Ana içeriğe geç
Sözlük

soğuk ile cümle

soğuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Buz kadar soğuk.Het is ijskoud.
Şubatta burası çok soğuk olur.Het is heel koud hier in februari.
Soğuk Savaş İkinci Dünya Savaşından sonra başladı.De Koude Oorlog begon na de Tweede Wereldoorlog.
Hava burada Alaska'da olduğu kadar soğuk değil.Het is hier niet zo koud als in Alaska.
Soğuk sabahlarda yataktan çıkmak zordur.Het is moeilijk om uit bed te komen op koude morgens.
Soğuk algınlığın nasıl gidiyor?Hoe gaat het met je verkoudheid?
Dışarısı soğuk, bir ceket giymelisin.Het is koud buiten, je moet een jas aandoen.
Hava soğuk, niye bir kazak giymiyorsun?Het is koud, waarom doe je geen trui aan?
Soğuk almışım. Lütfen pencereyi kapat.Ik heb het koud. Sluit het venster alstublieft.
Soğuk su, sıcak sudan daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.Koud water heeft een hogere dichtheid dan warm water.
Soğuk Savaş sırasında çoğu festival sosyalist ülkelerde gerçekleşti.W czasach zimnej wojny wiele festiwali odbyło się w krajach socjalistycznych.
Antarktika Dünya'nın en soğuk kıtasıdır.Antarktyda jest najzimniejszym spośród kontynentów Ziemi.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Wpływ przeziębienia na ekonomię większej części świata pozostaje niejasny.
Alaska açıklarında olduğu gibi daha soğuk sularda yumurtaların tamamen gelişmesi 10 ayı bulabilmektedir.W zimniejszych wodach, na przykład opływających Alaskę, może minąć 10 miesięcy, nim jaja rozwiną się.
Soğuk sözcüğü isim soyludur.)Zimny pocałunek (tytuł oryg.
Soğuk kanlıdır.Zimna krew.
Ancak Soğuk Savaş'ın başlamasıyla batılı örgütlerin önemli bir kısmı federasyondan ayrıldı.Wraz z nastaniem zimnej wojny praktycznie wszystkie organizacje z państw zachodnich wycofały się z Federacji.
Alaca ya göre daha soğuktur.Im wyżej tym jest chłodniej.
Soğuk Savaş, Paweł Pawlikowski'nin yönettiği 2018 çıkışlı Polonya yapımı drama filmidir.Zimna wojna – polski film dramatyczny z 2018 roku w reżyserii Pawła Pawlikowskiego.
Öksürük ve soğuk algınlığında kullanılabilir.Używana jest na kaszel i przeziębienie.
Soğuk yerleri tercih ederler.Preferuje ciepłe miejsca.
Kuru ve soğuktur.Oschła i zimna.
En soğuk ay Ocak’tır.Najzimniejszym miesiącem jest styczeń.
Soğuk Savaş hız kazanmıştır.Zimna wojna nasilała się.
Soğuk savaş sırasında Murmansk, sovyet denizaltı ve buzkıranların aktivite merkezi oldu.Podczas zimnej wojny Murmańsk był bazą sowieckich atomowych okrętów podwodnych, nosicieli ładunków jądrowych.
En büyük soğuk çöl ise Antarktika'dır.Najzimniejszym kontynentem na Ziemi jest Antarktyda.
Uzay Yarışı, Soğuk Savaş'ın bir parçasıdır.Utwór jest satyrą na zimną wojnę.
TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır.”Pod tym względem był krystalicznie czysty”.
II. Dünya Savaşı'nın sona ermesi ile birlikte Soğuk Savaş yılları başladı.Po II wojnie światowej rozpoczął się okres zimnej wojny.
Hava soğuk.Powietrze jest zimne.
Soğuk Savaşta Thatcher, Reagan'ın caydırma siyasetini destekledi.W kampanii Bush obiecał kontynuację polityki zagranicznej Reagana.
Soğuk iklimlerde yetiştirilmesi saksıda ya da dondan korumalı kapalı alanlarda yapılır.W chłodniejszym klimacie pomarańcze mogą być uprawiane w pomieszczeniach zamkniętych.
Toplamda, iki yüzden fazla farklı virüs türü soğuk algınlıkları ile ilişkilidir.W sumie ponad 200 różnych typów wirusów jest związanych z występowaniem przeziębień.
Aynı zamanda Türkiye'nin en soğuk yeridir.Są tu także najbardziej suche miejsca Meksyku.
Soğuk su kaynakları bakımından da zengindir.Chłodne wody są też bogatsze w ryby.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Układ był pierwszym dokumentem ograniczającym działania zbrojne podczas zimnej wojny.
Önce Dido ona soğuk davranır ama sonra onun evlenme teklifini kabul eder.Alma początkowo się waha, ale zgadza się wyjść za mąż.
İrlanda ya da diğer soğuk kuzey ülkelerinde yoktur.Nie zamieszkuje chłodnych obszarów Afryki północnej oraz pustynnych obszarów Sahary.
Daha çok soğuk içilmesi tercih edilir.Preferuje jednak chłodniejsze wody.
Burası Türkiye´nin en soğuk yerlerinden biridir.Jeden z chłodniejszych miejsc Bułgarii.
Denizin içinden kaynak çıkması nedeniyle suyu soğuktur.Przez teren przepływa Zimna Woda.
Hithlum soğuk ve yağmurlu, buna karşın çok verimli bir araziydi.Był zimną, chłodną krainą, lecz również żyzną.
Afrika'nın güneyinde soğuk Benguela Akıntısı'nın geçtiği kıyılara endemiktir.Wzdłuż wybrzeża płynie zimny Prąd Benguelski.
Soğuk Savaş dönemi başladı.Początek zimnej wojny.
Bölgeden soğuk Kamçatka okyanus akıntısı geçmektedir.Przez morze przepływa zimny Prąd Wschodniogrenlandzki.
Soğuk Savaş Sonrası Kafkasya.Weteran zimnej wojny.
Biri sürekli sıcak, diğeri de sürekli soğuk tutulacaktı.Jedna jej strona jest bardzo gorąca, a druga bardzo zimna.
Bir süre Soğuk Savaş döneminde ordu içinde görev aldı.Był w służbie w czasie zimnej wojny.
Soğuk içilir ve içine buz atılabilir.Mogą być wtopione w lód i obmywane wodą.
Böylece Soğuk Savaş son buldu.Oznaczało to koniec zimnej wojny.
Soğuk dönem 28 istasyonda kısalmış, sıcak dönem 61 istasyonda uzamıştır.Jak poprzednie, trafiła ona do 61° Stormo.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.Zgodnie z nazwą, thandai podaje się mocno schłodzone.
Kasımn ayı gerçekten soğuk geçer.W listopadzie morze zamarza.
Soğuk Savaş'tan sonra 1990'da Almanya birleşti.Po zjednoczeniu Niemiec w 1990 r.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Wygląda strasznie ale w rzeczywistości jest bardzo sympatyczna.
Rena durumu soğukkanlılıkla karşılar.Potrafi podejmować na chłodno trudne decyzje.
Yılın en soğuk zamanını ifade eder.Dziś najbardziej dołujący dzień roku!
Ülkede bazı kışlar aşırı soğuk olur.W tym regionie zimy są bardzo mroźne.
Diğer zamanlarda kayalar güneşte pişirme veya soğuk rüzgarlara maruz kalır.Poza tym skały wystawione są na działanie słońca i zimnych wiatrów.
Hastalık, soğukluk, sıcaklık gibi.Klimat, pogoda, temperatura.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod