Ana içeriğe geç
Sözlük

silah ile cümle

silah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hayatından endişe eden aile bütün silahlarını ve bütün aletlerini almış.The family, fearful for his life, took away all of his weapons, all of his tools.
Can Tho 'çemberler ile doldurulmuş ve balina kaburga ile silahlı. "Tho' stuffed with hoops and armed with ribs of whale."
Bazı katlı silah.Some were storied weapons.
Bu arada, soyunma, iş devam etti ve son olarak göğsüne gösterdi ve silah.Meanwhile, he continued the business of undressing, and at last showed his chest and arms.
Silahlanma Bakanlığı'ndan iki kimlik.Two IDs from the Ministry of Arms.
Askeri silah türleri ise gezegenin yarısını yok edebilecek hidrojen bombaları taşıyordu.Military weapon versions that carried hydrogen bombs that could destroy half the planet.
Çekmek istiyorsanız, baba yapacaksın değilim silah ve burada vur beni.I'm not gonna do it Dad, If you want to pull the gun and shoot me right here.
O bir silah birinde şanslı oğlu, tüm I biliyoruz.He is one lucky son of a gun, that's all I know.
Tony, bana silah verir.Tony, give me your gun.
Evet, silah.Yes, your gun.
Boğazını bu silah görüyor musunuz?Do you see this gun at your throat?
Silah Noktası?Point the gun?
Bu adam, sana yüklü bir silah verecek mi?You guy, think I would give you a loaded gun?
Orduya katılıyor. Ordu onun eline bir silah veriyor.The Army gives him a rifle.
Ordu onun eline bir silah veripThe Army gives him a rifle.
Size karşı silahlanmada yeterli... ...kaynağımız olup olmadığını mı merak ediyorsunuz?"To find if we've got enough resources to fight you in armaments and other things?"
Joe askerlerimi ve silahları yerleştirmiştim.I had put out all of my G.I. Joe soldiers and weaponry.
En sonunda surları yıkan, modern dünya silahları oldu.It took the guns of the modern world to finally bring them down.
Yüzden fazla daha ufak silahla beraber, gece gündüz süren bir bombardımana başladılar.Together with more than a hundred smaller guns, they kept up a steady bombardment day and night.
# Güzellik benim silahım# Beauty is my weapon
Senin eline silah değil zil vermek lazımmış.You ought to be holding a rattle for children, not a gun.
Güvenmek zorunda da değilsin. Silahlı olan biziz.You don't need to We are armed.
Silahınız nerede?Where's your pistol?
Silahını bana ver.Give me your weapon.
-Silahını indir dedim.- I said weapon down.
Şimdi emir subayını dinle ve silahını indir.Now listen to your commanding officer and put down your gun.
Silahları yere bırak!Weapons on the floor!
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.Have Strunk carry all the would-be weapons over to out side.
Bir elinizde silah bir elinizde incil nereyi istediyseniz aldınız!You sailed away with a gun and a Bible in your hand and took whatever you wanted!
Avlanmak için ekstra bir silaha ihtiyacınız olacak.You'll need an extra gun for hunting.
- Silahını yere bırak!- Put the gun down!
- Sen silahını yere bırak!- You put the gun down!
Silahımı indireceğim eğer sen de aynısını yaparsan.It's a little complicated. I'm willing to lower my gun if you do the same.
- Evet, sen diğer silahını da bıraktığında tamam olacak.Yes. When you've dropped your second gun.
Silahları bırakın! Bırakın silahları!Drop you guns!
Kulubede sizleri savaş esiri olarak tuttular çünkü silahlar onlardaydı ve sizde hiç silah yoktu?And in the cabin they kept you as prisoners of war because they had weapons and you had none.
Bu genç adamın bu silahla yapacaklarından korkmamıza sebep nedir?What is it that we're afraid that this young man is going to do with this gun?
Okulda silah ve bıçaklara izin vermemiz gerektiğini önermiyorum.I'm not suggesting that we need to be allowing guns and knives in the school.
Silahlar bir yere gitmiyor.There are no guns going off.
Ah, silahlarına davranmadan vuracaktık onları.Really? Uh, we probably should've shot 'em when they went for their weapons.
En büyük silahımız şaşkınlıktır..Surprise and fear, fear and surprise... our two weapons are fear and surprise.
'En büyük silahlarımız..' diye başlayacaksın.You'll have to say the bit about 'Our chief weapons are... '
- En büyük silahlarımız.. -En büyük silahlarımız..- Our chief weapons are... - Our chief weapons are...
En büyük silahlarımız şaşkınlık, falan,filan,falan,filanOur chief weapon is surprise, blah, blah, blah, blah.
1932 de Mayısın 30'unda bir silah sesi Parisin 13 üncü bölgesi boyunca çınladı.On the 30th of May, 1832, a gunshot was heard ringing out across the 13th arrondissement in Paris.
Başarı, değişim yalnız silahın namlusundan geçer.Success, the change is only coming through the barrel of the gun.
Silahın namlusundan!The barrel of the gun!
Bu silahınız.This is the gun.
Bu silahımız.This is the gun.
Sanırım hanımefendi bir silaha benzediğini söylemişti.I think she said it looks like a gun.
Pek çok insan silahlardan hoşlanmaz.A lot of people don't like guns.
Gerçekten de çok etkili bir kitle imha silahı.It's a very potent weapon of mass destruction.
Silahını çekiyor.Pulls out a gun.
Silahlı çatışma halinde değiliz ve olmaya da çalışmıyoruz.We're not in armed conflict and we're not trying to be.
İşte burada silah, son 500 milyon yıldır tükenmiş gibi görünüyor.And here's the weapon, it seems, that it did so over the last 500 million years.
Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar.They made bigger guns to shoot them down with.
Elime ilk silahımı verdiğinde daha çocuktum.When I was only still up high he gave me my first gun.
Şu yukarıdaki silah.That one up there.
İhtiyaç duyduğum şey yeni bir silah değil... ...yeni bir hayvandı.What I needed was not a new weapon... but a new animal.
Silah, ormanda her şey demek değildir.Weapons aren't everything in the jungle.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
silah ile cümle - Sayfa 31 - silah kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App