Baryonik madde kütleleri karanlık maddenin soğuk halelerinde yoğunlaşmaya başladılar.Como resultado, massas de matéria bariônica começaram a se condensar dentro de halos de matéria escura fria.
Antarktikanın doğu bölümü yüksekliğinden dolayı batısından daha soğuktur.A Antártica Oriental é mais fria que a Ocidental por ser mais elevada.
Ama, soğuk plazmanın dışa taşınmasını açıklayacak hiçbir mekanizma henüz bilinmiyor.Não se conhece ainda o mecanismo que possa explicar o transporte de plasma frio em direção oposta ao planeta.
Oyun Soğuk Savaş döneminde geçmektedir.A história ocorre durante a Guerra Fria.
Morgan Freeman'ın Lucius Fox'u, Bruce'un hayatındaki bir başka havalı ve soğukkanlı figürdür" dedi.O Lucius de Morgan Freeman é calmo e imperturbável, uma outra âncora da vida de Bruce".
Nihal önce babasının yeni evliliğine soğuk bakar.Desaprova desde o início o novo casamento do pai.
Karısı ona çok soğuk davranır.O seu relacionamento com a mulher é extremamente frio.
Berlin Duvarı, Soğuk Savaş'ın simgesi haline geldi.O golpe se tornou sinônimo da Guerra Fria.
Humboldt Akıntısı, Güney Amerika'nın batı kıyısında bir soğuk su akıntısı.Corrente de Humboldt, corrente fria do Pacífico ao longo da América do Sul.
Daha çok soğuk içilmesi tercih edilir.Aprecia mais o frio.
Alaca ya göre daha soğuktur.Também é um pouco mais fria do que o Sol.
Kasabanın anlamı "soğuk nehir" anlamına gelmektedir.O nome da cidade significa "rio rochoso".
Kışın en soğuk aylar ocak ve şubattır.Os meses mais frios são Janeiro e Fevereiro.
Çok soğuklarda yaprakları donabilir.Possivelmente vem dos países em que faz muito frio.
Yakutsk, dünyanın en soğuk kenti olarak sayılır.Iakutsk é umas das cidades mais frias do mundo.
Bu soru türüne "Haklısın, yumurtayı hatırladım" veya "Bugün soğuk.Exemplos: "Dis wata de col col" - "This water is very cold" – Essa água está muito fria.
Numuneler enzimatik hasarı önlemek için soğukta tutulur.Muitas reações de enzimas somente são paradas pelo congelamento.
Bu şekilde kafanın soğuktan azami biçimde korunması amaçlanır.Pode ter o objetivo de proteger seu usuário contra o frio.
Kendine soğukluk göstermek suretiyle Tırhala sancağına gönderildi.Foi congelado ao poussar na Terra; descongelado por Frenzy.
Toplamda, iki yüzden fazla farklı virüs türü soğuk algınlıkları ile ilişkilidir.No total, estão associados à doença mais de 200 diferentes tipos virais.
Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından düzenlenen ilk insan hakları konferansıdır.Foram as primeiras eleições realizadas após o início da Guerra Colonial.
Üç gezegenden ikisi biri çok sıcak diğeri ise soğuk olmasından dolayı elenir.Isso irá causar de o lado de um planeta ser extremamente quente, enquanto o outro será extremamente frio.
Sadece mamut Manfred soğuk olan kuzeye doğru gider.A geleira Changtse flui para o norte para o Glaciar Rongbuk.
Soğuk Savaş döneminde şehrin 12 km Kuzeydoğu'sunda Lociki hava üssü bulunuyordu.Durante a guerra Fria abrigou a base aérea de Lociki, 12 km a nordeste da cidade.
Yüzeyin soğuk olmasına rağmen, tabanı genellikle jeotermal ısıdan dolayı daha sıcaktır.Apesar da superfície ser fria, a base de um manto de gelo é geralmente mais quente.
Sıcak ve soğuk içecekler, yapay yiyecekler mide kanserine yol açabilir.Beber chá muito quente pode produzir câncer do esôfago.
Onu bulduklarında, soğuktan donmuştur.Se você espirrar três vezes, então você está provavelmente ficando resfriado.
Cena, Mart 2009'da ise; Saturday Night Live programının "soğuk açılış bölümü"nde yer aldı.Em março de 2009, ele fez uma participação na abertura do Saturday Night Live.
Bu gayet soğuk havada İsveç ordusu askerlerinin moralleri de gayet bozulmakta idi.O mau tempo durante a noite diminuiu ainda mais o moral dos soldados.
Buradan çeşitli ülkelere yayılmıştır.-5 dereceye kadar olan soğuklara dayanabildiği görülmüştür.As declividades das vertentes são variáveis, podendo atingir até 5° graus.
Şarkının sözleri ise soğuk ve duygusuz bir adam hakkındadır ancak buna rağmen alt mesajlar fark edilmiştir.Liricamente, trata de um homem frio e sem emoções; contudo, subtextos foram notados.
Soğuk Savaş süreci, 1955'te kurulan Varşova Paktı'na üye ülkelerle çekişmelere yol açtı.A Guerra Fria levou a uma rivalidade com os países do Pacto de Varsóvia, que foi formado em 1955.
Biri sürekli sıcak, diğeri de sürekli soğuk tutulacaktı.Isso significa que um lado está intensamente quente e o outro lado está intensamente frio.
Bu anlaşma Soğuk Savaş sürecindeki ilk silahsızlanma anlaşmasıdır.Este foi o primeiro acordo para o controlo de armas estabelecido durante a Guerra Fria.
Burası Türkiye´nin en soğuk yerlerinden biridir.É um dos locais mais frios do Brasil.
Aynı zamanda Türkiye'nin en soğuk yeridir.É também uma das zonas mais frias de Espanha.
Yara soğuk su ile yıkanır.«"Insolação curada a banho frio"».
Kışları çok soğuk ve yağışlı, yazları ise sabahları normal geceleri soğuk gecmektedir.Fazia muito frio; pois neste país, na primavera as manhãs e as noites são frias e por isso perigosas.
Nil timsahları soğukkanlı hayvanlardır.Os lagartos são animais de sangue frio.
Böylece Soğuk Savaş son buldu.No final a congelação foi a solução.
Dora-nichov O bir şey konuşmak değildir ve her zaman soğuk yüzüyle görünür.Dublador: Hikaru Midorikawa Ele quase nunca fala, e está sempre de olhos fechados.
Michael soğuk ve sinirli bir bakışla ona bakar.Rihanna está lançando um olhar atento e frio para o presente.
Yaşamaya uygun olduğu iklim soğuk iklim'dir.A classificação do clima é um clima de deserto frio.
Kışın soğuk,yazın sıcak geçer.Frio no Inverno e quente no Verão.
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.Ele simplesmente a olhou com frieza.
Genelde soğuk servis edilir.É sempre servido frio.
Sonuçta FAAD sözleşmesi Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra 1990'ların başlarında iptal edildi.Tal modelo de negócios, teve impulso em especial a partir da década de 1990, após o fim da Guerra Fria.
Ayrıca rutubetli ve soğuk yerlerde görülme ihtimali daha fazladır.O risco é maior em locais temperados e meses frios.
(Şerbet tamamen soğuk veya sıcak olmamalı.)O ambiente da sala deve estar com temperatura agradável (nem muito quente nem muito frio).
Adaletsizlik adaletin, soğuk sıcağın karşıtıdır.O calor é o oposto do frio.
Kahve soğuk.O café está frio.
Bugün hava çok soğuk.Hoje está muito frio.
Bu sabah hava çok soğuktu.Esta manhã fazia muito frio.
O oldukça soğuktu.Foi bem legal.
Tom, Maria'dan soğuk algınlığını kaptı.Tom pegou um resfriado de Maria.
Geştinanna öldükten sonra şarabın ve soğuk mevsimlerin tanrıçası olmuştur.Na haar dood werd zij de godin van de wijn en van het koude seizoen.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.Naar schatting worden jaarlijks 22 miljoen tot 189 miljoen schooldagen gemist door verkoudheid.
Eisler’in ABD kariyeri Soğuk Savaş ile kesildi.Eislers veelbelovende Amerikaanse carrière werd onderbroken door de Koude Oorlog.
Soğuk algınlığı için etkinlikleri konusunda çok sayıda antiviral test edilmiştir.Er is een aantal antivirale middelen getest op werkzaamheid bij verkoudheid.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.De economische gevolgen van verkoudheid worden in een groot deel van de wereld onderschat.