Ana içeriğe geç
Sözlük

soğuk ile cümle

soğuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Soğuk Savaşın en yoğunaştığı dönemlerden biri, 1950-1953 yılları arasındaki Kore Savaşı oldu.Częściowemu zniszczeniu uległ w czasie wojny koreańskiej w latach 1950-1953.
Bu gayet soğuk havada İsveç ordusu askerlerinin moralleri de gayet bozulmakta idi.Zimowa monotonna służba znacznie obniżyła morale żołnierzy.
İki ülke Soğuk Savaş döneminde yakın müttefikti.Obydwa kraje w tamtych czasach były bliskie wojny.
Güneşli yerleri sever, soğuk ve rüzgarlara karşı dayanıklıdır.Lubi stanowiska nasłonecznione, gleby próchniczne i wilgotne.
Ama Narlıkuyu soğuk ve tatlı suyu ile diğer koylardan farklıdır.Nie widzi natomiast różnicy pomiędzy wodą słodką i słoną.
Güney ve orta bölgeler ılık yazlara ve soğuk kışlara sahiptir.Południowe i centralne rejony kraju cechują się ciepłymi latami i chłodnymi zimami.
Bu savaş Soğuk Savaş'ın ve Hindistan-Pakistan mücadelesinin bir uzantısı sayılabilir.Ten ostatni film też dotyczył wojny Indii z Pakistanem.
Kışları soğuktur.Zimy chłodne.
Japonya'da genellikle soğuk servis edilir ve popüler bir yaz tatlısıdır.Najczęściej jest podawany na zimno jako orzeźwiające danie letnie.
Tandır ekmeği, bazlama, soğuk ayran çorbası geleneksel yemekler arasındadır.Żur, krupnik, chłodnik i barszcz, to zupy obecne w tradycyjnym jadłospisie.
Bu olaylar, Soğuk Savaş'ın bir parçası olmuştur.Konflikt ten przypomina trochę zimną wojnę.
Fırtınanın merkezi çevre havasından daha soğuktur.Atmosfera jest chłodniejsza od powierzchni Ziemi.
Hava çok şiddetli soğuk.Pogoda bardzo dotkliwie zimna.
Gerçekten soğuk!Jest naprawdę zimno.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Hur stora de ekonomiska konsekvenserna av förkylning är oklart i stora delar av världen.
Rinovirüsün sebep olduğu soğuk algınlıkları en çok semptomların görüldüğü ilk üç günde bulaşıcıdır.Förkylningar som orsakats genom rhinovirus är mest smittsamma under symtomens första tre dagar.
Sonra başını daldırıp ondan içsin, çünkü o, soğuk bir sudur.Han förbannar den ödesdigra drycken och faller åter i djup vanmakt ("verflucht sei, furchtbarer Trank!").
Soğuk kanlıdır.Med kallt blod.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.I USA går 22 till 189 miljoner skoldagar förlorade årligen på grund av förkylningar.
Soğuk algınlığı, en sık görülen insan hastalığıdır ve insanları global olarak etkiler.Förkylning är den vanligaste sjukdomen hos människor och förekommer i hela världen.
En soğuk ay Ocak’tır.Den kallaste månaden är januari.
ABD ve Sovyetler Birliği Soğuk Savaş sırasında propagandayı yoğun olarak kullanmıştır.USA och Sovjetunionen använde båda propaganda i stor utsträckning under Kalla kriget.
Toplamda, iki yüzden fazla farklı virüs türü soğuk algınlıkları ile ilişkilidir.Totalt finns det mer än tvåhundra olika virus förknippade med förkylningar.
Soğuk bir kış fırtınalı gece bir prens kaleye çirkin eski dilenci kadını bombus.En kall stormig vinternatt stapplar en gammal ful tiggarkvinna upp till en prins slott.
Karısı ona çok soğuk davranır.Hon tar kyligt emot honom.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.Huruvida nedkylning av kroppen utgör en riskfaktor för förkylning är dock kontroversiellt.
O kış gayet çok soğuk geçti.På vintern blev det mycket kallt.
Bakteriyel ve viral menenjitler bulaşıcıdır ama soğuk algınlığı ve gripteki kadar değil.Bakteriell och viral meningit smittar, men ingendera är lika smittsam som förkylning eller influensa.
Soğuk algınlığı için etkinlikleri konusunda çok sayıda antiviral test edilmiştir.Ett antal antivirusmedel mot förkylning har testats.
Sıcak veya soğuk şekilde servis edilebilir.Den kan serveras kall eller varm (stekt).
Güneş'ten biraz daha soğuk olan yıldız, yarısı kadar metalliğe sahiptir.Stjärnan är något svalare än Solen och har omkring hälften av dess metallicitet.
Verimlilik yalnızca sıcak ve soğuk termal rezervuarlar arasındaki sıcaklık farkına bağlıdır.Carnotverkningsgraden beror enbart av skillnaden i temperatur mellan den varma och kalla reservoaren.
Ekmeklik un bir bardak soğuk suda sulandırılır.Som Bolingbroke i Ett glas vatten.
Soğuk Savaşta Thatcher, Reagan'ın caydırma siyasetini destekledi.I det kalla kriget stödde Thatcher Ronald Reagans avskräckningspolitik kontra Sovjetunionen.
Günümüzde soğuk meze yapımında sıklıkla kullanılır.Idag fryser man ofta kött.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.Storbritannien fick ett kyligt mottagande efter sitt uppträdande.
(Geçen hafta hava çok soğuktu.)(Det är varmt i vattnet.)
Bu fotoğraf Soğuk Savaş'ın en bilinen fotoğraflarından biri haline geldi.Fotografiet blev ett av krigets mest välkända.
Çünkü genelde geceler soğuktur.Dagen är varm, natten oftast kall.
Genellikle sıcak cephelerde görülür çünkü sıcak cephe, soğuk cepheye göre ağır hareket eder.Oftast kyls jästanken ned något eftersom jäsningsprocessen bildar värme.
Soğuk bölgelerde yaşayanların kılları uzun, sıcak iklimde yaşayanların ise kısa olur.Hårens längd är störst i kallare regioner medan pälsen i varma regioner är kort.
Antarktikanın doğu bölümü yüksekliğinden dolayı batısından daha soğuktur.Temperaturen är högre på västra kusten än på den östra.
Soğuk iklim köpeğidir.Tjuktjiens klimat är kallt.
Bu ağaçlar soğuktan hoşlanmaz.De tål inte frost.
Manipülatif ve soğuk bir kişiliğe sahiptir.En svekfull och manipulerande personlighet.
Soğuk Doğu Grönland Akıntısı Danimarka Boğazı'ndan geçer ve buzdağları kuzey Atlas Okyanusu'na taşırır.Den kalla Östra Grönlandsströmmen passerar sundet och för med sig isberg till Nordatlanten.
Yerelnet ^ "SOĞUKPINAR KÖYÜ".Karlstad: Värmland.
Soğuk Savaş dönemi başladı.Det kalla kriget hade börjat.
Merkezi ısıtma, genel olarak, soğuk iklimlerdeki özel apartman veya kamu binalarında kullanılır.Detta gäller särskilt för direkt användning i form av uppvärmning av hus och andra byggnader.
Böylece Soğuk Savaş'ın iki tarafı da belirlenmişti.Båda spelade en viktig roll för att vinna det kalla kriget.
Soğuk ya da sıcak içilebilir.Drycken kan serveras såväl kall som varm.
Becherovka genellikle soğuk servis edilir.Becherovka serveras vanligtvis kall och används ofta som en digestif.
Kore Savaşı (1950-1953) Soğuk Savaşın ilk evrelerinden biridir.Koreakriget (1950-1953) utvecklade sig till ett skyttegravskrig under konfliktens långa slutfas.
Bu sayede İzlanda'nın soğuk ikliminde bitkisel üretim yapılabilmektedir.På grund av detta går det numera hitta mycket närproducerade grönsaker på Island.
Bu savaşa gösterilebilecek en iyi örnek Soğuk savaştır.Hans mest kända sång från den här tiden är Kalla kriget.
Sovyetler Birliğinin çöküşünden sonra, ve soğuk savaşın bitmesiyle, Sovyet donanması tekrar ihmal edildi.Efter Sovjetunionens fall och kalla krigets slut blev många örlogsfartyg överflödiga.
Şüphesiz, Soğuk Savaş sırasında Kızıl Ordu herhangi bir ülkenin ordusundan çok daha kuvvetliydi.Under kalla kriget var öarna befästa av Röda armén.
Soğuk algınlığı genellikle halsizlik, üşüme, hapşırma ve baş ağrısı ile başlar.En förkylning börjar vanligtvis med trötthet, en känsla av frusenhet, nysningar och huvudvärk.
Kışları da fazla soğuk geçmez.Klarar inte kalla vintrar.
Eserlerinde sıklıkla Marksizm eleştirisi yaptığından ötürü Soğuk Savaş liberali olarak adlandırılmıştır.Den politiska situationen sedan delningen brukar betecknas som ett kallt krig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod