sofra ile cümle

sofra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Havariler: " Ey Meryemoğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" dediler.When the Disciples said, ‘O Jesus son of Mary! Can your Lord send down to us a table from the sky?’
Tören sofrasında, ortada yanan bir mumla yedi, dokuz veya on bir yemek olması gerekiyor.There must be seven, nine or eleven dishes on the ritual table, with a lit candle at the centre.
Bu özel günde sofralarda et yemekleri ve şarap başroldeydi.Meat and wine is the basis of different recipes of this day.
Arnavutluk'un yılbaşı sofrasının geleneksel unsuru olan hindi, bugünlerde 5 bin lekten gidiyor.Turkey, a traditional fixture on the Albanian New Year table, goes for 5,000 leks these days.
Sofralarıysa çok lezzetli yemeklerle dolu.Their tables are full of hard-to-resist specialties.
Halk tabii ki ev bilgisayarı yerine sofrasında ekmek görmeyi tercih ediyor.People would rather have bread on the table than a home computer.
Çeşitli börekler de sofrada hazır bulunur.Various pies will also be on the table.
Sofra sabaha kadar lezzetli yiyeceklerle dolu kalıyor.The table remains full of delicious food until morning.
Noel Arifesinde bütün aile sofrada bir araya geliyor.On Christmas Eve, the entire family gathers at the table.
Sofrada ne yemek olursa olsun, mısır polentası (mamaliguta) ve turşu hazır bulunuyor.Whatever food may be on the table, corn polenta (mamaliguta) and the pickles are customary.
Rakı sofralarında Türkiye’yi kurtarırlar.They save Turkey at the raki tables.
Bana çalışan adam lazım, rakı sofralarında konuşan adam değil!"[7]I need a working man, not a man speaking at raki tables!" [1]
Sodyum klorürü (sofra tuzu) düşünün.Consider a sample of sodium chloride (table salt).
1950'lerin sonunda ve 1960'larda melamin sofralarda moda oldu.During the late 1950s and 1960s melamine tableware became fashionable.
Sovyet posta pulu üzerinde bir Khokhloma sofra seti.Khokhloma tableware on a Soviet postage stamp.
Vitis mustangensis (sofra/şarap /boyalar)Vitis mustangensis (table/wine/dyes)
Asıl şekliyle bu salata hazırlanıp sofrada yemek yanında servis edilir.[1]In its original form, this salad was prepared and served tableside.[1]
Ayrıca, Lord'un Sofrası ile ilgili bölümde Luther'e karşı daha uzlaşmacı bir tavır sergiledi.It showed also a more conciliatory temper toward Luther in the section on the Lord's Supper.[1]
Yenilebilir sofra tuzu biçiminde yaygın olarak bir çeşni ve gıda koruyucusu olarak kullanılır.In its edible form of table salt, it is commonly used as a condiment and food preservative.
Ayrıca şehirde sofra balıkçılığının yanı sıra endüstriyel balıkçılık da yapılmaktadır.Neben der Fischerei ist auch die Landwirtschaft in der Stadt vertreten.
Hiçbir bayram sofrasında bişbarmak, hurpa veya çak çak eksik olmaz.Ich wette, man kriegt dort keinen Schlamm oder Pferdemist ab.
Protestanlar ise komünyon sofrasının sadece sembolik olduğuna inanırlar.Für die Geste haben die Kameraden nur antisemitische Häme übrig.
Sofra oldukça zengindir.Das Gefieder ist sehr reich.
Rab'bin Sofrası (şarap ve ekmek paylaşımı) burada yapılır.Heute wird hier Wein-/Obstbau (Burghofer) und Kälbermast betrieben.
Hem sofralık hem de şaraplık olarak üretilir.Bevorratet wurden in ihnen auch Öl und Most.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Du salbest mein Haupt mit Öl und schenkest mir voll ein.
Sodyum klorürü (sofra tuzu) düşünün.Wirbelschichttrocknung von Natriumchlorid (Salz).
Normal sofra şarapları ile yüksek kalitedeki şaraplar birbirlerinden farklı olarak hazırlanırdı.Die Trinkreife fränkischer Weine ist sehr unterschiedlich.
"Salaklar Sofrası" filmi aslında bir tiyatro uyarlamasıdır.Schweigers Kino-„Tatort“ ist ein richtig guter Actionfilm.
Ayna sofra takımı dolabının üstündedir.Le miroir se trouve sur le dessus du vaisselier.
Sofrada yer kalmadığı için ayakta yemek zorunda kaldım.Parce qu'il n'y avait plus de place à table, j'ai dû manger debout.
Hemen çilingir sofrası kurulur.Je prépare aussitôt mon pinceau .
Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi.Quand tu vas mesurant l'immensité des cieux, Ô soleil ! n'es-tu point un regard de ses yeux ?
2006'da, Chabad'ın sunduğu yıllık Pesah sofrasına 1500 kişi katıldı.En 2006, le "seder Chabad" de l'année a reçu 1 500 participants.
"Yaz sofralarının kraliçesi menemen".La Reine de l'été.
Edebiyatçılar, onun cuma sofralarında bir araya geldiler.Il participe à ses réunions littéraires du vendredi.
Daha sonra geline sofra düzdürülür ve bulaşık yıkatılır.Madame s'empare alors de la vaisselle et commence à la briser.
Kantsiler yaygın olarak düğün, vaftiz ve bayram sofralarında kullanılır.Le chaudeau est servi lors des mariages, des communions et des baptêmes.
Atatürk'ün Sofrası.Trésorier de l'Akatsuki.
Sofralar da hazırlanmıştır.Les combles sont également aménagés.
Akut Oral Toksite: Biyomotorin toksik olmayan bir yakıttır ve sofra tuzundan 10 kat daha az toksiktir.Le mégot est environ 100 fois plus toxique pour les organismes aquatiques qu'une cigarette non fumée.
"Yaz sofralarının kraliçesi menemen".«La Reina del verano».
Gruplar halinde gelen misafirlere sofralar kurulur.Hay visitas guiadas para grupos.
Salaklar Sofrası (film, 2010), Jay Roach'un yönettiği 2010 yapımı ABD filmi.Dinner for Schmucks, película estadounidense del año 2010 dirigida por Jay Roach.
Günümüzde birçok kişi sofra şekeriyle tatlandırmaktadır.En la actualidad, mucha gente se dedica a la alfarería.
Akşam yemeğinde sofranın en ucunda oturur.Yo creo que estáis sentados frente a frente de mí a esta mesa.
Yöresel anlamda bir sofra kültüründen bahsedilemez.Non viene affrontato, invece, il tema della riforma agraria.
Büyük bir sofra kurulur ana tanrıça için.Coppia allettata che prega la Vergine.
Yemek yer sofrasında genel olarak bakır fakat kalaylanmış sini de yenir.Si alimenta sul fondo anche se è comune incontrarlo in superficie.
Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi.О, когда бы в небе этом Облака имели сердце, Разве скрыли б вас от взора? (перевод.
Sodyum klorürü (sofra tuzu) düşünün.ООО «Сода-хлорат».
Sonra tekrar karıştırılarak sofraya çıkarılır.После этого Верну разжалуют в послушницы.
Bir sofrada adını söylediğinizde sessizlik çöküyor."Он ждёт, когда в тишине прозвучит новый призыв».
Daha sonra geline sofra düzdürülür ve bulaşık yıkatılır.Семья распаковывает вещи и обустраивается.
Gölayağı olarak bilinen çeşit sofralık ve çemiç ( dut kurusu ) olarak tüketilmektedir.В этом знающий подобен воину: страх, благоговение и решимость владеют его сердцем.
Rab'bin Sofrası (şarap ve ekmek paylaşımı) burada yapılır.На жертвеннике приготовляется Святые Дары: хлеб (просфора) и вино для совершения евхаристии.
Bunun yanında dönemin yazarları İran krallarının sofralarını sık sık kaleme almışlardır.Иногда даже короли были вынуждены платить дань норманнам.
Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi.فلما نبأهم بأسمائهم قال ألم اقل لكم إني اعلم غيب السموات والأرض " 33/ سورة البقرة.
Köy ve civarındaki bağlardan üretilen üzümler, sofralık üzüm ve pekmez yapımında değerlendirilir.فإطعام الفيلة من قبل الزائرين مرغوب فيه، على ان يقتصر على الفاكهة والخضار.
Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi.Como, pois, diz ele: Desci do céu?»

İlgili Sayfalar