Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.On se sent anxieux, peut-être déprimé, frustré ou cynique.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.Ta thấy lo lắng, có thể trầm cảm, cáu giận hoặc bi quan.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.Vi føler os ængstelige, måske deprimerede, frustrerede eller kyniske.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.Vi känner oss ängsliga, kanske deprimerade, frustrerade eller cyniska.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.We voelen ons angstig, misschien depressief, gefrustreerd of cynisch.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.Wir fühlen uns bedroht, vielleicht deprimiert, frustriert oder zynisch.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.Νιώθουμε άγχος, ίσως κατάθλιψη, απογοήτευση ή κυνισμό.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.Мы обеспокоены, может быть в депрессии, разочарованы или настроены скептически.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.אנחנו חרדים, אולי מדוכאים, מתוסכלים או ציניים.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.نشعر بالقلق، وربما بالاكتئاب، بالإحباط أو التشاؤم.
Biz, belki, sinirli depresyonda, endişeli veya alaycı hissediyoruz.ゲームでは そのようには感じません
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Il nostro Ji Hoo devi essere veramente arrabbiato.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.JiHoo của chúng ta hẳn là bực lắm nhỉ
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Ji Hoo trebuie sa fie foarte suparat.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Ji Hu pasti sangat marah.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Meidän Jihoo on hyvin vihainen.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Naš Ji Hoo mora biti zelo jezen.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Náš JiHoo musí být hodně naštvaný.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Náš Ji Hoo sa musí naozaj hnevať.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Notre Ji Hoo doit être très en colère.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Unser Ji Hoo muss sehr wütend sein.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Våran JiHoo måste vara väldigt arg.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Ο ΤζιΧου μας πρέπει να είναι πολύ θυμωμένος.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.Наш ДжиХу должно быть очень зол.
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.גי הו שלנו בטח מאוד עצוב
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.جي هو غاضب فعلا
Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali.僕も捨てられるんだ その人形みたいに
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.Auf diesem Foto ist er in einem Slum von einer feindseligen Menschenmenge umringt.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.Di foto ini kerumunan yang brutal pada sebuah tempat kumuh mengepungnya.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.Ezen a képen ellenséges tömeg veszi körül a gettóban.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.În această fotografie, o mulțime ostilă îl înconjoară și Joshua rămâne tăcut,
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.In deze foto omsingelt een vijandige menigte hem in een krottenwijk.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.이 사진은 한 빈민가에서 적대적인 군중이 그를 둘러싸고 있는 모습입니다.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.Na tej fotografii, otacza go wzburzony tłum ze slamsów.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.Qui vediamo una folla ostile che lo circonda in una baraccopoli.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.Sur cette photo, une foule hostile d'un bidonville l'entoure.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.Trong tấm hình này, một nhóm người giận dữ ở 1 khu ổ chuột bao quanh ông ý.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.На тази снимка го заобикаля враждебна тълпа в бедняшко предградие.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.На этой фотографии его окружает враждебная толпа в трущобе.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.בתמונה זו קהל עוין במשכנות עוני מקיף אותו.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.في هذه الصورة حشد معاد في الأحياء الفقيرة المحيطة به.
Bu fotoğrafta gecekondu bölgesinde sinirli bir topluluk onu çevreliyor.そして彼らが彼に怒りを向ける間も
Bunting. Ve "Lütfen o kapıyı kapattı," Mr. Cuss dedi. sinirli.И "Пожалуйста, закрыл эту дверь", сказал г-н CUSS, раздраженно.
Bunting. Ve "Lütfen o kapıyı kapattı," Mr. Cuss dedi. sinirli.A "Ukončete prosím ty dveře," řekl pan klít, podrážděně.
Bunting. Ve "Lütfen o kapıyı kapattı," Mr. Cuss dedi. sinirli.A "Ukončite prosím tie dvere," povedal pán kliať, podráždene.
Bunting. Ve "Lütfen o kapıyı kapattı," Mr. Cuss dedi. sinirli.In "Prosim, zaprl ta vrata," je dejal gospod CUSS, razdraženo.
Bunting. Ve "Lütfen o kapıyı kapattı," Mr. Cuss dedi. sinirli.Ja "hyvä sulkemaan oven", sanoi Mr. kirota, ärtyneesti.
Bunting. Ve "Lütfen o kapıyı kapattı," Mr. Cuss dedi. sinirli.Och "Var vänlig stäng dörren", sa Mr Cuss, irriterat.
Bunting. Ve "Lütfen o kapıyı kapattı," Mr. Cuss dedi. sinirli.Και "Να κλείσει αυτή την πόρτα", δήλωσε ο κ. cuss, νευριασμένα.
Bunting. Ve "Lütfen o kapıyı kapattı," Mr. Cuss dedi. sinirli.І "Будь ласка, закрив ці двері", сказав пан CUSS, роздратовано.
Bunun hakkinda ne diyebilirim? Bizim Ji Hoo cok sinirli olmali. Kendimi cöpe atilmis gibi hissediyom.난 너에게 뭐였을까?
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.A zkoumali ty družiny v nejnáročnější denní době, což je doba vyzvedávání.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Dan mereka lakukan pengamata di jam-jam paling kritis yaitu waktu penjemputan anak
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.E estudaram essas creches nos momentos de maior tensão, que é a altura em que os pais vão buscar os filhos.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.És a legfeszültebb pillanatokban tanulmányozták a napköziket, amikor a szülők hazaviszik a gyerekeket.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Estudiaron esas guarderías en los momentos de mayor tensión que es el momento de recolección.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Hanno studiato questi asili nell'ora di massima tensione, cioé il momento dell'uscita dei bambini.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Họ nghiên cứu các trung tâm đó vào giờ cao điểm, là giờ đón học sinh.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.Ils ont étudié ces crèches au moment où la tension est la plus forte, c'est-à-dire à l'heure de la sortie.
Buraları, insanların en sinirli zamanlarında, çocukların alındığı saatte incelediler.그 탁아소들에서 가장 긴장감이 높을 때 즉 아이를 다시 데려가는 시간대를 관찰했습니다.