sevinç ile cümle

sevinç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
İşte sevinci böyle son bulur, Yerinde başka bitkiler biter.Ιδου, αυτη ειναι η χαρα της οδου αυτου, και εκ του χωματος αλλοι θελουσι αναβλαστησει.
İşte sevinci böyle son bulur, Yerinde başka bitkiler biter.Вот радость пути его! а из земли вырастают другие.
İşte sevinci böyle son bulur, Yerinde başka bitkiler biter.Ето, това е радостта на пътя му! И от пръстта други ще поникнат.
İşte sevinci böyle son bulur, Yerinde başka bitkiler biter.הן הוא משוש דרכו ומעפר אחר יצמחו׃
İşte sevinci böyle son bulur, Yerinde başka bitkiler biter.هذا هو فرح طريقه ومن التراب ينبت آخر
İşte sevinci böyle son bulur, Yerinde başka bitkiler biter.看 哪 、 這 就 是 他 道 中 之 樂 . 以 後 必 另 有 人 從 地 而 生
İşte sevinci böyle son bulur, Yerinde başka bitkiler biter.看哪 、 這 就 是 他 道中之樂.以後 必 另 有 人 從地 而生
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Ale nyní k tobě jdu, a toto mluvím na světě, aby měli radost mou plnou v sobě.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Ale teraz do ciebie idę i mówię to na świecie, aby mieli radość moję doskonałą w sobie.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Et maintenant je vais à toi, et je dis ces choses dans le monde, afin qu`ils aient en eux ma joie parfaite.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.지금 내가 아버지께로 가오니 내가 세상에서 이 말을 하옵는 것은 저희로 내 기쁨을 저희 안에 충만히 가지게하려 함이니이다
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Mas agora vou para ti; e isto falo no mundo, para que eles tenham a minha alegria completa em si mesmos.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Men nu kommer jeg til dig, og dette taler jeg i Verden, for at de må have min Glæde fuldkommet i sig.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Men nu kommer jeg til dig, og dette taler jeg i verden forat de skal ha min glede fullkommen i sig.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Most pedig te hozzád megyek; és ezeket beszélem a világon, hogy õk az én örömemet teljesen bírják õ magokban.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.No, teraz už idem k tebe a toto hovorím na svete, aby mali radosť, moju radosť, naplnenú v sebe.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Nun aber komme ich zu dir und rede solches in der Welt, auf daß sie in ihnen haben meine Freude vollkommen.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Pero ahora voy a ti y hablo esto en el mundo, para que tengan mi gozo completo en sí mismos
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Sedaj pa grem k tebi, in to govorim na svetu, da imajo radost mojo dopolnjeno v sebi.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Τωρα δε ερχομαι προς σε, και ταυτα λαλω εν τω κοσμω δια να εχωσι την χαραν μου πληρη εν εαυτοις.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.А слугата не остава вечно в дома; синът остава вечно.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Ныне же к Тебе иду, и сие говорюв мире, чтобы они имели в себе радость Мою совершенную.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.Тепер же до Тебе йду, і се глаголю в сьвітї, щоб мали радість мою повну в собі.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.ועתה הנני בא אליך ואלה אני מדבר בעולם למען תמלא להם שמחתי בקרבם׃
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.اما الآن فاني آتي اليك. واتكلم بهذا في العالم ليكون لهم فرحي كاملا فيهم.
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.現 在 我 往 你 那 裡 去 . 我 還 在 世 上 說 這 話 、 是 叫 他 們 心 裡 充 滿 我 的 喜 樂
‹‹İşte şimdi sana geliyorum. Sevincimin onlarda tamamlanması için bunları ben dünyadayken söylüyorum.現 在 我 往 你 那 裡去 . 我 還在 世上 說這話 、 是 叫 他們心裡充滿 我 的 喜樂
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:GIULIETTA E gioia viene bene in un tempo così bisognoso:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:JULIA A radość jest dobrze w takim czasie potrzebujących:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Julia en vreugde komt ook in zo'n behoeftige tijd:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Júlia és öröm jön jól egy ilyen rászorultak idő:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:JULIA Ja ilo tulee hyvin tällaisessa tarvitseville aika:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Julia och glädjen kommer väl på ett sådant behövande tid:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Julia und Freude kommt auch in einer solchen Not der Zeit:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Julie a radosti prichádza aj tak potrebnej doby:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Julie a radosti přichází i tak potřebné doby:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Julie og glæde kommer godt i en sådan trængende tid:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Julieta şi bucuria vine bine într-un timp nevoiaşe:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Julieta y la alegría viene bien en un momento tan necesitados:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Juliet dan sukacita datang juga dalam waktu membutuhkan:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:JULIET E a alegria vem bem em um tempo tão carente:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Juliette et la joie vient ainsi en un temps si besoin:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Juliet và niềm vui đến trong một thời gian thiếu thốn như vậy:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Julija in veselje prihaja tudi v tako pomoči potrebnim čas:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:줄리엣과 기쁨은 가난한 시간에 잘 온다 :
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Ιουλιέτα και χαρά έρχεται καλά σε ένα τέτοιο άπορους φορά:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:ДЖУЛЬЕТТА И радость приходит также в таких нуждающихся время:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:Жулиета и радост идва и по такъв нуждаещите време:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:ג'ולייט השמחה מגיעה גם בזמן כה לנזקקים:
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:جولييت والفرح يأتي أيضا في مثل هذا الوقت المحتاجين :
JULIET sevinç böyle bir yardıma muhtaç zaman iyi gelir:彼らは、私がご令嬢をどのよう嘆願している?
Kadınlar uzun süre kullanılabilen çorapları seviçle karşıladılar. Ama bu sevinç kısa sürdü.Mladé ženy se nemohly nabažit techto nových odolných nylonových pučoch, ale radost neměla trvat dlouho.
Kadınlar uzun süre kullanılabilen çorapları seviçle karşıladılar. Ama bu sevinç kısa sürdü.Τα κορίτσια χαίρονται τις νέες άφθαρτες κάλτσες, αλλά η χαρά δε θα διαρκέσει για πολύ.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Da blev Præsten glad, tog Efoden, Husguden og Gudebilledet og sluttede sig til Krigsfolkene.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Il sacerdote gioì in cuor suo; prese l'efod, i terafim e la statua scolpita e si unì a quella gente
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.In duhovniku se vzraduje srce, in vzame naramnik in hišne malike in rezano podobo ter stopi med ljudstvo.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.I uradowało się serce kapłanowe, a wziąwszy Efod i Terafim, i obraz ryty, wszedł w pośrodek onego ludu.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.I zradovalo se srdce kněze, a vzav efod a terafim a rytinu, šel u prostřed lidu toho.
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.제사장이 마음에 기뻐하여 에봇과 드라빔과 새긴 우상을 취하고 그 백성 중으로 들어가니라
Kâhinin yüreği sevinçle doldu. Efodu, özel putları, oyma putu alıp topluluğun ortasında yürümeye başladı.Preotul s'a bucurat în inima lui; a luat efodul, terafimii, şi chipul cioplit, şi s'a unit cu ceata poporului.

İlgili Sayfalar