Bu yılın teması, Soğuk Savaş dönemindeki propagandaydı.The theme of this edition is the propaganda during the Cold War era.
"Genç kadın, bu soğukta burada ne yapıyorsun?"Young woman, what are you doing out here in this cold?
Haruhi'nin düşmanı olarak hareket ederken gözlük takar, soğuk ve kibar davranır.When acting as Haruhi's nemesis, he wears glasses and acts cold and polite.
Batı ve Orta Avrupa bu dönemde aşırı soğuktu.West and Central Europe were extremely cold during this period.
O zamandan beri ilişkiler hem sıcak hem de soğuk bir şekilde ilerledi.Relations since then have been both warm and cool, fluctuating with time.
Bazen soğuk günlerde sıcak bir içecek olarak kullanmak için ocakta sıcak kahve ile hazırlanmaktadır.Sometimes the drink is prepared on the stove with hot coffee for a warm treat on cold days.
John adındaki bir adam, ona bel soğukluğu bulaştırdığını iddia ederek onu ihbar etti.The john who reported her claimed she had infected him with gonorrhea.
Yaygın nedenler arasında bel soğukluğu, klamidya veya trikomoniyaz enfeksiyonları yer alır. [1]Common causes include infections due to gonorrhea, chlamydia, or trichomoniasis.[1]
Soğuk Savaş sırasında Batı medyası Sovyet medyası ile karşı karşıya gelmiştir.During the Cold War, Western media contrasted with Soviet media.
Soğuk yapıştırma işlemi, toplam ağırlığı ve üretim maliyetini düşürdü.The cold-bonding process reduced the overall weight and manufacturing cost.
Katana soğuk yarı kurak bir iklime sahiptir (Köppen iklim sınıflandırması: BSk).Qatana has a cold semi-arid climate (Köppen climate classification: BSk).
Bunun nedeni, bu kelebeklerin yaşadığı soğuk sıcaklıklar ve düşük oksijen ortamıdır.This is due to the cold temperatures and low oxygen environment these butterflies live in.
Soğuk kaynak ilk olarak 1940'larda genel bir malzeme olgusu olarak kabul edilmiştir.Cold welding was first recognized as a general materials phenomenon in the 1940s.
Soğuk kaynak, katı bakır tellerin birleştirilmesinde yaygındır.Cold welding is common in jointing solid copper wires.
İlk uydulardaki mekanik sorunların bazen soğuk kaynak nedenli olduğu düşünülmekteydi.Mechanical problems in early satellites were sometimes attributed to cold welding.
Tebriz'de bazı kişiler soğuktan bayıldı.Some individuals in Tabriz fainted from the cold.
Soğuk sayesinde çok daha sert olmuştur..They have become much sturdier thanks to the cold.
Işıltılı bir resim tarzında şekil yaratmak için soğuk renk armonileri kullanmıştır.He used cool colour harmonies to create shape in a luminous style of painting.
Su çok berraktır ve yüzmek veya dalmak için uygundur, ancak soğuk olabilir.The water is very clear and suitable for swimming or diving, but can be chilly.
Hava soğuk.Es ist kalt.
O, soğuktur.Es ist kalt.
Dün hava soğuktu.Gestern war es kalt.
Buz kadar soğuk.Es ist eiskalt.
Dün sabah hava çok soğuktu.Gestern Morgen war es sehr kalt.
Salı günü hava cidden soğuktu.Am Dienstag war es wirklich kalt.
Daha soğukkanlı davranmalısın.Du solltest gelassener handeln.
Bu sabah hava çok soğuktu.Es war sehr kalt heute Morgen.
Gerçekten çok soğuk.Es ist wirklich sehr kalt.
Kahve soğuk.Der Kaffee ist kalt.
Soğuk almamak için, lütfen kendine dikkat et.Bitte pass auf dich auf, damit du dich nicht erkältest.
Ev soğuk.Das Haus ist kalt.
Bu feci soğuk.Das ist verdammt cool.
Hokkaido'da her zaman soğuk değildir.In Hokkaido ist es nicht immer kalt.
Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir.In den kalten Moskauer Wintern ist es am besten, eine Schapka auf dem Kopf zu haben.
Bana yaklaşma, soğuk almışım.Komm mir nicht zu nahe. Ich bin erkältet.
Soğuk bir bira içmek istiyorum.Ich will ein kaltes Bier trinken.
Bugün hava biraz soğuk.Heute ist es ein bisschen kalt.
Burası ne kadar soğuk!Wie kalt ist es hier!
Soğuk algınlığımı atlatıyorum.Ich erhole mich von meiner Verkühlung.
Bugün hava çok soğuk değil.Es ist heute nicht so kalt.
Bu pizza soğuk.Diese Pizza ist kalt.
Soğuk havaya rağmen hala bahçede.Trotz des kalten Wetters ist er noch im Garten.
Soğuk bir duş yap ve sonra sıcak bir çay iç!Nimm eine kalte Dusche und trinke dann einen heißen Tee!
Kanada çok soğuk bir ülke.Kanada ist ein sehr kaltes Land.
Dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun, sen benim yüreğimi isitiyorsun.Egal wie kalt es draußen ist, du wärmst mein Herz.
Kalın giyinin! Soğuk dışarısı.Zieht euch warm an! Es ist kalt draußen.
Burada kar yağdı ve hava çok soğuk.Hier hat es geschneit und es ist sehr kalt.
P235 Soğuk tutun.P235 Kühl halten.
H281 Soğutulmuş gaz içerir; soğuktan yanma veya yaralanmalara yol açabilir.H281 Enthält tiefgekühltes Gas; kann Kälteverbrennungen oder -verletzungen verursachen.
Bu fotoğraf Soğuk Savaş'ın en bilinen fotoğraflarından biri haline geldi.Dieses Bild wurde zu einem der bekanntesten Bilder des Kalten Krieges.
P235+P410 Soğuk saklayın.P235+P410 Kühl halten.
Soğuk kanlıdır.Das kalte Blut.
Antarktika Dünya'nın en soğuk kıtasıdır.Antarktika ist der kälteste Kontinent der Erde.
İri nandu soğuk bölgelerden de kaçınır ve 40° güney enleminin aşağısında bulunmaz.Ebenso meidet der Nandu kalte Klimazonen und kommt südlich des 40. Breitengrads nicht mehr vor.
Biri sürekli sıcak, diğeri de sürekli soğuk tutulacaktı.Ein Kolben wird kontinuierlich erhitzt, der andere kontinuierlich gekühlt.
Bunun üzerine Klaus Mann ile Gründgens arasındaki soğukluk başladı.Daraufhin begann die Entfremdung zwischen Klaus Mann und Gründgens.
Hatta soğuk olduğu zaman giysi giydirilmelidir.Zieh dich nur recht warm an, wenn du kalt hast.
Şehir 2 adet plaja sahip olsa da Humboldt Akıntısı yüzünden su soğuktur.In der Stadt gibt es zwei Strände, deren Wasser aber durch den Humboldtstrom eher kalt ist.
"Seyyar Sahne'de 'Çocukluğun Soğuk Geceleri'".(Die kalten Nächte der Kindheit.
Bu ağaçlar soğuktan hoşlanmaz.Der Baum darf nicht gefällt werden.