Ana içeriğe geç
Sözlük

soğan ile cümle

soğan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.Mentre le settimane di privazioni diventavano mesi, alcuni ricorsero a cibarsi di bulbi di tulipani.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.Pe mǎsurǎ ce sǎptǎmânile de lipsuri deveneau luni, unii au recurs la a mânca bulbi de lalea.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.Quando as semanas de privação se estenderam a meses, alguns, como último recurso, comiam bolbos de túlipa.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.Som ugerne med berøvelse blev til måneder, begyndte nogle at spise tulipan løg.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.Καθώς οι εβδομάδες στέρησης έγιναν μήνες, κάποιοι κατέληξαν να τρώνε βολβούς τουλίπας.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.Докато седмиците на лишения се превърнали в месеци, някои прибягнали до яденето на луковиците на лалета.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.Коли тижні нестачі розтягнулися на місяці, деякі почали їсти цибулини тюльпанів.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.Недели лишений растягивались на месяцы, некоторые даже начали есть луковицы тюльпанов.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.שבועות של מחסור הפכו לחודשים, היו שמצאו מפלט באכילת בצלי צבעונים.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.امتدت أسابيع من الحرمان لتتحوّل إلى أشهر، لجأت البعض لأكل بصيلات الخُزَامى.
Kıtlık dönemi haftalardan aylara uzayınca bazı insanlar lale soğanları yemek zorunda kalıyorlar.チューリップの球根を食べるほかありませんでした 5月初旬の頃までには
lale-kökleri yerine soğan. '튤립 - 뿌리 대신 양파.
lale-kökleri yerine soğan. 'lalea-rădăcini în loc de ceapă. "
lale-kökleri yerine soğan. 'Tulip-juuret sijaan sipulia. "
lale-kökleri yerine soğan. 'Tulip-korene miesto cibule. "
lale-kökleri yerine soğan. 'Tulip-kořeny místo cibule. "
lale-kökleri yerine soğan. 'Tulpe-Wurzeln anstelle von Zwiebeln. "
lale-kökleri yerine soğan. 'צבעוני, שורשים במקום בצל. "
lale-kökleri yerine soğan. 'الخزامى الشعبية بدلا من البصل ".
lale-kökleri yerine soğan. '七は彼の筆を投げたと、ちょうど始まった"すべての不当なものを、きちんとした - "
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""마사,"그녀는 말했다, "양파처럼 하얀 뿌리가 무엇입니까?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Marta", a spus ea, "ceea ce sunt acele rădăcini albe care arata ca ceapa?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Marta," je rekla, "kaj so tiste bele korenine, ki izgledajo kot čebulo?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Marta", powiedziała, "jakie są te białe korzenie, które wyglądają jak cebula?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha," cô nói, "những rễ màu trắng trông giống như củ hành là gì?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha", dijo, "¿cuáles son esas raíces blancas que se parecen a las cebollas?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha", disse ela, "o que são as raízes brancas que se parecem com as cebolas?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha", dit-elle, "ce sont ces racines blanches qui ressemblent à des oignons?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha", ha detto, "cosa sono quelle radici bianche che assomigliano a cipolle?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha," katanya, "apa yang mereka akar putih yang terlihat seperti bawang?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha," mondta, "mik azok a fehér gyökerei, hogy néz ki, mint hagyma?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha," povedala, "Čo sú tie biele korienky, ktoré vyzerajú ako cibuľa?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha," řekla, "Co jsou ty bílé kořínky, které vypadají jako cibule?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha", sade hon, "vad är de vita rötter som ser ut som lök?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha," sagde hun, "hvad er de hvide rødder, der ligner løg?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha", sagte sie, "was sind die weißen Wurzeln, die wie Zwiebeln aussehen?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martha," zei ze, "wat zijn die witte wortels die eruit zien als uien?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Martta", hän sanoi, "Mitä nuo valkoiset juuret, jotka näyttävät sipulit?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Μάρθα", είπε, "ποιες είναι αυτές οι λευκές ρίζες που μοιάζουν με κρεμμύδια;"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Марта", каза тя, - какви са тези бели корени, които приличат на лук? "
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Марта", сказала вона, "що це за білі корені, які виглядають як цибуля?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""Марта", сказала она, "что это за белые корни, которые выглядят как лук?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""מרתה", היא אמרה, "מה הם אותם שורשים לבנים שנראים כמו בצלים?"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""مارثا" ، كما قالت ، "ما هي تلك الجذور البيضاء التي تشبه البصل؟"
"Martha," dedi, "soğan gibi görünen bu beyaz kökleri nelerdir?""彼らは電球だ、"マーサは答えた。 "たくさんのO em'の春の花から成長する"。
"onion" (soğan) sözcüğü.철자 "uh"를 O로 대신했다는 이유에서요.
"onion" (soğan) sözcüğü.או מוזרה, בגלל האיות שלה של "אֱ" עם האות O.
"onion" (soğan) sözcüğü.أو مجنونة، لتهجئتها كـ: "آه uh" مع "أوه O "
"onion" (soğan) sözcüğü.しかし 単語の構造や 歴史に目をやると
Sanırım içinde ki soğanı yedi.Cred ca a mancat pana si ceapa din el.
Sanırım içinde ki soğanı yedi.Myślę, że on nawet je cebulę.
Sanırım içinde ki soğanı yedi.Sepertinya dia makan bawang juga.
Sanırım içinde ki soğanı yedi.Νομίζω έφαγε μέχρι και το κρεμμύδι που είχε μέσα.
Sanırım içinde ki soğanı yedi.Мне кажется, там даже был лук
Soğan ailesi de sülfür zenginidir.La familia de las cebollas también es rica en azufre.
Soğan ailesi de sülfür zenginidir.גם משפחת הבצלים עשירה בגפרית.
Soğan ailesi de sülfür zenginidir.玉ねぎ、にんにく、ねぎ、チャイブ、エシャロット そしてマッシュルームにアスパラガス
Soğanın merkezinde ise sözcüğün temel elemanının, onun özündeki anlam çekirdeğinin olduğunu düşünün.Denkt euch das Innere der Zwiebel als das Grundelement eines Wortes, als seine wesentliche Bedeutung.
Soğanın merkezinde ise sözcüğün temel elemanının, onun özündeki anlam çekirdeğinin olduğunu düşünün.Gândiți-vă la miezul cepei ca fiind elementul de bază al cuvântului, nucleul esențial al înțelesului.
Soğanın merkezinde ise sözcüğün temel elemanının, onun özündeki anlam çekirdeğinin olduğunu düşünün.Imaginen que el centro de la cebolla es la base de la palabra, su núcleo semántico esencial.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod