Ekmeklik un bir bardak soğuk suda sulandırılır.Водянистий сік використовується як холодний напій.
Soğuk Savaş sırasında NATO tarafından hiçbir askerî operasyon gerçekleştirilmedi.Вона не приєдналася до НАТО під час Холодної війни.
Soğuk tutun.Охолодити.
Nemli ve soğuktur.Розсудливий і холодний.
Kuru ve soğuktur.Спокійний і холодний.
Dışarıya da soğuk hava çıkar.Холодне повітря опускається донизу.
Oyuncular hava soğuk olmasına rağmen yaz gibi giyindi.Дія фільму розгортається жарким літом, але актори одягнені явно не по сезону.
Buzlu kahve bir tür soğuk kahve çeşididir.Існує кілька способів приготування холодної кави.
Bütün hayvanlar soğuktan korunmak için güneye göç ederler.Щоб уникнути холоду більшість тварин мігрують на південь.
Kendisi Yadigar Ejder gibi dışarıda kalmış, soğuktan donarak yaşamını yitirmiştir.Офіційно оголосили, ніби монарх помер від застуди.
Yardımseverlik Merhamet Mutluluk SoğukkanlılıkЩастя Радість Бажання Спонтанність
Sesi biraz daha soğuktur.iticidir.Вона стійка до холоду, легко розмножується.
Plato kesiminde ise yazlar daha serin, kışlar daha soğuk geçer.У цілому клімат став більш вологим, а зима — холоднішою.
Antarktika Dünya'nın en soğuk kıtasıdır.Центральне плато є найхолоднішою частиною країни.
Uçağın işlevi ancak Soğuk Savaş döneminden sonra resmen açıklanmıştır.Аварія сталася через лише одну хвилину після зльоту.
Oldukça soğukkanlı.Подається сильно охолодженою.
Soğuk Savaş sırasında uluslararası devlet adamı.Він долучився до США під час холодної війни.
NATO'nun Soğuk Savaş sonrası başlattığı Açık Kapı politikası zirvede yinelendi.Мадридская встреча на высшем уровне Розширення НАТО Політика відкритих дверей Альянсу.
Bunu engellemek için soğuk işleme yöntemi kullanılır.Для уникнення цього використовуються системи охолодження.
Familya üyeleri soğuk yerlere uyum yapmışlardır.Представники порядку проживають по всьому світу за межами холодних областях.
Kasabanın anlamı "soğuk nehir" anlamına gelmektedir.Таким чином назва міста означає Ревуча Річка.
Hiçbir zaman evlenmemiş ve kadınlarla arasını hep soğuk tutmuştur.Він ніколи не був одружений і не мав тривалих зв'язків із жінками.
Kuzey Kutbu'ndan gelen hava kütlesi şiddetli soğuklara yol açar.Надходження з півночі арктичного повітря супроводжується сильними морозами.
Kışları karlı ve soğuk olan mahallenin yazları Elbistana nispeten daha serin ve rüzgarlıdır.У місцевостях із прохолодним та дощовим літом вони ростуть та цвітуть гірше.
Balıklar soğukkanlı hayvanlardır.Риби — холоднокровні тварини.
Kahve soğuk.Кава холодна.
Bugün hava çok soğuk.Сьогодні дуже холодно.
Bu sabah hava çok soğuktu.Сьогодні зранку було дуже холодно.
Tom Mary'nin soğuk aldığını söyledi.Том сказав, що Мері застудилася.
Soğuk olduğu için onlar yüzmediler.Вони не плавали, бо було зимно.
Bu bira yeterince soğuk değil.Це пиво недостатньо холодне.
Göldeki su soğuktur.Вода в озері прохолодна.
Bu kahve soğuk.Ця кава холодна.
Bu pizza soğuk.Ця піца холодна.
Bira çok soğuk.Пиво дуже холодне.
Kanada çok soğuk bir ülke.Канада — дуже холодна країна.
Alman kışları soğuktur.Німецькі зими холодні.
Soğuk algınlığı, en sık görülen insan hastalığıdır ve insanları global olarak etkiler.Nachlazení je nejčastějším lidským onemocněním, které postihuje lidi na celém světě.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Ekonomický dopad nachlazení je ve většině zemí světa podceňován.
Aşırı derecede soğuk veya kuru havayı sevemezler.Nemají rádi extrémně chladné nebo suché počasí.
Yılın en soğuk zamanını ifade eder.Je nejchladnější období roku.
Yüzeyin soğuk olmasına rağmen, tabanı genellikle jeotermal ısıdan dolayı daha sıcaktır.I když je povrch ledového příkrovu studený, jeho základ je zpravidla teplejší vlivem geotermálního tepla.
Antarktika Dünya'nın en soğuk kıtasıdır.Antarktida je nejchladnější kontinent na Zemi.
Yangın kaynaklı yanıklar genellikle soğuk iklimlerde daha çok görülmektedir.Popáleniny související s ohněm jsou obecně běžnější v zemích s chladnějším podnebím.
0 en sıcak, 9 en soğuk anlamına gelmektedir.0 označuje nejteplejší hvězdu ve třídě, 9 nejchladnější.
Bu ağaçlar soğuktan hoşlanmaz.I proto tyto rostliny nesnášejí chlad.
Filipinler Soğuk Savaş boyunca Amerikan politikalarını desteklemiştir.Filipíny podporovaly Spojené státy během studené války a války proti terorismu.
Soğuk Savaş, Paweł Pawlikowski'nin yönettiği 2018 çıkışlı Polonya yapımı drama filmidir.Studená válka je film polského režiséra Pavla Pawlikowského, uvedený v roce 2018.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.V důsledku nachlazení vynechají žáci a studenti každoročně přibližně 22 až 189 miliónů školních dní.
Biri sürekli sıcak, diğeri de sürekli soğuk tutulacaktı.Jeden je teplý a druhý studený.
Toplamda, iki yüzden fazla farklı virüs türü soğuk algınlıkları ile ilişkilidir.S různými typy nachlazení je spojováno více než dvě stě různých virů.
Nezle; nazofarenjit, rinofarenjit, akut koriza ya da soğuk algınlığı olarak da bilinir.Nachlazení je rovněž známo pod názvy nasofaryngitida, rinofaryngitida, akutní koryza nebo rýma.
Claude'a karşı soğuk davranır.Claude se chvěje strachy.
Aynı zamanda Türkiye'nin en soğuk yeridir.Zároveň se jedná o nejchladnější místo České republiky.
Rüzgâr çok soğuk.Vítr je převážně chladný.
Soğuk algınlığı genellikle halsizlik, üşüme, hapşırma ve baş ağrısı ile başlar.Nachlazení se zpočátku obvykle projevuje únavou, pocitem chladu, kýcháním a bolestí hlavy.
Şehrin iklimsel sıcak ve soğukluk rekorları ise -43 °C ve +36 °C'dir.Naměřené extrémy toho státu jsou -54 °C a +46 °C.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.V restauraci se Daniel chová k Jen chladně.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Role prochladnutí těla jakožto rizikového faktoru při nákaze nachlazením je kontroverzní.
Soğuk algınlığının en yaygın semptomları öksürük, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve boğaz ağrısıdır.Nejběžnějšími příznaky nachlazení jsou kašel, rýma, ucpaný nos a bolesti v krku.