sofra ile cümle
sofra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.ויהי בדברו ויבקש ממנו פרוש אחד לאכל אתו לחם ויבא הביתה ויסב׃
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.وفيما هو يتكلم سأله فريسي ان يتغدى عنده. فدخل واتكأ.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.說 話 的 時 候 、 有 一 個 法 利 賽 人 請 耶 穌 同 他 喫 飯 . 耶 穌 就 進 去 坐 席
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.說話 的 時候 、 有 一 個法 利賽人請耶穌同 他 喫飯 . 耶穌 就 進去 坐席
İstemiyordum sofranın huzuru bozulsun.Dieser Abend wird nicht kentern
İstemiyordum sofranın huzuru bozulsun.No tengo intención de remenear el bote,
İstemiyordum sofranın huzuru bozulsun.אין בכוונתי ליצור מהומה
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››A ona povedala: Tak je, Pane, lebo aj šteňatá jedia z odrobiniek, ktoré padajú zo stola ich pánov.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››A ona řekla: Takť jest, Pane. Avšak štěňata jedí drobty, kteříž padají z stolů pánů jejich.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››A ona rzekła: Tak jest, Panie! a wszakże i szczenięta jedzą odrobiny, które padają z stołu panów ich.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Ao que ela disse: Sim, Senhor, mas até os cachorrinhos comem das migalhas que caem da mesa dos seus donos.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››"Benar, Tuan," jawab wanita itu, "tetapi anjing pun makan sisa-sisa yang jatuh dari meja tuannya.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››,,Da, Doamne``, a zis ea, ,,dar şi căţeii mănîncă fărămiturile cari cad de la masa stăpînilor lor.``
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Hon sade: »Ja, Herre. Också äta ju hundarna allenast av de smulor som falla ifrån deras herrars bord.»
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››여자가 가로되 주여 옳소이다마는 개들도 제 주인의 상에서 떨어지는 부스러기를 먹나이다 하니
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Men hun sa: Det er sant, Herre! for de små hunder eter jo av de smuler som faller fra deres herrers bord.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Men hun sagde: "Jo, Herre! de små Hunde æde jo dog også af de Smuler, som falde fra deres Herrers Bord."
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Ona pa reče: Da, Gospod, toda tudi psički jedo od drobtinic, ki padajo z mize njih gospodarjev.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Oui, Seigneur, dit-elle, mais les petits chiens mangent les miettes qui tombent de la table de leurs maîtres.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Sie sprach: Ja, HERR; aber doch essen die Hündlein von den Brosamlein, die von ihrer Herren Tisch fallen.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Y ella dijo: --Sí, Señor. Pero aun los perritos comen de las migajas que caen de la mesa de sus dueños
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››А вона каже: Так, Господи; тільки ж і собаки їдять кришки, що падають із стола в господаря їх.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››А тя рече: Така, Господи; ни и кученцата ядат от трохите, които падат от трапезата на господарите им.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Она сказала: так, Господи! но и псы едят крохи, которые падают со стола господ их.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››ותאמר כן אדני אפס כי גם צעירי הכלבים יאכלו מפרורים הנפלים מעל שלחן אדניהם׃
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››فقالت نعم يا سيد. والكلاب ايضا تأكل من الفتات الذي يسقط من مائدة اربابها.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››婦 人 說 、 主 阿 、 不 錯 . 但 是 狗 也 喫 他 主 人 桌 子 上 掉 下 來 的 碎 渣 兒
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››婦人說 、 主阿 、 不 錯 . 但是 狗 也 喫他 主人 桌子 上 掉下 來 的 碎渣兒
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Bạn biết đấy, ngồi ăn thế nào khi đi dự tiệc Chủ nhật ở nhà bà ngoại.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Bien se tenir à table au repas du dimanche chez mamie.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi. Bu bana çok ama çok gençken öğretilmişti.Wie auch die Tischmanieren bei Omas Sonntagsfeier; die wurden mir beigebracht, als ich sehr, sehr jung war.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi. Bu bana çok ama çok gençken öğretilmişti.Επίσης έμαθα πολύ μικρή καλούς τρόπους για τα κυριακάτικα πάρτι της γιαγιάς.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Eller bordsskick på en söndagsmiddag.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Hoe je te gedragen aan tafel bij oma op zondag.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Hogyan viselkedjek az asztalnál nagyi vasárnapi ebédjén.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Hvilke manerer man skal have til Bedstes søndagsarrangement.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.할머니의 일요일 파티에서는 식사예절도 배웠죠.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Miten käyttäydytään mummolassa sunnuntaipäivänä.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Nauczono, jak zachowywać się podczas obiadu u babci.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Nebo jak se chovat u stolu při nedělních sešlostech u babičky.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Sau stiti, cum sa ai bune maniere la masa la petrecerea de duminica a bunicii.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Tentang etiket makan pada pesta nenek di hari Minggu.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Ter maneiras à mesa nas refeições de domingo em casa da avó.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Tipo, come si sta a tavola a pranzo dalla nonna la domenica.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Ya saben, cómo comportarse en la mesa de la abuela el domingo en la fiesta.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Знаете, вещи вроде того, как вести себя за столом на воскресном обеде у бабушки.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Знаєте, те, як поводити себе за столом на недільному обіді.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.Как да имаш добри маниери на масата на неделното тържество при баба.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.ונימוסי שולחן במסיבות יום ראשון אצל סבתא.
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.أتعرفون , كيف أن يكون لكم جلسة عائلية في منزل الجدة يوم الأحد .
Ninenin pazar partisinde masada sofra adabına nasıl uyulur, gibi.幼い頃に教えられたんです
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.A potom, keď umyl ich nohy a vzal svoje rúcho, zase si sadol a povedal im: Či viete, čo som vám učinil?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Gdy tedy umył nogi ich i wziął szaty swoje, usiadłszy zasię za stół, rzekł im: Wiecież, com wam uczynił?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.저희 발을 씻기신 후에 옷을 입으시고 다시 앉아 저희에게 이르시되 내가 너희에게 행한 것을 너희가 아느냐
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Toen Hij klaar was, sloeg Hij Zijn mantel om en ging weer aan tafel.
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Когда же умыл им ноги и надел одежду Свою, то, возлегши опять, сказал им: знаете ли, что Я сделал вам?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Тогава някои от ерусалимляните казаха: Не е ли Този човекът, Когото искат да убият?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Як же пообмивав ноги їх і взяв одежу свою, сївши знов, рече їм: Чи знаєте, що зробив я вам?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.ויהי אחרי אשר רחץ את רגלים וילבש את בגדיו וישב להסב ויאמר אליהם הידעתם מה הדבר אשר עשיתי לכם׃
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.فلما كان قد غسل ارجلهم واخذ ثيابه واتكأ ايضا قال لهم أتفهمون ما قد صنعت بكم.