Starkiller onu serbest bırakır.Starkiller laat haar gaan.
Serbest kalmasını sağlamak için, V. Bagrat müslüman olmayı kabul etmiştir.Bagrat V werd uiteindelijk vrijgelaten nadat hij zich tot de islam had bekeerd.
Bunların 53 tanesini serbest vuruştan atmıştır.Alle 51 man wisten te ontsnappen.
Kimyada, serbest radikaller radikal eklemesi ve radikal substitusyonunda reaktif araürün olarak yer alırlar.In chemische reacties nemen vrije radicalen deel aan additie- en substitutiereacties.
Salmak, serbest bırakmak anlamları vardır.Het kan ook redding, bevrijding of openbaring betekenen.
UMP grubunun karşı oylarının aksine eşcinsel evliliği serbest bırakan kanuna çekimser oy kullandı.Voordat er werd gestemd was de SPD al uitgesproken voor het homohuwelijk.
Serbest piyasa şartlarında özel sigorta şirketleri de faaliyet göstermektedir.Daarnaast zijn er verzekeringsartsen werkzaam bij particuliere verzekeringsmaatschappijen.
Ocak 1993'te diğer askeri müdahale üyeleri ile birlikte kefaletle serbest bırakıldı.In januari 2012 werd hij met honderden andere politieke gevangenen vrijgelaten.
1940'ta Gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.In 1944 werd hij gearresteerd door de Gestapo, waarna hij tot aan de Bevrijding opgesloten zat.
Birkaç hafta sonra üç milyon dolar kefalet verdikten sonra kefaletle serbest bırakıldı.Na betaling van zes miljoen dollar lieten ze hem vrij.
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.De gevangenen werden bevrijd.
Dolayısıyla atomun bu valans elektronlar serbestçe hareket edebilmektedirler.Tussen die metaalionen bewegen valentie-elektronen min of meer vrij.
Serbest dansta ikinci olan çift Meryl Davis / Charlie White'ın ardında gümüş madalya aldı.Het Amerikaanse paar Meryl Davis / Charlie White werd tweede.
1359 yılında, Halil serbest bırakıldı.In 1356 werd Filips vrijgelaten.
Önceleri serbest olarak çalıştı.Aanvankelijk werkte ze als vrijwilligster.
Ağustos 2000'de serbest bırakıldı.Hij kwam in augustus 1999 vrij.
İki sene sonra Amerikalı General Lucius Clay tarafından serbest bırakılmıştır.In Berlijn werd zijn optreden ook bijgewoond door de Amerikaanse generaal Lucius D. Clay.
Protesto eylemleri Recavi serbest bırakılana kadar devam etti.Alle activiteiten dienden te worden stilgelegd tot na de bevrijding.
O zamandan beri, hiçbir güncelleştirme serbest bırakılmadı.Sinds die tijd zijn geen nieuwe voorpootrechten meer verleend.
Rosa Luxemburg da dahil olmak üzere siyasi tutuklular serbest bırakıldı.Hij was sterk beïnvloed door onder andere Rosa Luxemburg.
İsteği yerine getrilince rehineyi serbest bırakmıştır.In plaats van terug te vechten onderging hij zijn straf gelaten.
2000 yılında sağlık sorunları yüzünden serbest bırakıldı.In 1942 werd hij wegens gezondheidsredenen vrijgelaten.
Adadaki birçok kamu arazisi serbest girişimcilere açılmıştı.Op het eiland waren evenwel vele bewoners sympathisant van de geconfedereerden.
Serbest bilirubin miktarının artması ile kandaki indirekt bilirubin miktarı artar.Hierdoor is de hoeveelheid ongeconjugeerde bilirubine in het bloed verhoogd.
Şu anda çalışmalarına serbest olarak devam etmektedir.Die loopt tot nu toe op vrije voeten rond...
Günümüzde Hollanda'da kullanımı, yetiştirilmesi serbestleştirilmiştir.Glas wordt in Nederland apart ingezameld en hergebruikt.
Daha sonra iki fotoğrafcıyla birlikte dört rehine daha serbest bırakıldı.Enkele weken later werden nog 4 gijzelaars vrijgelaten.
Yedinci günde uçup giden ve geri dönen bir güvercini serbest bıraktı.Op de vierde dag liet hij een duif los, die terugkwam met een takje.
Dokuz ay sonra serbest bırakıldı.Na negen dagen wordt ze vrijgelaten.
Mahkemeye çıkarılan dört ODTÜ'lü tutuklanırken gözaltına alınan baskıevi çalışanı ise serbest bırakıldı.Een vierde verdachte die in deze zaak terechtstond, werd vrijgesproken.
Ayrıca Silah Serbestliği Kanunu'nu destekler.Hij steunt wel het recht op wapenbezit.
Bu dönemde serbest piyasa ekonomisine geçişe hız verildi.De economie dreef in die tijd op de zalmhandel.
1989 - Polonya'da ilk serbest seçimler yapıldı.In juni 1989 werden de eerste vrije verkiezingen gehouden.
Shahu'yu serbest bırakmıştı.Shafak werd vrijgesproken.
Serbest bırakıldıktan sonra İtalyan gazeteci Oriana Fallaci ile yaptığı bir röportajında şu sözleri söyledi.Als politieke inspiratiebron noemt zij de Italiaanse journaliste Oriana Fallaci.
Danzig (bugün Gdansk) serbest şehir oluyor ve Milletler Cemiyeti'nin himayesine terkediliyordu.Dit gebeurde met Danzig (het huidige Poolse Gdańsk), dat een door de Volkerenbond bestuurde Vrije Stad werd.
Sage dahil serbestçe kullanılabilir alternatifler vardır (bir ön-uc'u ücretsiz birkaç BCS).Sommige CPPS bieden alsnog betaalde functies (bv. een apart kleur voor je naam).
Amerikalılara teslim edildi ve Ischia Adasına gönderildi, ama birkaç ay sonra serbest bırakıldı.Zij droegen haar over aan de Amerikanen, die haar na enkele maanden vrijlieten.
1953'ten sonra serbest yazar olarak geçimi sağladı.Sinds 1953 werkte als zelfstandig ontwerper.
Üç gün sonra Nuggets tarafından serbest bırakıldı.Bosman werd na negen dagen vrijgelaten.
23 Mart 2008'de 21.50 saniye yüzerek 50 metre serbest dünya rekorunu kırmıştır.Op 23 maart 2008 zwom hij ook een wereldrecord op de 50m vrije slag.
Bir süre hapiste yattıktan sonra kefaletle serbest bırakıldı.Na enige tijd in de cel kwam hij weer vrij.
1 Ağustos 1996 tarihinde, Priebke'nin derhal serbest bırakılmasına karar verildi.Begin december werd Bartoldi op borg vrijgelaten.
12 Mayıs 1948 tarihinde serbest bırakıldı.Op 12 mei 1949 werd hij in vrijheid gesteld.
7 Aralık 2011'de ise kefaletle koşullu serbest bırakılmıştır.Op 7 mei 2015 werd hij onder strikte voorwaarden vrijgelaten.
Etkinliğin konsepti olarak maçlarda masa, merdiven ve sandalye kullanılması serbest olmuştur.In deze wedstrijden maken worstelaars gebruik van tafels, ladders en stoelen om een tegenstrever te verslaan.
Hem kısa hem serbest programı ilk sırada bitirerek 185.99 puan ile altın madalyayı aldı.Hij stelde enigszins teleur, maar won toch de gouden medaille met 5,90.
Başlangıçta katılmayı planladığı 50 m serbest yarışına ise çıkmamıştı.Ook op Olympische Spelen van Peking kwam ze op de 50 m vrije slag niet verder dan de eerste ronde.
İyi defans yapmaktadır iyi bir 3 sayı yüzdesine sahiptir ve iyi bir serbest atıcıdır.Deze derde ontsnapping is een succes en hij is een vrij man.
Esirler karşılıklı olarak serbest bırakılacak.Gevangenen van beide zijden zullen vrijgelaten worden.
Serbest bırakılan köleler de gemilerler buraya getiriliyordu.De bemanningen van de veroverde schepen werden als slaven aan land gebracht en verhandeld.
Bunun üzerine Alex serbest bırakılır.Na dit incident wordt Nick vrijgelaten.
Kalan 550 Filistinli ise iki ay içinde serbest bırakılması bekleniyor.Filips moest echter in 1550 zijn hofpredikant een half jaar lang met verlof sturen.
Kokainle yakalandı,ama hiç yer olmadığı için serbest bırakıldı.Met cocaïne gepakt maar vrijgelaten, omdat er geen cellen beschikbaar waren.
Daha sonra ise serbest bırakıldı.Hij werd later vrijgelaten.
Hapishaneden serbest bırakıldı ve 27 Mart gecesi ailesinin yanına geri döndü.Został zwolniony z więzienia i wrócił do swojej rodziny w nocy 27 marca.
1935 yılında resmi sorumluluklarının serbest bırakılmasını istedi ama Hitler bu isteği reddetti.W 1935 poprosił o zwolnienie go z urzędów, jednak Hitler odmówił mu.
1950 yılında, 74 yaşındaki Schlegelberger iş göremezlik nedeniyle serbest bırakıldı.W roku 1950 74-letni Schlegelberger został zwolniony z więzienia z powodów zdrowotnych.
Serbest Avukatlık, XXI.Bądź prawdomówny, 21.
1994 - NAFTA (Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması) yürürlüğe girdi.1994: Wszedł w życie Północnoamerykański Układ Wolnego Handlu (NAFTA).