Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.han ophøiet den fattige av elendighet og gjorde slektene som hjorden.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.han upphöjde då den fattige ur eländet och lät släkterna växa till såsom fårhjordar.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Il relève l`indigent et le délivre de la misère, Il multiplie les familles comme des troupeaux.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.궁핍한 자는 곤란에서 높이 드시고 그 가족을 양무리 같게 하시나니
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Ma risollevò il povero dalla miseria e rese le famiglie numerose come greggi
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Mas levanta da opressão o necessitado para um alto retiro, e dá-lhe famílias como um rebanho.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Men han løfter den fattige op af hans Nød og gør deres Slægter som Hjorde;
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.na višavo je postavil siromaka iz bede in mu razmnožil rodovine kakor črede.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Nhưng Ngài vớt kẻ thiếu thốn khỏi hoạn nạn, Làm cho người ấy được gia quyến đông như bầy chiên.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Nhưng_Ngài vớt kẻ thiếu_thốn khỏi hoạn_nạn , Làm cho người ấy được gia_quyến đông như bầy chiên .
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Onci nędznego z utrapienia podnosi, i rozmnaża rodzinę jego jako trzodę.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Onť vyzdvihuje nuzného z trápení, a rozmnožuje rodinu jako stádo.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Povyšuje chudobného z trápenia a rozmnožuje rodiny jako stádo oviec.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Tetapi orang miskin dibebaskan-Nya dari kesusahan mereka, keluarga mereka bertambah seperti kawanan domba
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.und schützte den Armen vor Elend und mehrte sein Geschlecht wie eine Herde.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Y levanta de la miseria al necesitado y hace multiplicar las familias como rebaños de ovejas
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.Τον δε πενητα υψονει απο της πτωχειας και καθιστα ως ποιμνια τας οικογενειας.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.А немотният поставя на високо от неволя, И му дава челяд като стадо.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.וישגב אביון מעוני וישם כצאן משפחות׃
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.ويعلي المسكين من الذل ويجعل القبائل مثل قطعان الغنم.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.他 卻 將 窮 乏 人 安 置 在 高 處 、 脫 離 苦 難 、 使 他 的 家 屬 多 如 羊 群
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.他 卻將窮 乏人 安置 在 高處 、 脫離 苦難 、 使 他 的 家屬 多 如 羊群
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.A crescut la o fermă din Austria, foarte săracă, fără prea multă educaţie.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Cresceu numa quinta na Áustria, muito pobre, e não tinha muitas habilitações.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Dorastała na farmie w Austrii, w ubogiej rodzinie. Nie miała wykształcenia.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.È cresciuta in povertà, in una fattoria austriaca, senza ricevere una buona istruzione.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Ella creció en una finca en Austria, muy pobre, sin mucha educación.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Elle a grandi dans une ferme en Autriche, très pauvre, n'avait pas tellement d'instruction.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Hun voksede op på en farm i Østrig, meget fattig, havde ikke meget uddannelse.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.그녀는 오스트리아의 한 농장에서 매우 가난하게 태어났고 많은 교육을 받지 못했습니다.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Ő egy farmon nőtt fel Ausztriában, nagyon szegényen, nem kapott valami sok képzést.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Sie wuchs auf einer Farm in Österreich auf, sehr arm, hatte kaum Schulbildung.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Vyrastala na farme v Rakúsku, v chudobe, bez vzdelania.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Ze groeide op in een Oostenrijkse boerderij, straatarm, ze had niet veel opleiding gehad.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Она выросла на ферме в Австрии, очень бедной, не была хорошо образована.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.Тя израсла във ферма в Австрия, много бедна, без добро образование.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.היא גדלה בחווה באוסטריה, ענייה מאוד, ולא היתה לה כמעט השכלה.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.لقد ترعرعت في مزرعة في النمسا، فقيرة جداً، لم تحصل على الكثير من التعليم.
Avusturya'da bir çiftlikte, sefalet içerisinde ve iyi bir eğitim alamayarak büyüdü.教育もあまりうけていません 彼女は合衆国に来て セメント運搬業者の
Bu insanlar ne kadar da zavallı. Sefaletin içinde bile romantikler.هذه هي طريقة الفقراء تغليف الفقر بالرومانسية
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Ada kelaparan yang merata pada saat itu.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.All'epoca vi era una generale carestia.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Also, die Menschen hungerten, es gab eine allgemeine Hungersnot zu der Zeit.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Był tam powszechny głód
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Deci oameni: oamenii mureau de foame.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Er heerste toen algemene hongersnood.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Houve fome generalizada naquele tempo.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.당시에는 기근이 일반화 되어 있었습니다.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Une famine généralisée sévissait à l'époque.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Ve Francii byl tehdy rozšířený hladomor, nevypěstovalo se dostatek obilí, lidé nemohli sehnat chleba.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Υπήρχε λιμός εκείνη την εποχή.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.В същото време народът гладува. Французите не са имали достатъчно храна.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Существовал обобщенных голода в то время
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Це був всенародний голод.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.היה רעב כללי באותו זמן
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.عمت المجاعة الشعب في ذلك الوقت
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.十分な穀物が作れなくなって
Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.저게 1850년대 켈리포니아를 재난에서 구했죠.
Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.זה מה שהוציא את קליפורניה מהסבל של 1850
Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.هذا ما أخرج كاليفورنيا من البؤس في عام 1850.