Ana içeriğe geç
Sözlük

sefa ile cümle

sefa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1875'te Manchester'da yeni kurulan Sefarad Sinagogunun hazanı ve vaizi oldu.Houve novo e final acordo fronteiriço em 1975 pelo Tratado de Osimo.
Azamet ve görkemi, zevk ve sefayı severdi.Hij genoot van straf en schaamte.
Sonradan yine biz onu sefaletten kurtarırız.Daarna vernietigden Wij de anderen.
Aralarında Musta'arabi ve Sefarad ayrımı yapılmamaktadır.LDS en LHM zijn onderling niet uitwisselbaar.
Dünya, acılarla dolu bir feryat, sefalet vadisidir.Ik weet in welk een staat van verschrikking en ellende de wereld is komen te verkeren.
Bu sefaretname ilk sefaretnamelerin ilki olarak bilinir.Het zijn de allereerste die men met dergelijke dispositie kent.
Yaşamının son yılları sefalet içinde geçer.De laatste jaren van zijn leven verliepen ongelukkig.
Diğer ülkelerden de Sefaradlar gelmeye başladı.Uiteraard kwamen er ook vluchtelingen uit andere landen.
Sefarad bir ailenin ikinci çocuğudur.De tweede is een voorvader van de familie hierna.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.De laatste jaren van zijn leven brengt Nerval door in armoe en gewetensnood.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Zmarła w osamotnieniu i biedzie.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Ostatnie lata swego życia spędził w biedzie i zapomnieniu.
Sefanya kitabı, bu dönemin ahlaksız bir dönem olduğunu dile getirir.Jedynie detal zdradza, że to już inna epoka.
Buralarda açlık ve sefalet içinde yaşar.W domu pojawia się nędza i głód.
Kurtlar Vadisi dizisinde Sefa Zengin tarafından canlandırılmış karakter.Za szkody poczynione przez wilki odpowiada Skarb Państwa.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Członkowie winni byli żyć w ubóstwie i czystości.
Lüks ve sefahat içerisinde yaşadı.Żył w dostatku i pośród wszelkich rozrywek.
Günümüz Malta Yahudilerinin çoğu Sefarad olmasına rağmen Aşkenaz dua kitapları kullanılmaktadır.Większość współczesnych Żydów maltańskich to sefardyjczycy, jednak używają oni aszkenazyjskich modlitewników.
Şehir içinde açlık ve sefalet hüküm sürmekteydi.Pod miastem cierpieli głód i pragnienie.
Kitapları İsrail ve dünya çapındaki büyük bir kısım Sefaradi Yahudi için esas sayılmaktadır.Muzeum jest nakierowane głównie na będące w różnym wieku grupy Żydów z Izraela i całego świata.
Diğer ülkelerden de Sefaradlar gelmeye başladı.Później zaczęły się pojawiać również propozycje z innych miast.
Michele'in annesi İtalyan asıllı Amerikalı ve Katolik, babası ise İspanyol Sefarad kökenlidir.Peter jest Amerykaninem irlandzkiego pochodzenia, a także katolikiem.
1875'te Manchester'da yeni kurulan Sefarad Sinagogunun hazanı ve vaizi oldu.Na jej miejscu w 1875 wybudowano nową, murowaną synagogę.
2012 yılında sefaleksin Amerika Birleşik Devletlerinde en çok reçete edilen 100 ilaç arasındaydı.År 2012 var cefalexin ett av de 100 mest utskrivna läkemedlen i USA.
Perde, insanın sefaletidir; İsa için bile bir perde vardır.Hudud (arabiska حدود) betyder begränsning och betecknar Guds begränsning för människan.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Hon dog av ensamhet och rabies.
Alman Sefaret Yazlığı ile bitişiktir.Annan länk till den tyska texten.
Buralarda açlık ve sefalet içinde yaşar.I kungariket råder sjukdom och hungersnöd.
Çin belgeleri, Çin'e giden on üç adet Sasani sefareti olduğunu naklederler.Kinesiska pengar trycks i tre färger för att undvika förfalskningar.
Sefaleksin çocuklarda ve 65 yaşının üstündekilerde kullanılabilir.Läkemedlet är lämpligt för barn och de som är över 65 år.
Sefarad topluluklarında, erkek çocukları talliti bar mitsva yaşından itibaren giymeye başlarlar.Först i samband med puberteten börjar de använda de vuxnas dräktskick.
Ayrıca bir tıp ders kitabı ve İsveç Sefaretnamesi yazmıştır.Förlaget gav bland annat ut Lektyr och Svensk Damtidning.
Bu kadar pisliğin, sefaletin, rezaletin içinde.Dessa var Flatön, Ängön och Rapön.
Hayatının son yıllarını Büyükada’da sefalet içinde geçirdi.De sista åren av sitt liv framlevde han i misär.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Останні роки його життя були затьмарені забуттям і бідністю.
Azamet ve görkemi, zevk ve sefayı severdi.Вони обожнювали Сонце, грім і блискавку.
Bu sefaretname üzerine bir doktora tezi bulunmaktadır.Про цей факт необхідно розповісти лікарю.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Він помирає в темряві і самотності.
İsrail'deki dinsel Shas Partisi kendisini Sefaradların dinsel özelliklerinin koruyucusu olarak tanımlar.Шаріатський суд є релігійним судом, що розглядає питання особистого статусу мусульман в Ізраїлі.
Uzun yıllar yazlık konut olarak kullanılan villa, kısa bir süre de Karadağ Sefareti olarak hizmet vermiştir.Вілла, яка багато років використовувалася як дача, служила протягом короткого часу посольством Чорногорії.
Yaklaşık 20.000 kadar da Yahudi (çoğunluğu Sefarad) nüfus bulunmaktadır.Méně početnou menšinou jsou Židé (přibližně 30 000).
Yazısında: "Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir." diyordu.Svaté Písmo praví: „Vešli jsme do ohně i vody, avšak Ty jsi nás vyvedl k hojnosti“ (Ž 66,12).
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Poslední roky života žil sám a v chudobě.
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!A všude se těší velké oblibě!
13 Temmuz 1950'de sefalet içinde ölmüştür.Zemřel v červenci 1935 na mrtvici.
Hikâyeleri, Bosnalı Sefaradlı Yahudilerin hayatını anlatıyor.Výstava zmapuje život polských Židů.
2012 yılında sefaleksin Amerika Birleşik Devletlerinde en çok reçete edilen 100 ilaç arasındaydı.În anul 2012, Cefalexin făcea parte din top 100 cele mai prescrise medicamente în Statele Unite ale Americii.
Sefaleksin çocuklarda ve 65 yaşının üstündekilerde kullanılabilir.Poate fi administrat copiilor și persoanelor cu vârsta de peste 65 de ani.
Yaklaşık 20.000 kadar da Yahudi (çoğunluğu Sefarad) nüfus bulunmaktadır.Cele cu mai mult de 20.000 de locuitori sunt:: ^ sa !
Aşkenaz ve Sefarad Yahudilerinden alınan DNA örneklerinin incelenmesinden de benzer sonuçlar elde edilmiştir.Se declină ca și pronumele/adjectivele de la care provin.
İsrail'deki dinsel Shas Partisi kendisini Sefaradların dinsel özelliklerinin koruyucusu olarak tanımlar.Evreii care locuiesc în Estonia pot acum să-și apere drepturile ca minoritate națională recunoscută.
Hikâyeleri, Bosnalı Sefaradlı Yahudilerin hayatını anlatıyor.Convorbiri despre viața evreilor din Vișeu.
Uzun yıllar yazlık konut olarak kullanılan villa, kısa bir süre de Karadağ Sefareti olarak hizmet vermiştir.Locuința, botezată „Vila Negoiu”, va servi ca reședință de vară pentru familie pe tot parcursul vieții.
"Hoş geldin sefa getirdin, uğur getirdin" diye karşılanır.De azért isten hozta, isten hozta.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.A falu lakói szegénységben és félelemben élnek.
Sefaradlar geleneksel olarak el sanatları ve dış ticaretle ilgilenmeye devam ettiler.Foglalkozásuk hagyományosan a kereskedelem és kézművesség volt.
Amerika'da streptokoklarda sefalosporin direnci gittikçe artan oranda bulundu.Eközben Amerikában a valóságot egyre precízebben visszaadó animációs színvonalat céloztak meg.
Paris sefaretinde çalıştı.Párizsban dolgozott modellként.
Örneğin, sazlıklardan havalanan kuşlar eşliğinde kayık sefası yapılabilir.Használható például erdőben madárhangok felvételére.
Kırıntı Köyü'nden Sefa Öztürk'den alınma bilgiler.Iskandariah falu hovatartozásáról azonban ellentmondó jelentések érkeztek.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod