sevinç ile cümle

sevinç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.Far og datter skal nu mødes for første gang.
Hüzün ve sevinç bir arada.Om accept og glæde.
Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular.Men da de så Stjernen, bleve de såre meget glade.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Et simpelt eksempel er "jeg er hundesulten".
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".Det frarøvede mig helt glæden over karaktererne."
Sevincim iki yüzdendi.Peristomet er dobbelt.
Karar filmin yabancı oyuncuları dahil tüm ekip içinde sevinçle karşılandı.Spillet blev godt modtaget, også af fans af filmen.
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.Den glade bande kører væk.
Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi.Tristhed med livsglæde, optimisme og fortvivlelse blev flettet sammen i hans digte.
Ertesi gün büyük bir sevinç içinde Rûm (Anadolu) memleketine taarruz ettiler.”Folk som gikk forbi på kampdagen så da en lang rekke med rumper (cules).
Şişman Karl sanki "kucağına düşen" bu üçüncü krallığı gayet sevinçle kabul etti.".Karl aksepterte med glede og fikk det tredje kongedømme til å «falle i sitt fang.»
Koç: Naci Özonay ^ "Büyük Kolej'de Koraç Kupası sevinci".«Unnskyld, er dette Kåre Spon Danseskole?»
Bu sonuç Vatikan'da büyük sevinç ve eğlentilerle karşılandı.Meldinger om denne store seieren ble møtt med glede og feiring i Venezia.
Büyük oyuncularla antrenmanlara çıkacak olmaktan çok sevinçliyim.Det leies inn profesjonelle skuespillere til hovedrollene.
Sevincim iki yüzdendi.Andre del er to tall.
Sevinç içinde bulunduğu durumdan tam anlamıyla hoşnut olma duygusudur.Det eneste stedet hvor hun følte seg virkelig lykkelig.
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.Hvor de ble hyllet med stående applaus og stor jubel!
Chara (χαρά), Yunanca Sevinç anlamına gelmektedir.Chara (χαρά) berarti keceriaan dalam bahasa Yunani.
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.Ia meneruskan perjalanannya dengan sukacita.
Paris halkı onları büyük bir sevinç ile karşıladı.Rakyat menyambutnya dengan gembira.
Geçit törenlerinin birçok nedeni vardır fakat genellikle bir tür sevinç için yapılır.Parade umumnya dilakukan atas sejumlah alasan, namun umumnya dilakukan terkait dalam suatu perayaan tertentu.
Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.Mereka tinggal di desa dan bahagia.
Ayrıca Copa del Rey ve Supercopa de España'da da şampiyonluk sevinci yaşadı.Super Depor juga telah dua kali memenangkan Copa del Rey dan tiga kali menjadi juara Supercopa de España.
Bütün dünya esenlik ve barış içinde sevinçle haykırıyor.Rakyat pun hidup damai dan sejahtera.
Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular.Hingga dalam keputusasaannya Bintang bertemu dengan Riang.
Sarayda büyük bir sevinç vardır.Hội đường sang trọng trong cung điện.
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".Niềm vui đã truyền cảm hứng cho tôi."
Bu dizi aynı zamanda sevinç, üzüntü ve öfke gibi duyguları da içerir.Tập hợp này cũng bao gồm các cảm xúc như vui, buồn, và tức giận.
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.Nhân dân theo sau ai cũng vui mừng hớn hở.
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.Hai cha con gặp nhau vui mừng hết sức.
Pamina, Tamino’nun sadece resmini gördükten sonra kendisine âşık olmasından sevinç duyar.Pamina vui mừng khi biết được Tamino có tình ý với cô.
Bütün dünya esenlik ve barış içinde sevinçle haykırıyor.Mọi người lại sống trong thanh bình và hạnh phúc.
Mata ; "Fernando Torres benim buraya geldiğim için sanırım sevinçli.Javier Zanetti đã nói," Tôi rất hạnh phúc khi con bé đã xuất hiện trong cuộc đời tôi.
Nemorino sevinçten kendinden geçer.Nguyễn Trọng Trì phấn chấn vui mừng.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Có chăng là kỷ niệm, là hạnh phúc, là khổ đau.
Takımın adı olan "Júbilo", Portekizce'de "sevinç" anlamına gelmektedir.Tên của câu lạc bộ Júbilo có nghĩa là 'niềm vui' trong tiếng Tây Ban Nha và tiếng Bồ Đào Nha.
Mathilda sevinç ile 'Burası tam bir altın vadi (Val d'Or)'diye haykırdı.マチルド夫人は喜び驚いて「本当にここは黄金の谷!(Val d'Or)だわ!」と叫んだ。
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.父と娘は再会の喜びを噛みしめる。
Köylülerim sevinçliydi, neşeliydi.村民は安堵し、その喜びも大きかった。
Dağdaki cüceler sevinçle karşılamıştır.比丘たちは歓喜する。
Sarayda büyük bir sevinç vardır.宮中の大宴会場である。
Uygulayıcı yapımcısı ise Erdoğan Sevinç'tir.安産に御利益があるとされる。
Sevinç ve neşe anlamındadır.幸福と安定を司る。
Bir üzüntülü bir de sevinçli haber aldım.^ “悲しいお知らせですんません。
İlhak sırasında Avusturyalılar, Avusturya'ya giren Alman askerlerini büyük bir sevinçle karşıladılar.オーストリア国民は侵入するドイツ軍をむしろ歓迎した。
Göktürkler gelen elçiyi sevinçle karşıladılar.きのこ大使でハッピーまいたけ!
Alzerathea sevinçle fısıldadı.サーリプッタは歓喜する。
Bebeğin doğumuda evlilikleri kadar basında sevinçle karşılandı.夫の誕生日に合わせて、帝王切開で出産した。
Yaşama Sevinci 1793 Gardiyan (Yön.)寛政3年(1791年)3月晦日没。
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".」と喜びの雄叫びを上げていた。
Yeni ev arkadaşı Sevinç'tir.お隣さんはハッピーくん。
Takımın adı olan "Júbilo", Portekizce'de "sevinç" anlamına gelmektedir.チーム名の「JOGARBOLA」はポルトガル語で「玉遊び」という意味。
Görüntü karşısında, sevinçle birlikte acı ve kederi de hissetti.彼もまた君と同じ苦痛と束の間の喜びとを感じた。
(O namenlose Freude! - "Oh adlandırılmamış sevinç!").(「おお、名付けようのない歓喜よ!
Büyük oyuncularla antrenmanlara çıkacak olmaktan çok sevinçliyim.巨体で相手選手を押しつぶすのが得意。
Countdown’da ilk birincilik ödülünü kazandı ve grup sevinç gözyaşlarına boğuldu.もちろんチーム初勝利であり、近藤は涙を流して歓喜した。
Bob, onun yaşama sevinci olmuştu.彼が幸福に過ごすことを望んでいた。
Seni anmaz, Yeruşalim'i en büyük sevincimden üstün tutmazsam, Dilim damağıma yapışsın!我若不记念你,若不看耶路撒冷过于我所最喜乐的,情愿我的舌头贴于上膛。
Doktor, sevinçle oradan ayrılır.医生就此伤心地离去。
2003 yılında millî takıma çağrılma sevinci yaşadı.2003年12月舉行全家感恩聚會。
İlgili Sayfalar