Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Моята аудитория е всеки, който е тук, за да слуша, дори тези, които не са запознати с класическата музика.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.הקהל שלי הוא כל מי שנמצא כאן כדי להקשיב, אפילו מי שאינם מכירים מוסיקה קלאסית.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.クラシック音楽をあまり聴かない方も です 私は カーネギーホールや ケネディーセンターなどの 一流のホールだけで
Dinlemek ister misiniz? (Seyirciler: Evet!)Alguém a quer ouvir?
Dinlemek ister misiniz? (Seyirciler: Evet!)Chcecie posłuchać?" -Publiczność: "tak!"
Dinlemek ister misiniz? (Seyirciler: Evet!)Möchten Sie es sich einmal anhören?
Dinlemek ister misiniz? (Seyirciler: Evet!)Θα θέλατε να το ακούσετε; (Κοινό:
Disney Kanalına seyirci olarak gidecek çocuklar için. Bir Nickelodeon değil ama.だって出演してるキッズスターに接近禁止令食らっちゃったから
Disney Kanalına seyirci olarak gidecek çocuklar için.C'est pour les enfants qui auditionnent pour la chaîne Disney.
Disney Kanalına seyirci olarak gidecek çocuklar için.E' una preparazione all'audizione per bambini al Disney channel show.
Disney Kanalına seyirci olarak gidecek çocuklar için.Für Kinder, die bei Disney channel shows im Publikum sitzen.
Disney Kanalına seyirci olarak gidecek çocuklar için.Więc, prowadzę te zajęcia.
Disney Kanalına seyirci olarak gidecek çocuklar için.Ειναι για παιδιά που περνούν οντισιόν για εκπομπές του καναλιού της Disney.
Dürüst olun, iyi ya da kötü? "Ben.", deyin. Seyirciler:(観衆) はい
Düzgün işleyen demokrasiler uzmanlar, politikacılar, fanatikler ve yönetime katılmayan seyircilerden oluşamaz.Il punto è che non esiste una democrazia praticabile fatta di esperti, fanatici, politici e spettatori.
Düzgün işleyen demokrasiler uzmanlar, politikacılar, fanatikler ve yönetime katılmayan seyircilerden oluşamaz.문제는 이것입니다: 전문가, 광신도, 정치가, 그리고 관객만으로 이루어졌는데도 생존 가능한 민주주의같은 건 없습니다.
Düzgün işleyen demokrasiler uzmanlar, politikacılar, fanatikler ve yönetime katılmayan seyircilerden oluşamaz.Problema este că nu există o democraţie viabilă creată de experţi, fanatici, politicieni şi spectatori.
Düzgün işleyen demokrasiler uzmanlar, politikacılar, fanatikler ve yönetime katılmayan seyircilerden oluşamaz.Problem polega na tym, iż nie istnieje żywotna demokracja, złożona z ekspertów, fanatyków, polityków i widzów.
Düzgün işleyen demokrasiler uzmanlar, politikacılar, fanatikler ve yönetime katılmayan seyircilerden oluşamaz.הבעיה היא שאין דבר כזה, דמוקרטיה ברת-קיימא שמורכבת כולה ממומחים, קנאים, פוליטיקאים וצופים-מן-הצד.
Düzgün işleyen demokrasiler uzmanlar, politikacılar, fanatikler ve yönetime katılmayan seyircilerden oluşamaz.政治家 傍観者から構成される 実現可能な民主主義など 存在しないということです (拍手)
Eğer seyirci, reklam yapma sürecine dâhil edilirse mutlu olur.În cazul în care publicul poate deveni implicat efectiv în procesul de a face anunţuri, atunci este fericit.
Eğer seyirci, reklam yapma sürecine dâhil edilirse mutlu olur.Nếu khán giả có thể tham gia vào quá trình thực hiện quảng cáo thì thật vui.
Eğer seyirci, reklam yapma sürecine dâhil edilirse mutlu olur.Si el público puede involucrarse en el proceso mismo de hacer el anuncio, entonces es feliz.
Eğer seyirci, reklam yapma sürecine dâhil edilirse mutlu olur. Tıpkı eski yarışma programlarındaki gibi.Jeśli publiczność może uczestniczyć w tworzeniu reklamy jest zadowolona.
Eğer seyirci, reklam yapma sürecine dâhil edilirse mutlu olur. Tıpkı eski yarışma programlarındaki gibi.Se il pubblico può essere coinvolto nel processo di creazione della pubblicità, allora è felice.
Eğer seyirci, reklam yapma sürecine dâhil edilirse mutlu olur. Tıpkı eski yarışma programlarındaki gibi.Ако публиката може да се включи в истинския процес на създаване на рекламата, тогава тя е щастлива.
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.C'est pour divertir votre audience si vous n'êtes pas drôle --
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.Esto es para entretener al público si no tienen gracia...
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.여러분의 테드 강연이 재미없으면 대신 재미있게 해줄테니까요.--
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.Questo per far divertire il pubblico se non siete in grado di farlo voi.
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.Tak dostarczycie publiczności rozrywki, jeśli brakuje wam poczucia humoru.
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.To len tak na pobavenie publika v prípade, že by ste neboli vtipní -
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.Это развлечёт аудиторию, ели вы не справились...
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.זה כדי לבדר את הקהל אם אתם לא מצחיקים --
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.يستخدم لتسلية الجمهور إذا لم تكن مضحك
Eğer siz eğlenceli değilseniz, bu karikatür seyircilerinizi eğlendirecektir.先に進みましょうか
Elektronik cihazlara hasar vermesini, seyircinin sırılsıklam kalmasını,아무 죄 없는 관객을 젖게 만들면
Elektronik cihazlara hasar vermesini, seyircinin sırılsıklam kalmasını,אדם תמים לחלוטין מהקהל בלי לדאוג
Elektronik cihazlara hasar vermesini, seyircinin sırılsıklam kalmasını,شخصا بريئا تماما من الجمهور دون أي قلق
Elektronik cihazlara hasar vermesini, seyircinin sırılsıklam kalmasını,電子機器に損傷を与えたり 濡らしたり 本やコンピュータを
Evet, %80 seyircimiz vardı, sıfırla kapattım yani.Ja, wir hatten 80% Publikum, also bin ich bei Null rausgekommen.
Evet, %80 seyircimiz vardı, sıfırla kapattım yani.Да. Пришло 80% публики, так что в конечном итоге я был на нуле.
Evet, aslında... Geçenlerde alışveriş merkezindeydim ve etrafımı sardılar. (seyirciler güler)Pernah waktu aku sedang di mall dan ditodong dan aku harus lari ke toko boneka beruang agar tak menonjol
Evet? (Seyirci: Görüyor.)네?<많이 보여줍니다.>
Evet? (Seyirci: Görüyor.)حقا؟( الجمهور : انها تصور الكثير)
Evet? (Seyirci: Görüyor.)元に戻すには こうします
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.A nézőtéren elakadt mindenkinek a lélegzete, amikor meghallották a különbséget.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.Auditoriul a fost mişcat când a auzit diferenţa.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.Cả khán phòng há hốc miệng khi nhận thấy sự thay đổi.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.C'è stato un sussulto nel pubblico quando ha sentito la differenza.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.Der gik et suk igennem tilhørerne, da de hørte forskellen.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.Det gick ett sus genom publiken när de hörde skillnaden.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.Die Zuschauer haben nach Luft geschnappt als sie den Unterschied hörten.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.El público suspiró asombrado al oír la diferencia.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.Il y a eu un glapissement dans l'auditoire quand ils ont entendu la différence.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.Khalayak menahan nafas ketika mereka mendengar perbedaannya.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.연주의 변화를 느낀 좌중은 순간 정적에 빠졌죠.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.Obecenstvo zalapalo po dychu, keď počuli ten rozdiel.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.O público ficou espantado quando ouviu a diferença.
Farkı duyunca seyirciler nefes nefese kaldı.Posluchačům se zatajil dech, když slyšeli ten rozdíl.