Bundan sonra Hunlar Hindistan'a seferler düzenledi.Des œillets d'Inde ornent encore les faïences.
Önemli bir özel bağış Ulusal Antarktik Keşif Seferi'nin ilerlemesine imkân verdi.Cette dernière expédition a été noté comme un événement de la ligne temporelle de l'exploration antarctique.
Ağır silahlar bir seferde öldürür.Le coup de fusil le tue instantanément.
Dortmund ve Düsseldorf seferleri mevcuttur.Charleroi et Düsseldorf.
Joshua, onu kurtarmak için seferberdir.Hyoma arrive juste à temps pour le sauver.
Ancak bu sefer istenilen sonuca ulaşamamıştır.Cette fois-ci, il ne va pas se faire prier.
Taştagol'a haftada 5 kez otobüs seferi bulunur.Il y a un marché à Kimbi une fois par semaine.
Seferde Padişahın solunda dururlardı.Il siégeait à la droite du duc.
Bu yolculuk James Cook'un keşif amaçlı çıktığı ilk sefer olmuştur.L'observation du transit est l'une des raisons du premier voyage de James Cook.
Oyun, Üçüncü Haçlı Seferi döneminde geçiyor.En même temps il partait pour la troisième croisade.
Moa bu sefer uçak ayarlamak için havaalanına gider.Malko va immédiatement à l'aéroport et embarque dans l'avion.
1914 Ağustosundaki seferberlikte, II. Bavyera Yedek Kolordusu'na genelkurmay başkanı olarak atandı.Lors de la mobilisation en 1914, il est nommé au poste de chef d'état-major du 2e corps de réserve bavarois.
Bu seferden sonra tarihi istasyon kapatıldı.Ce même jour la station d'origine est fermée.
Yapım süresince bütün seferler askıya alondı.Elles subissent de nombreux restylages tout au long de leur production.
Buna karşılık olarak kendi milislerini seferber etti ve 1775'te savaş başladı.Il renonce alors à sa carrière militaire et se marie bientôt en 1775.
Hatta Dream Theater ile birlikte 2004 yılında tek seferlik bir konser verdi.Dreamtale Dreamtale en concert à Tampere en 2004.
Söz konusu seferin amacı Nakşa'nın ele geçirilmesiydi.Le procédé utilisé a été la capture de mouvement.
Bizans tekfurlarına karşı seferlerde bulundu ve bir savaşçı olarak nam saldı.Nick s'était récemment rapportée à son épée comme butée, qui est une erreur possible au nom des auteurs.
Kuzey Atlantik konvoyları, kuzey yolunu izleyerek seferlerini sürdürdüler.Les deux navires poursuivirent donc leur route dans l'Atlantique nord.
Portolá seferleri, Gaspar de Portolà önderliğinde 14 Temmuz 1769 - 24 Ocak 1770 tarihleri arasında yapıldı.L'expédition Portolà est une expédition espagnole réalisée en 1769-1770 par Gaspar de Portolà.
Belki bir dahaki sefere!¡Quizá para la próxima!
Bir dahaki sefer olmayacak.No habrá una próxima vez.
Gelecek sefere daha dikkatli olacağım.La próxima vez tendré más cuidado.
Bu sefer Tom gerçeği söylüyor gibi görünüyor.Esta vez parece que Tom está diciendo la verdad.
Dört ay sonra ise bölgeye döndü ve bu sefer Batı Darfur'a doğru gitti.Cuatro meses más tarde regresó a la región, esta vez directamente a Darfur occidental.
Bu sefer, fakat, Bulgarlar Sırplara karşı yaklaşımlarını değiştirmeye karar verdiler.Esta vez, sin embargo, los búlgaros habían decidido cambiar el enfoque hacia los serbios.
Bu seferinin daha iyi organize olarak geçeceğini planlamıştı.Pero esta vez planificó mejor su accionar.
Nisan 2008'de, Air China'nın haftada Pekin'e 3 gün uçuş seferi yeniden düzenlendi.En abril de 2008, Air China restableció los vuelos a Pekín tres días a la semana.
Kartaca, en az 55 ağır savaş gemisini İtalya ve Sicilya'da yapılacak harekâtlar için derhal seferber etmiştir.Cartago movilizó por lo menos 55 quinquerremes para inmediatas incursiones en Italia y Sicilia.
Bu sefer ise ikinci oldular.Esta vez queda en segundo puesto.
Ana Lucia Los Angeles'a dönmek için 815 sefer sayılı uçuşa bilet alır.Ana Lucía compra un pasaje en el Vuelo 815 para volver a Los Ángeles.
Bu sefer onu kullanmama konusunda çok serttim.Esta vez estuve firme en no utilizarlo.
Sonunda Kleopatra'yı affeder ve onun için bu sefer karada bir başka savaş yapmaya söz verir.Con el tiempo, perdona a Cleopatra, y se compromete a luchar otra batalla por ella, esta vez en tierra.
Bu sefer olmaz.No esta vez.
Sam Allie'ye âşık ama onu elde etme çabası her seferinde reddedilmeyle sonuçlanıyor.Sam está enamorado de Allie, pero sus esfuerzos por ganarse su corazón siempre terminan en el rechazo.
Kral daha sonra tek seferde tüm okları kırmalarını istemiş, fakat hiçbiri bunu başaramamış.El rey entonces les pidió que quebraran todas las flechas de una vez y no pudieron.
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri.Las cruzadas vistas por los árabes.
Bu sefer, Bizanslılar aceleyle barış sağlamışlar ve Kiev Rusları ile bir antlaşma imzalamışlardır.Esta vez, los bizantinos se apresuraron a comprar la paz y llegaron a la conclusión de un tratado con Kiev.
Zeno tahtı 476 yılında geri alıp, bu sefer öldüğü 491 yılana kadar orada kaldı.Zenón regresó al trono en el año 476, esta vez reinando hasta su muerte en 491.
Haçlı Seferleri'ne katıldı.Tomó parte en las Cruzadas.
Bu sefer farklı bir yol seçtik.Nosotros elegimos un camino diferente.
Mısır hükümetine İngiliz danışmanlar başka bir sefer için zımni onay verdi.Los asesores británicos del gobierno egipcio dieron su consentimiento tácito para otra expedición.
Titanic ilk seferine Southampton, İngiltere'den, New York'a doğru 10 Nisan 1912'de hareket edecekti.El RMS Titanic partió de Southampton, Inglaterra el 10 de abril de 1912 hacia Nueva York.
756 : Lombartlara karşı ikinci askeri sefer yapılması.756 – Segunda campaña contra los lombardos.
Urfa kontluğu haçlı seferleri sırasında ve sonrasında kurulan ilk haçlı devletiydi.El Condado de Edesa fue el primero de los Estados Cruzados que se crearon durante la Primera Cruzada.
LaMia Airlines'ın 2933 sefer sayılı uçuşunda meydana gelen kazada sağ olarak kurtulan altı kişiden biridir.Es uno de los sobrevivientes de la tragedia del vuelo 2933 de LaMia.
Bu yolculuk James Cook'un keşif amaçlı çıktığı ilk sefer olmuştur.Este fue el primero de los viajes de exploración de James Cook en esa región.
Bu sefer için özel siparişler de vardır.Tuvo financiación privada esta vez.
1204 de 4.Haçlı seferinde, Venedik gemileri zinciri koç ile kırabilecekti.En 1204, durante la Cuarta Cruzada, los barcos de Venecia fueron capaces de romper la cadena con un ariete.
Zulüm ilk zirvesine Haçlı Seferleri sırasında ulaşmıştır.La persecución alcanzó su primer pico durante las Cruzadas.
Bu sefer binlerce parti militanı öldürülecek ve 36.000 kişi tutuklanacaktır.Miles de cuadros del partido fueron asesinados y 36.000 fueron encarcelados.
1031'de her iki kardeş de, Galiçya seferine çıktı.En 1031 ambos hermanos se vieron envueltos en la campaña de Galitzia.
4) At Divanı: Sefer sırasında at üzerinde yapılır.Cuarta clase - recibían un caballo.
Kuvvetlerini 443'te Nişapur'da topladı ve Kidaritelere karşı uzun süreli bir sefer başlattı.Replegó a sus tropas en Nishapur en 443 y empezó una lucha prolongada contra los kidaritas.
TARDIS, derin uzay seferleri için kullanılan bir sığınak üssü olan gemiye iner.La TARDIS llega a bordo de una base santuaria utilizada para expediciones al espacio profundo.
Argonotların seferine katıldı.Tomó parte en la expedición de los Argonautas.
1270'te babasının Tunus'a düzenlediği Sekizinci Haçlı Seferine katıldı.Acompañó a su padre en la Octava Cruzada contra Túnez en 1270, en la que murió su padre.
Tek seferlik etkinler olduğu gibi, düzenli ya da düzensiz şekilde tekrarlanan etkinler de mevcuttur.Existen eventos únicos, pero también eventos que se repiten de forma regular o aleatoria.
Ama bu sefer de Undertaker saldırdı.Pero esta vez el helicóptero también es derribado.
Bir güç, bebeği öldürmek için tüm imkânlarını seferber etmektedir.Prácticamente todas las madres pueden dar de mamar a su bebé.