Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından düzenlenen ilk insan hakları konferansıdır.È stata la prima conferenza sui diritti umani tenutasi dopo la fine della guerra fredda.
P282 Soğuk geçirmez eldiven/yüz kalkanı/göz koruyucu kullanın.P282 – Utilizzare guanti termici/schermo facciale/Proteggere gli occhi.
P235+P410 Soğuk saklayın.P235 + P410 – Tenere in luogo fresco.
H281 Soğutulmuş gaz içerir; soğuktan yanma veya yaralanmalara yol açabilir.H281 – Contiene gas refrigerato; può provocare ustioni o lesioni criogeniche.
Yüzbaşı Church buna itiraz ettiğinde, Mekum soğukkanlılıkla onu öldürür.Quando il capitano Church obietta, Mekum gli spara, uccidendolo a sangue freddo.
Mauve'un Vincent'a karşı soğuk davranmaya başladığı ve mektuplarına cevap yazmadığı görülür.Mauve apparve subito diventare molto freddo nei confronti di Vincent e non rispose a diverse sue lettere.
Güneş'ten biraz daha soğuk olan yıldız, yarısı kadar metalliğe sahiptir.La stella è leggermente più fredda rispetto al Sole, con all'incirca metà della sua metallicità.
Familya üyeleri soğuk yerlere uyum yapmışlardır.I suoi movimenti sono impacciati in luoghi freddi.
Soğuk Savaş boyunca Liechtenstein vatandaşlarının Çekoslovakya'ya girmeleri yasaktı.Durante la guerra fredda, ai cittadini del Liechtenstein fu proibito di entrare nella Cecoslovacchia.
Hava durumunun yağmurlu ve soğuk olmasının Belçikalı bisikletçilere avantaj sağladığı söyleniyordu.Le condizioni atmosferiche (fredde e piovose) erano a vantaggio dei corridori belgi.
Halk bir bakımdan bunun için Cicogna'nın Doçe oluşunu soğuk karşıladı.Il pubblico accolse freddamente la Cimarron.
Bu tür gezegenler, merkezi yıldızdan daha soğuk bölgelerde oluşabilir.Tali pianeti possono formarsi nelle regioni più fredde del sistema planetario, lontano dalla stella centrale.
P235 Soğuk tutun.P235 – Conservare in luogo fresco.
Nahçıvan'da Kış; kısa, soğuk ve karlı Yaz;uzun, kuru ve çok sıcak geçmektedir.Dovğa - Questa è una zuppa che si può mangiare sia fredda (in estate), sia scaldata (in inverno).
Yararı: Saenggang Cha genellikle soğuk algınlığını önlemek ve sindirime yardım için kullanılır.Efficacia: il saenggang cha si usa di solito per prevenire i raffreddori ed aiutare la digestione.
Tüylerinin kalın olması onu soğuktan korur.La sua morbida pelliccia lo protegge dal freddo.
Soğuk yerleri tercih ederler.Preferisce luoghi umidi.
Donukluğu nedeniyle içi sonderece soğuktur ve sıcaklığı 16 K (−257 °C) olarak hesaplanmaktadır.Per la sua opacità il suo interno è estremamente freddo, ad una temperatura di circa 16 K (-257 °C).
Daha çok soğuk içilmesi tercih edilir.Si preferisce mangiarlo freddo.
(Şerbet tamamen soğuk veya sıcak olmamalı.)(Quello che si dice nelle orecchie non fa ne caldo ne freddo.)
Tom soğukkanlılıkla teşekkür ederek gitmiştir.In Inghilterra invece fu accolto freddamente.
Kışları çok soğuk yaz aylarında ise serin olur.«Qui è abbastanza freddo benché dovrebbe essere estate.
Soğuk Savaş, Paweł Pawlikowski'nin yönettiği 2018 çıkışlı Polonya yapımı drama filmidir.Cold War (Zimna wojna) è un film del 2018 diretto da Paweł Pawlikowski.
Soğuk Savaş süresince "Liepas Askeri Hava Üssü" şehirde konumlanmıştır.Durante la guerra fredda una base aerea "Liepas" era situata nei pressi della città.
Ek olarak, küresel yıldız kümeleri, en soğuk beyaz cücelerin sıcaklığına bakılarak tarihlendirilebilir.Inoltre gli ammassi possono essere datati misurando le temperature delle nane bianche più fredde.
Hava rüzgarlı olduğu zamanlarda soğuk daha fazla hissedilmektedir.Il freddo ovviamente è più avvertito laddove il vento è più sentito.
Abhazya'nın en yüksek bölgeleri yıl boyunca soğuk bir iklime sahiptir.Infine, le zone più elevate dell'Abcasia hanno per tutto l'anno un clima freddo, senza estate.
Bazı Batı ülkeleri AK-47'yi hem Soğuk Savaş döneminde hem de günümüzde düşmanlarıyla ilişkilendirir.In diversi Paesi occidentali, l'AK-47 è associato con il nemico.
Kriz Avrupa'da Soğuk Savaş'ın başlangıcını sağlayan olaylardan birisi sayılır.Fu uno dei molti episodi che caratterizzarono l'epoca della guerra fredda in Europa.
Bu fotoğraf Soğuk Savaş'ın en bilinen fotoğraflarından biri haline geldi.Quest'immagine è tra le più famose fotografie di guerra mai scattate.
Ancak Antares soğuk bir yıldızdır.Antares è una stella binaria.
Soğuk su içirilmesi.La bevanda viene bevuta fredda.
Arktik bölgenin soğuk sularını 35. kuzey enlemine kadar taşır.Specie olartica, nidifica a nord del 50° latitudine N fino ai territori ghiacciati dell'Artico.
Dünya, Kanada'yı hep soğuk bir yer olarak tahayyül etmiştir.Il clima, come quello del Canada, è continentale freddo.
Genellikle havasi soğuktur.Di solito il suo atteggiamento è freddo.
Soğuk içilir ve içine buz atılabilir.Può essere bevuto liscio oppure con ghiaccio.
Bir başka sabun üretim yöntemi de soğuk yöntemdir.Un metodo alternativo è quello a freddo.
Soğuk Savaş döneminde NATO, "Batı İttifakı" olarak da biliniyordu.Ha dato origine alla NATO, rappresentando nel corso della guerra fredda il cosiddetto blocco occidentale.
Yaptıkları yuvalar çok soğuk havalarda bile içerisini sıcak tutar.La sua calda pelliccia gli permette di vivere in ambienti anche estremamente freddi.
Kuz/Guz kelimesi; soğuk, kuytu, karanlık demektir.Battere i denti - Avere freddo o avere paura.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Sembra fredda, ma in realtà è piacevole e gentile.
Kış uzun ve soğuk.Gli inverni sono lunghi e freddi.
Kış uykusuna yatmazlar ancak soğuk havalarda birkaç gün süren uyuşukluk dönemleri olur.Non effettua migrazioni, tuttavia entra in uno stato di torpore diurno durante le giornate più fredde.
Şüphesiz, Soğuk Savaş sırasında Kızıl Ordu herhangi bir ülkenin ordusundan çok daha kuvvetliydi.Durante l'epoca comunista era completamente di proprietà dell'Armata Rossa.
Bu durum süper güçler arasında 46 yıl boyunca sürecek olan bir Soğuk Savaş dönemini başlattı.Questo incarico fiorì in una profonda amicizia che durò 46 anni.
Ülkenin en soğuk ayı ocaktır.È la città più fredda dello Stato.
Ormanın her yerinden soğuk kaynak suları çıkmaktadır.Non ci sono dubbi sul fatto che tutti i ghiacciai della foresta si stanno ritirando rapidamente.
Soğuk Savaş boyunca Fransa'nın nükleer caydırıcı programının ana öğesi olmuştur.La dissuasione nucleare è da sempre uno dei pilastri della strategia di difesa della Francia.
Havalar soğuk olursa rengeyiği eti kurutulmaz ve dondurulur.Il vino dev'essere fresco ma non ghiacciato.
Soğuktan ve rüzgardan dolayı ulaşılamaz.Teme il freddo e il vento.
Katolik Kilisesi de hükümete karşı soğuk davranmaya başladı.La Chiesa cattolica prese quindi posizione contro il governo.
Akrosiyanozda el ve ayak parmakları genellikle çok soğuktur ve çok terler.I ponfi sono di solito pruriginosi e spesso anche mani e piedi diventano pruriginose e gonfie.
Malahto yaygın biçimde mısır ekmeğiyle sıcak yenir; ancak soğuk da yenebilir.Di solito si serve questo piatto caldo, ma lo si può anche servire freddo.
Soğuk Savaş boyunca Lihtenştayn vatandaşlarının Çekoslovakya'ya girmeleri yasaktı.Durante la Guerra fredda ai cittadini del Liechtenstein fu proibito di entrare nella Cecoslovacchia.
Roma hamamlarında ayrıca buhar banyosu yeri, soğuk ve sıcak su havuzları da vardı.La cucina era dotata di fornelli elettrici e di lavabo con acqua calda e fredda.
P302+P334 DERİ İLE TEMAS HALİNDE İSE: Soğuk suya daldırın/ıslak bezlerle sarın.P302 + P334 – IN CASO DI CONTATTO CON LA PELLE: immergere in acqua fredda/avvolgere con un bendaggio umido.
Bu şekilde kafanın soğuktan azami biçimde korunması amaçlanır.Lascia invece che al tuo sangue fumante io scaldi un poco le mani.
Soğuk Savaş dönemi başladı.La guerra fredda è iniziata.
Çoğunlukla hubz ile soğuk yenilir.Diego congela Mac per sbaglio.
Soğuk uygulama yapılır.È richiesto un raffreddamento effettivo.