75,000 askeri personel ve 15,000 sivil personel olmak üzere toplam 90,000 kişiden oluşmaktadır.Sie setzt sich aus 75.000 Berufssoldaten und 15.000 zivilen Mitarbeitern zusammen.
Kuvvet çoğunlukla sivil personel tarafından yönetilir.Diese wurde von meist bürgerlichen Intendanten geleitet.
Bu seferler birçok Çinli sivilin ölümüyle sonuçlanmıştır.Bei den Sprengungen kamen viele Chinesen ums Leben.
Diğer bir belirtisi ise, sivilcelerdir.Die letzte Kategorie sind Bomber.
Hindistan'ın ikinci büyük sivil Onur Nişanı Padma Vibhushan'a 2005 yılında layık görüldü.2005 wurde ihm Indiens zweithöchster Zivilorden, der Padma Vibhushan, verliehen.
Şehirler çeşitli askeri ve sivil birimleri üretmektediler.Katastrophenalarm setzte zahlreiche zivile und militärische Hilfsorganisationen in Bewegung.
Kurum sivil havacılığı denetlemek ve havacılık kazaları ve olaylarını incelemekle görevlidir.Vorschriften für die Untersuchung von Unfällen und Störungen beim Betrieb ziviler Luftfahrzeuge.
Sivil Bölüm, savaştan sonra da faaliyetlerini sürdürdü.Ihre Tätigkeit wurde nach dem Krieg weiter geführt.
Leon McAffrey Hırçın bir sivil polistir .Major Metcalf ist tatsächlich ein Undercover-Polizist.
2003'te Kanada'nın en büyük sivil onur madalyası olan "Companion of the Order of Canada"yı aldı.2006 wurde ihm der Order of Canada, die höchste kanadische Auszeichnung für Zivilpersonen verliehen.
Ayrıca silahsız binlerce sivil öldü.Mehrfach kamen dabei unbewaffnete Zivilisten ums Leben.
Sivil savaş yılları takip ediyordu.Es folgten kriegerische Jahrhunderte.
1. Sivil Toplumun Anlamı Nedir?Wie viel Vernunft braucht die Gesellschaft?
1 Temmuz 2003'te sivil havalimanı olarak çalışmaya başlamıştır.Zivile Flüge finden seit dem 1. Juli 2003 statt.
Bu sıfatla, Avrupa ve Orta Asya'da 20'den fazla sivil saha operasyonlarını yürüttü.Er trommelte in der Schweiz und in Europa mehr als 100 Auswanderungswillige zusammen.
1961 yılında Üstün Sivil Hizmet Ödülü'ne layık görüldü.1961 Der Leistungsgrundsatz im öffentlichen Dienst.
1941 yılında Sırbistan'da gerçekleştirilen bu katliamlarda toplam 4000 sivil hayatını kaybetmiştir.Bei den beiden größten Erschießungen in Serbien wurden im Oktober 1941 insgesamt 4000 Zivilisten getötet.
Gerektiğinde sivil kıyafetlerde çalışmaya izin verildi.Es werden jedoch je nach Erfordernis auch Dienste in ziviler Kleidung versehen.
Frederic’e sivil kıyafetleri vererek onun tanınmadan dolaşmasını sağlamıştır.Er zwingt Frederik, nur mit dem Nachthemd bekleidet nach Hause zu gehen.
Sivil havacılıkta eşdeğeri Eurocopter Super Puma'dır.Die Super Eurobeat Vol.
2. SS Panzer Tümeni "Das Reich" askerleri 10 Haziran 1944'te Oradour-sur-Glane kasabasında 642 sivili öldürdü.Als Vergeltung tötete eine Kompanie der Waffen-SS am 10. Juni 1944 beim Massaker von Oradour 642 Zivilisten.
Sivillerle bir işimiz yok.Zivilisten waren nicht beteiligt.
4 sivil hayatını kaybetti.4 Personen verloren ihr Leben.
Terhis edilip sivil hayata geri dönmüştür.Der Rest kehrte ins Zivilleben zurück.
Firmanın üretimi öncelikle sivil kullanım amacı taşımaktadır.Das zeigt den Einsatz der Fahrzeuge vorrangig für den zivilen Bereich.
GPS sistemi, ancak 1980'lerde sivil kullanıma açılmıştır.Erst ab den späten 1980er Jahren stand GPS zur Ortsbestimmung zur Verfügung.
Konu, bunun üzerine sivil mahkemeye intikal etti ve kendisi bu olaydan beraat etti.Dieser legte daraufhin Klage bei einem Zivilgericht ein und bekam vor diesem Recht.
Üniformaları atıp sivil giysiler edindiler.Sie trugen Zivilkleidung und waren unbewaffnet.
NICRA kendisi için bilinçli olarak ABD'deki sivil haklar hareketi'nin modelini benimsedi.Malik ist aktiv in der amerikanischen Umweltgerechtigkeitsbewegung.
Litvanya Silâhlı Kuvvetleri 2,400 sivil personel dahil, 15 bin etkin çalışandan oluşmaktadır.Insgesamt gehören der Bereitschaftspolizei 2400 Mitarbeiter an.
Birçok sivil toplum kuruluşunda yönetici olarak görev üstlendi.Für die Leitung war ein ziviler Verwalter eingestellt.
Aynı dönemde ölen sivil sayısı ise 5,557 dir.Die Zahl der zivilen Opfer wurde mit 5.535 angegeben.
Bu da, Müttefiklerin Japon savaş esirleri ve sivilleri besleme çabalarını daha da zor bir hale getirdi.Das japanische Militär setzte asiatische Zivilisten und Kriegsgefangene zur Zwangsarbeit ein.
Bu isyanlarda binlerce sivilin ölümüne neden olunmuştur.Bei diesen Aktionen wurden Tausende Zivilisten erschossen.
Mi-26 Askeri ve sivil nakliye amaçlı geliştirilen versiyonu.Ein biographisches Handbuch für Militair- und Civilpersonen.
Katedral şövalyeleri genellikle yüksek rütbeli sivil ya da askeri görevlilerden oluşmaktaydı.Die Historiker waren zumeist hohe Beamte oder Offiziere.
Pasaport standardizasyonu 1980 yılında Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü himayesinde gerçekleştirildi.Die International Civil Aviation Organization standardisierte das Verfahren 1984.
1 Şubat 2017'de tekrar sivil havacılığa açılmıştır.Zum 1. Januar 2017 wurde Opatówek wieder zur Stadt erhoben.
Öldürülen Beyaz sivil ve Seminolelerin sayısı da belirsizdir.Le nombre de civils blancs et séminoles tués est également incertain.
Bir askerî ya da paramiliter kuvvetin sivilleştirilmesi de askersizleştirme olarak adlandırılır.Faire d’un corps militaire ou paramilitaire un corps civil constitue aussi une forme de démilitarisation.
Böylece Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO-International Civil Aviation Organization) kurulmuştur.Ils créent ainsi l'Organisation de l'Aviation Civile Internationale (ICAO).
Konsüllerin hem sivil hem de askeri konularda en üstün gücü vardı.Les consuls ont un pouvoir suprême à la fois en ce qui concerne les domaines civil et militaire.
Kurum sivil havacılığı denetlemek ve havacılık kazaları ve olaylarını incelemekle görevlidir.Elle supervise l'aviation civile du pays et enquête sur les accidents et d'incidents aériens.
An-2, 2001 yılına kadar üretildi ve dünya çapında askeri ve sivil kullanıcılar tarafından kullanılmıştır.Le Do 228 est mis en œuvre sur tous les continents par des utilisateurs civils et militaires.
Bu, çoğu sivil ihtiyaçlar için fazlasıyla yeterli yaklaşık 5 metre doğrulukta, bir iyileşme sundu.Ceci permit une amélioration de la précision d’environ 5 mètres, ce qui est suffisant pour les besoins civils.
Sivil ölüm oranı II. Dünya Savaşı'ndan bu yana meydana gelen savaşlar arasında en yüksek oranlardan biridir.Le nombre de victimes civiles est l'un des plus élevés de toutes guerres, depuis la Seconde Guerre mondiale.
Ordu sivil kontrol altındadır.Il est sous contrôle militaire.
Yağmalama sırasında ordu düşmanın sivil nüfusunu yok eder.Par la dévastation, l’armée attaque la population civile de l’adversaire.
Sivil bir havalimanıdır.C'est un aéroport civil.
Sudan'daki mültecilere Çad'dan kaçmaya çalışan siviller de katıldı.Des centaines de Zaghawa du Tchad ont également fui au Soudan pour se fuir les combats.
Young ile Scott ise sivillerin bölmesine girmenin bir yolunu bulur.Young et Scott cherchent toujours une solution pour sortir Scott de la crevasse.
2012 yılında seçildi, Brian Sims aynı zamanda bir avukat ve LGBT sivil hakları savunucusu.Élu en 2012, Sims est avocat de profession et un défenseur des droits des homosexuels.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü.Dirección General de Aeronáutica Civil.
Diğer bir belirtisi ise, sivilcelerdir.Le reste des victimes sont des civils.
Sivil halk kısmen katliama uğradı.La population est en partie exterminée.
Adada yaşayan birçok sivil Japonya'ya kaçmıştır.De nombreux habitants se réfugient au Japon.
Hamas sivillere yeriden kımıldamamalarını söyledi.De son côté, le Hamas avait demandé à la population de ne pas quitter les lieux.
Sivillerin esirlere esirlere yardım etmesi yasaklandı.Il était interdit aux gardiens de parler aux prisonniers.
Padma Vibhushan ödülü Hindistan’ın ikinci en iyi sivil ödülüdür.Padma Vibhushan est la deuxième distinction civile la plus élevée en Inde.
"Sistem hatası Genç Siviller".‘Le stress des jeunes chercheurs américains.’