Vagus siniri veya nervus vagus onuncu kranial (kafa) siniridir.Tung- och svalgnerven (lat. nervus glossopharyngeus) är den nionde kranialnerven.
Beyinlerinden 10 çift sinir çıkar.Deras hjärna består av 12 par hjärnnerver.
Fakat asıl oluşan efekt, dinleyiciyi sinirlendirmek olabilir.Det kan leda till irritation för åskådarna.
Ve bunu başaramayınca sinirlendi.När detta misslyckades avgick han självmant.
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Dess stjälk är upprätt och ofta grenig.
Sinirlenen Caligula, Kudüs Tapınağı'na kendisinin bir heykelinin dikilmesini emretti.Caligula beordrar att en staty av honom själv skall placeras i Jerusalems tempel.
Hayatı boyunca başağrıları ve sinizütten dolayı acı çekti.Hela hans liv har varit lidande och olycka.
Nikola, aynı zamanda sinir krizi geçirdi.Elvira ska också ha reagerat med ett nervsammanbrott.
Duke çok sinirlenir.K. blir upprörd.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Anatomiska defekter tillåter kontinuitet mellan yttermiljön och nervsystemet.
Beyin omurilik, ganglionlar ve sinirlerden meydana gelir.Hjärna, ryggmärg och nerver / Nerverna.
Bu davranış derebeyleri sinirlendirdi.Detta gjorde modergudinnan rasande.
İngilizler her nedense bu gece pek sinirliydiler.Tyskarna var särskilt flitiga med detta.
İnsan vücudunda 43 sinir segmenti vardır.I människans kropp finns 33 ryggkotor.
Bobby bu olaya çok sinirlenir, bu arada Bobby'nin bir oğlu vardır: Sean.Trots att han är homosexuell har han en son: Damien.
Aynı zamanda merkezi sinir sistemi tedavisinde kullanımı konusunda da araştırmalar yapılmaktadır.Man är även intresserad av att studera nervsystemets funktion.
Sarin (NATO'nun adlandırmasına göre rumuzu: GB) bir sinir gazıdır.Sv. text: M. Wiehe) Gbg, Gbg Är det mej du är rädd för?
Mezar üzerine siniyle bırakılır.Källa önskas på denna graf.
Doktor sinirlenerek bunu reddeder.Behandlingen gör honom yr.
Çok sinirlenmiştir.Han är upprörd.
Bunlar Sinitik diller olarak da adlandırılır.Namnet anses svårtolkat.
Ağrısızdır, çünkü bütün sinirler zarar görmüştür.Symtomen beror på vilka nerver som är drabbade.
Sinirlerin gerilme esnasında onarılmamaları önemlidir.Det är mycket viktigt att ingen smärta uppstår under rehabiliteringsperioden.
Vagus siniri, tuzlu çözeltiye bir şey ekliyordu.Sidfläsket rimmas genom att en saltlake injiceras.
Bir golf sahasında Denis Leary sinirlenir ve telefonunu fırlatır.På golfklubben kastar Denis Leary sin mobiltelefon i frustration och Bart fångar den.
Aralarında bol miktarda kan damarları ve sinirleri yer alır.Organet har rikliga blodkärl och nerver.
Denizyıldızlarında merkezî beyin olmasa da karmaşık bir sinir sistemleri vardır.Sjöstjärnor saknar en centraliserad hjärna, en ändå har de ett väldigt komplext nervsystem.
Vizüel sistem (Görme sistemi) organizmaların görmesini sağlayan merkezi sinir sistemi parçasıdır.Syn är den del av nervsystemet som gör det möjligt för en organism att se.
Hastalığın sinir sistemini etkilemediği durumlarda tedavi gerektirmeyebilir.Behandling av sjukdomen då den inte involverar nervsystemet kanske inte behövs.
Çabuk sinirleniyor.Rychle vysychají.
Ancak Frank buna çok sinirlenir.Однак Френк незгодний з цим.
Fırat'a sinirlendiği zaman tokat atar.Коли він нервує, то кусає себе за хвіст.
Jane ise buna sinirlenmiştir.Джейн засмучена.
Çok fazla kez sinir krizleri geçirirdi.Нервові припадки траплялися часто.
Hatta Roberts buna sinirlenmiştir.Роберт вражений нею.
İnsanın sinir sistemi, yaklaşık 10 milyar sinir hücresi içerir.Кора головного мозку людини містить десятки мільярдів нейронів.
Ancak duruma çok sinirlenmiştir.Її стан лише погіршувався.
Beth babasını da kaybetmesinden dolayı çok sinirlidir ve ilk kez içki içmek istemektedir.Барт злиться, що вона псує навіть його день народження.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Ураження нервової системи, спричинене дефіцитом в раціоні тіаміну (вітаміну B1).
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Анатомічні дефекти призводять до контакту між зовнішнім середовищем та нервовою системою.
Bu hasar etkilenen sinirlerde sinyallerin iletimini bozar.Це пошкодження погіршує провідність сигналів в уражених нервах.
Asla, asla, asla sinir bozucu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyemem.Ніколи раніше книги, тим більше дитячі, не видавалися таким тиражем.
Refleks, sinir sisteminin işleyişinde büyük öneme sahip bir etkinliktir.Рефлекс є основою діяльності нервової системи.
Aralarında bol miktarda kan damarları ve sinirleri yer alır.Дерма містить багато нервових закінчень і кровоносних судин.
"3. SINIF HAMUR KAĞIDA MÜREKKEBİ HAYATLAR" isimli bir kitap yazdı.Є третьою книгою циклу книг «Цвинтар забутих книжок».
Türkiye’de sinirlenme, kızma anlamındadır.В Україні не гніздиться.
Çok sinirlenmiştir.Він дуже хвилюється.
Sinirli bir şekilde Lily'ye karşı koyar ve ona sabah neden uyandırmadığını sorar.Вона пробігає повз матір, запитуючи, чому вона не розбудила її вранці, і поспішає на роботу.
Bunun üzerine sinirlenen Musa, 10 Emir tabletlerini kırar.Мойсей трощить таблиці з десятьма заповідями і замовкає.
Küçük siniler pişirme kabı olarak da kullanılır.Також вона використовується як начинка для пирога.
Bu tür sinir lifleri insanda yalnızca embriyo evresinde bulunur.Деякі із цих вірусів зустрічаються тільки у людини.
Beyinlerinden 10 çift sinir çıkar.Від головного мозку відходять 10 або 12 пар черепних нервів.
Çin yazı karakterleri, binlerce yıldır Sinitik dillerinin yazı sistemi olarak kullanılır.За тисячоліття китайський живопис виробив свою лаконічну художню мову.
Neden Tom çok sinirli?Чому Том такий злий?
Tom, Mary'nin John'u öptüğünü gördüğünde sinirlendi.Том розлютився, коли побачив, що Мері цілує Тома.
Sinir sistemi ile ilgili çalışmalar antik Mısır'a kadar uzanır.Studium nervového systému se datuje až do Starověkého Egypta.
Endorfinler genellikle beyinde ve sinir uçlarında görülür ve ağrı hissini azaltırlar.Endorfiny jsou pravidelně uvolňovány v mozku a nervech, aby mírnily bolest.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Anatomické defekty způsobují průchodnost mezi vnějším prostředím a nervovým systémem.
Ve kolayca sinirlenebilir.Dají se velice snadno naštvat.
Bu sırada sağ fildişi tamamen kopmuş ve dudağı ile sinir boşluğuna kadar yarılmıştır.Její pravý kel se přitom celý odlomil až nahoru ke rtu a nervové dutině.