Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Йдемо далі. Ви, мої слухачі, — еліта, і тому я очікую, що приблизно 10 відсотків з вас є релігійними.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.Я предполагаю, что в этой элитарной аудитории примерно 10% религиозны.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.אז הקהל כאן הוא העילית, ולכן אני מניח שכ-10% מכם דתיים.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.حسنا، هذا جمع متميز.. وأتوقع نسبة 10% أن تكون متدينة.
Bu, seçkin bir seyirci kitlesi; ve bu yüzden yaklaşık yüzde 10'unuzun dindar olduğunu tahmin ediyorum.その中で信仰を持っているのは10%ぐらいだろうと思われます 皆さんの多くは おそらく礼儀正しい文化的信条 宗教を 尊重すべきだ という考えに同意していることでしょう
Bu seyircilerin ve bu topluluğun bu konuda size yardımcı olmak istediklerini açık olarak gördünüz ve duydunuz.크리스 앤더슨: 관중 여러분들과 테드 커뮤니티가 브라이언씨가 하는 일을 돕고 그런 이슈들을 위해 무언가 하고 싶은 의지가 있는 것이 명백합니다.
Bu seyircilerin ve bu topluluğun bu konuda size yardımcı olmak istediklerini açık olarak gördünüz ve duydunuz.כריס אנדרסון: אז שמעת וראית רצון ברור של הקהל, של הקהילה הזו, לעזור לך בדרכך ולעשות משהו בנושא הזה.
Bu seyircilerin ve bu topluluğun bu konuda size yardımcı olmak istediklerini açık olarak gördünüz ve duydunuz.提起した課題に対して このコミュニティや聴衆の皆さんが 協力したいと思っているのがわかりますね 小切手を切って寄付をする以外に
Cevap bekliyorum. (Seyirci:A ver, sus respuestas, (Público:
Cevap bekliyorum. (Seyirci:Mọi người đoán thử đi.
Christa-Maria,... ...sen büyük bir sanatçısın. Bunu ben biliyorum. Ve seyirciler de biliyor.Christa Maria, eşti o mare actriţă, întotdeauna ai fost.
Çok teşekkürler. (seyirci alkışlar)Muito obrigado (aplausos) É um prazer ter-te aqui!
Çok teşekkürler. (seyirci alkışlar) Seni ağırlamak zevkti.Muchas gracias (Audiencia aplaude)
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.For dette er at behandle jeres modtager som en tåbe.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir. (Kahkahalar)Bởi vì làm thế là coi khán giả của chúng ta như kẻ ngốc (Cười)
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Karena itu berarti memperlakukan penonton layaknya orang bodoh.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.왜냐면 이건 청중을 우롱하는 것이니까요
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Parce que ça, c'est prendre le public pour une bande de crétins.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Pentru că trataţi publicul de parcă ar fi idiot.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Perché questo è trattare il vostro pubblico da cretino.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Porque eso es tratar al público como si fuera imbécil.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Porque isto é tratar a vossa audiência como idiotas.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Pretože tak s vaším publikom zaobchádzate ako s debilom.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Protože takhle máte svou cílovku za kretény.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.(Skratt) Därför att då tar du publiken för idioter.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.To traktowanie czytelników jak kretynów.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Want dit betekent dat je je publiek voor idioot verslijt.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Weil ihr damit euer Publikum wie Idioten behandelt.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Γιατί έτσι αντιμετωπίζετε το κοινό σας σαν να είναι ηλίθιοι.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Бо це означає, що ви маєте своїх читачів за йолопів.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Защото така третирате публиката си като морони.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.Потому что так вы принимаете вашу публику за идиотов.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.מפני שזה להתייחס לקהל שלכם כמו לטיפשים.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.لأن هذا يعني أنك تخاطب جمهورك كأغبياء.
Çünkü bu seyirciyi aptal yerine koymak anlamına gelir.(笑)
Çünkü seyircilerin bir şey yapması için bir rol biçti.Bo to dało widowni rolę, coś do roboty.
Çünkü seyircilerin bir şey yapması için bir rol biçti.Es porque le da a la audiencia un rol, algo que hacer.
Çünkü seyircilerin bir şey yapması için bir rol biçti.Parce que cela a donné un rôle au public, quelque chose à faire.
Çünkü seyircilerin bir şey yapması için bir rol biçti.Pentru că a dat un rol publicului, ceva de făcut.
Çünkü seyircilerin bir şey yapması için bir rol biçti.Perché davano un ruolo, qualcosa da fare al pubblico.
Çünkü seyircilerin bir şey yapması için bir rol biçti.Vì nó tạo điều kiện cho khán giả đóng vai trò trong một việc nào đó.
Çünkü seyircilerin bir şey yapması için bir rol biçti.Weil es den Zuschauern eine Rolle gegeben hat, etwas zu tun.
Çünkü seyircilerin bir şey yapması için bir rol biçti.Он дал аудитории роль, занятие.
Daha fazla yaygara yapmadan, dinlemek ister misiniz? (Seyirciler:Chega de conversa, alguém a quer ouvir?
Daha fazla yaygara yapmadan, dinlemek ister misiniz? (Seyirciler: Evet.)Λοιπόν, χωρίς άλλη καθυστέρηση, θα θέλατε να το ακούσετε; (Κοινό:
Dallas seyirciyi görebilirdi.달라스를 공연장에 노출시킬 수 있죠.
Dallas seyirciyi görebilirdi.או להיפך, את דאלאס אל האולם.
Dallas seyirciyi görebilirdi.أو العكس, دالاس على الصالة.
Dallas seyirciyi görebilirdi.一部を開け放つことにより
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.A minha plateia são todos os que querem ouvir, mesmo os que não conhecem a música clássica.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Bárki, aki itt van és meghallgat, az a közönségem, még azok is, akik nem jártasak a klasszikus zenében.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Khán giả của tôi là bất cứ ai ở đây để lắng nghe, ngay cả những người không quen thuộc với âm nhạc cổ điển.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.제 청중은 제 음악을 들으러 오신 모든 분들입니다. 클래식 음악에 친숙하지 않더라도 말이죠.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Mein Publikum sind alle, die zuhören, selbst wenn ihnen klassische Musik nicht vertraut ist.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Mijn publiek is wie dan ook die luistert, zelfs degenen die niets van klassieke muziek weten.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Min målgruppe er for enhver, som er her for at lytte, selv dem, der ikke er bekendt med klassisk musik.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Moja publiczność to wszyscy słuchający, nawet ci, którzy nie znają muzyki klasycznej.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Mým publikem je kdokoliv, kdo chce poslouchat, dokonce i ti, kterým klasická hudba není blízká.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Моя аудиторія - всі, хто тут аби послухати, навіть ті, котрі не знайомі з класичною музикою.
Dinlemek için buraya gelen herkes benim seyircim, hatta klasik müziğe aşina olmayanlar bile.Моя публика — это любой, кто готов меня слушать, даже те, кто не знаком с классической музыкой.