 平安 的 時候 、 變為機檻
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.A když je uvedl do domu svého, připravil jim stůl, a veselil se, že jest se vším domem svým uvěřil Bohu.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.A vyviedol ich hore do svojho domu a predložil im stôl a plesal s celým domom uveriac Bohu.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.A wprowadziwszy je do domu swego, nagotował im stół i weselił się ze wszystkim domem swoim, uwierzywszy Bogu.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.După ce i -a dus în casă, le -a pus masa, şi s'a bucurat cu toată casa lui că a crezut în Dumnezeu.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.És bevivén õket házába, asztalt teríte nékik, és egész háznépével egyben örvendeze, hogy hitt az Istennek.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.저희를 데리고 자기 집에 올라가서 음식을 차려주고 저와 온 집이 하나님을 믿었으므로 크게 기뻐하니라
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.Les hizo entrar en su casa, les puso la mesa y se regocijó de que con toda su casa había creído en Dios

İlgili Sayfalar