Ana içeriğe geç
Sözlük

sefalet ile cümle

sefalet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.يعيش المزارعون حياة حاجة وفقر.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Eles mergulham na miséria e na pobreza.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Morreu na solidão e na mais absoluta miséria.
Sonradan yine biz onu sefaletten kurtarırız.Daarna vernietigden Wij de anderen.
Dünya, acılarla dolu bir feryat, sefalet vadisidir.Ik weet in welk een staat van verschrikking en ellende de wereld is komen te verkeren.
Yaşamının son yılları sefalet içinde geçer.De laatste jaren van zijn leven verliepen ongelukkig.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.De laatste jaren van zijn leven brengt Nerval door in armoe en gewetensnood.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Zmarła w osamotnieniu i biedzie.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Ostatnie lata swego życia spędził w biedzie i zapomnieniu.
Buralarda açlık ve sefalet içinde yaşar.W domu pojawia się nędza i głód.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Członkowie winni byli żyć w ubóstwie i czystości.
Şehir içinde açlık ve sefalet hüküm sürmekteydi.Pod miastem cierpieli głód i pragnienie.
Perde, insanın sefaletidir; İsa için bile bir perde vardır.Hudud (arabiska حدود) betyder begränsning och betecknar Guds begränsning för människan.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Hon dog av ensamhet och rabies.
Buralarda açlık ve sefalet içinde yaşar.I kungariket råder sjukdom och hungersnöd.
Bu kadar pisliğin, sefaletin, rezaletin içinde.Dessa var Flatön, Ängön och Rapön.
Hayatının son yıllarını Büyükada’da sefalet içinde geçirdi.De sista åren av sitt liv framlevde han i misär.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Останні роки його життя були затьмарені забуттям і бідністю.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Він помирає в темряві і самотності.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Poslední roky života žil sám a v chudobě.
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!A všude se těší velké oblibě!
13 Temmuz 1950'de sefalet içinde ölmüştür.Zemřel v červenci 1935 na mrtvici.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.A falu lakói szegénységben és félelemben élnek.
1774 yılında sefalet içinde hayatı son buldu.Itt végezte be 1743-ban szenvedéssel teljes életét.
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!Kaikkialla, murheen sijaan tuokaamme onnea.
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!Αντί για θλίψη, ας φέρουμε παντού ευτυχία.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Ekho hidup dalam kesendirian dan kesedihannya.
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!Hãy khiến cho khắp tất cả mọi nơi đều được sự viên mãn thù thắng tối thượng.
Yaşamının son yılları sefalet içinde geçer.Bà sống những năm cuối đời trong nghèo khổ.
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!あらゆる不幸を呼び寄せてしまう体質を持つ。
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.彼の人生は孤独と悲しみに満ちていた。
Kendine Yeterlik Sefalete Giden Yoldur / Merkantilizmin Sonu小宮せんべい本舗 - 明治末期創業。
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!所幸各地無災情傳出。
Yoldaş olur ona hakaretler ve sefalet.遇物皆成歎,為心那不悲。
Sonradan yine biz onu sefaletten kurtarırız.이후 지방선거에서 민주평화당으로 출마하였으나 낙선하였다.
Bilimin etiksel sorumluluğu çok geç anlaşılmış ve sonunda insanlık sefalete sürüklenmiştir.과학문명의 폭주, 인간의 욕망이 극한으로 치닫자, 인류는 종말을 맞이했다.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.המשפחה חיה בעוני ובצפיפות.
Chateaubriand'ın Londra'daki sürgün hayatı sefalet içinde geçti.הוא בורח מהחיים המשעממים בברומלי ללונדון, כדי לחפש הצלחה.
Yaşamının son yılları sefalet içinde geçer.Последните седмици на живота му са неспокойни.
Yokluk ve sefalet içinde geçen çocukluğu sırasında horgörülmüştür.Той е бил игнориран и обиждан от другите в детството си.
Buralarda açlık ve sefalet içinde yaşar.В страната цари нищета и глад.
13 Temmuz 1950'de sefalet içinde ölmüştür.На 13 юли 1913 г. е тежко ранен.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Ubrzo je od tuge i teške bijede umrla.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Posledné roky života žil sám a v chudobe.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Umrl je v bolečinah in žalosti.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Gyvena skurde ir negandose.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Kuni surmani elas ta nähtavasti üksilduses ja masenduses.
Şehir içinde açlık ve sefalet hüküm sürmekteydi.Linnas oli tekkimas ärevus ja meeleolu langus.
Ama olabilir. Katıksız funk ve sefalet "Sen daha iyi olurdu," Ses dedi. sessiz bir vurgu.De talán - ki puszta funk és a nyomorúság. " Jobb lesz, ha nem, "mondta a hang, a csendes hangsúlyt.
Ama olabilir. Katıksız funk ve sefalet "Sen daha iyi olurdu," Ses dedi. sessiz bir vurgu.하지만 수 있습니다 -. 밖으로 깎아지른 펑크과 불행의 "당신이가는 게 좋겠어 "라고 음성으로 말했다
Ama olabilir. Katıksız funk ve sefalet "Sen daha iyi olurdu," Ses dedi. sessiz bir vurgu.Mutta voisin - sulasta funkia ja kurjuus. " Teidän on parasta olla ", sanoi ääni, jossa hiljainen painottaen.
Ama olabilir. Katıksız funk ve sefalet "Sen daha iyi olurdu," Ses dedi. sessiz bir vurgu.Nhưng tôi có thể - funk tuyệt đối và đau khổ " Bạn sẽ tốt hơn không, "Tiếng nói, với yên tĩnh nhấn mạnh.
Ama olabilir. Katıksız funk ve sefalet "Sen daha iyi olurdu," Ses dedi. sessiz bir vurgu.Но аз мога да изкара фънк и мизерия "Вие по-добре да не бях", каза на глас, с тих акцент.
Ama olabilir. Katıksız funk ve sefalet "Sen daha iyi olurdu," Ses dedi. sessiz bir vurgu.لكنني ربما -- من الفانك والبؤس المطلق " كنت أفضل ألا "، وقال صوت ، مع
Ama olabilir. Katıksız funk ve sefalet "Sen daha iyi olurdu," Ses dedi. sessiz bir vurgu.静かな強調。
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.(106:41) Бедного же извлекает из бедствия и умножает род его, как стада овец.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.dar ridică pe cel lipsit, izbăveşte pe cel nevoiaş, şi înmulţeşte familiile ca pe nişte turme.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.De felemelé a nyomorultat az ínségbõl, és hasonlóvá tette a nemzetségeket a juhnyájhoz.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.God beschermt echter de armen; Hij behoedt hen voor verdrukking en breidt hun families uit.
Ama yoksulu sefaletten kurtardı, Davar sürüsü gibi çoğalttı ailelerini.hän kohotti köyhän kurjuudesta ja teki suvut suuriksi kuin lammaslaumat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod