Ana içeriğe geç
Sözlük

sefa ile cümle

sefa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
16. yüzyılda İspanya'dan kovulan Sefarad'ların çoğu Belçika ve Hollanda'ya yerleşti.Au XVIe siècle, beaucoup de Juifs séfarades expulsés d'Espagne s'installèrent aux Pays-Bas et en Belgique.
Mutluluk kişinin acı, ıstırap, sefalet ve elemden kurtulmuş olduğu durumdur.Lui seul peut éliminer le mal, la souffrance et la mort.
Yaklaşık 20.000 kadar da Yahudi (çoğunluğu Sefarad) nüfus bulunmaktadır.Environ 2 200 personnes (juives pour la plupart) sont massacrées.
Sefarad Yahudisi bir ailenin çocuğu olan Bonomo, müziğe sekiz yaşında gitar çalarak başladı.Issu d'une famille juive séfarade, Can Bonomo commence à jouer de la guitare à l'âge de huit ans.
Paris sefaretinde çalıştı.Paris dans la Collaboration.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Il meurt dans la solitude et l’oubli.
Felsefenin Sefaleti, Karl Marx Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, Karl MarxContribution à la critique de l’économie politique, de Karl Marx.
Sefarad Bağdadi Yahudiler buraya 19. yüzyıla girerken gelmiştir.Les tribus Touaregs sont venues au milieu du XVIIe siècle.
Müzik grubu için Sefarad Grubu maddesine bakınız.Pour le groupe de musique, voir Aza.
Yokluk ve sefalet içinde geçen çocukluğu sırasında horgörülmüştür.Ils ont souffert de privations et de maltraitance pendant leur enfance.
Aralarında Musta'arabi ve Sefarad ayrımı yapılmamaktadır.Tampoco se hace distinción entre y (yeísmo).
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.El resto vive alrededor de ellos en la pobreza y la miseria.
19. yüzyılda Curaçao, Jamaika, Panama ve Karayiplerden Sefarad tüccarlar katıldı.En el siglo XIX comerciantes sefarditas llegaron de Curazao, Jamaica, Panamá y el Caribe.
Çin belgeleri, Çin'e giden on üç adet Sasani sefareti olduğunu naklederler.Los documentos chinos dan cuenta de trece embajadas sasánidas.
Osmanlı hakimiyetinde Rodos, önemli bir Sefarad merkezine dönüştü ve birçok ünlü hahama ev sahipliği yaptı.Bajo el gobierno otomano, Rodas se convirtió en un importante centro sefardí, hogar de muchos rabinos famosos.
Bugün birçok Fas Yahudisi kendilerini Sefarad olarak tanımlamaktadır.Hoy por hoy los judíos marroquíes se consideran sefarditas.
"3. pistin faturası Sefaköy'e çıkıyor".«El Logroñés firma el descenso a Tercera por deudas».
Zülfikar Paşa'nın Sefaretnameleri kütüphanelerimizde bulunmamaktadır.Charmed Lives no está disponible en las librerías.
Sefaletin olduğu her yere mutluluğu getirelim!Adonde quiera que te lleve la suerte.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Los últimos años de su vida estuvo condenado al olvido y en la miseria.
Felsefenin Sefaleti, Karl Marx Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, Karl MarxCrítica a la economía política, de Karl Marx.
Medina-Sidonia Dükü Sefarad Cebelitarık'a egemenlik verdi.El duque de Medina Sidonia contribuyó cediendo un trozo de su jardín.
Sefalosporinler ilk kez 1960`larda satışa sunuldu.Las primeras ventas con beneficios se alcanzaron en 1960.
Şehir içinde açlık ve sefalet hüküm sürmekteydi.Había escasez de alimentos y malestar en el pueblo.
Sefanya'nın babası Kuşi'nin anlamı "Etiyopyalı"dır.Kusí, el nombre del padre, significa natural de Etiopía.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Murió en la miseria y el olvido.
1500 yılından itibaren, daha çok İspanyol engizisyonundan kaçan Sefarad Yahudileri buraya yerleşti.Dal 1500 in poi, vi si stabilirono molti ebrei sefarditi fuggiti dall'Inquisizione spagnola.
Sarlık Tekkesi - Sefalı.Fucking Åmål - Il coraggio di amare.
Dolayısıyla Aspasia zevk ve sefa içinde yaşamı temsil eder.Ashura è quindi un giorno di gioia e ringraziamento.
Ana madde: Türkiye'de Yahudilik Sefarad Yahudileri 500 yılı aşkın süredir bu şehirde yaşamaktadırlar.Gli ebrei sefarditi hanno vissuto nella città per oltre 500 anni.
Sefarad Yahudileri, Romanyot bir Hahambaşı istemediklerinden bu vergiyi ödemediler.M. Novelli, Questi Ebrei non hanno più bisogno di ombrello.
Romanyotların kendilerine ait bir Hahambaşısı bulunurken Sefaradlar bu ayrıcalıktan mahrum kaldılar.Cercando di rendere pari le chance di ogni combattente, i Romani dosavano questi vantaggi e questi svantaggi.
Daha sonra Tahran Sefareti'ne müsteşar olmuştur.Più tardi fu membro fondatore dell'Herut.
Sonradan yine biz onu sefaletten kurtarırız.Мы потом с лихвой себе вернем.
Ancak ibadet şekilleri Sefaradların ibadet şekillerine çok benzer.За таковых почитают только прямых аватар, которым и поклоняются соответствующим образом.
Bu sinagogların biri Sefaradlara, biri yerlilere diğeri ise Sicilyalılara aitti.Генуэзцы говорят одно, неаполитанцы — другое, сицилийцы — третье.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.Последние годы его жизни были омрачены забвением и бедностью.
Buradaki Musevi nüfusunun üçte ikisini kuzey Afrika'dan gelen Sefarad Musevileri oluşturur.Примерно две трети африканцев в Европе из Северной Африки.
16. yüzyılda İspanya'dan kovulan Sefarad'ların çoğu Belçika ve Hollanda'ya yerleşti.В 16-м веке, после изгнания евреев из Испании, многие сефарды обосновались в Бельгии.
Diğer ülkelerden de Sefaradlar gelmeye başladı.Начали приезжать люди из других районов республики.
Bu sefaretname üzerine bir tez yazılmıştır.Здесь же стояла доска почета.
Yaşamının son yıllarını sefalet ve fakirlik icinde geçirmistir.أمضى كلارك العقود الأخيرة من حياته في حالة من الفقر والغموض.
Perde, insanın sefaletidir; İsa için bile bir perde vardır.فالإنسان (أي المسيح) هو على نحو ما جزء من الإله، أو شيء مشابه له حسب الزمان والذات.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.ماتت وحيدة في عزلة معوزة ومريضة.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.يعيش المزارعون حياة حاجة وفقر.
2012 yılında sefaleksin Amerika Birleşik Devletlerinde en çok reçete edilen 100 ilaç arasındaydı.في عام 2013، كان الميتوبرولول في قائمة الأكثر19 دواء الموصوفة في الولايات المتحدة.
Moris Farhi, 1935 yılında Ankara'da bir Sefarad Yahudi ailesine doğdu.ولد موريس فرحي في عام 1935 في أنقرة بعائلة يهود سفارديون.
Sefanya kitabı, bu dönemin ahlaksız bir dönem olduğunu dile getirir.على أية حال ما كتبه مانيتون لا يعدو كونه تاريخا خرافيا..
Dünya tüccarları Onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler.”مهندس صمم تجارته بكل تفوق".
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Eles mergulham na miséria e na pobreza.
2012 yılında sefaleksin Amerika Birleşik Devletlerinde en çok reçete edilen 100 ilaç arasındaydı.Em 2012, a cefalexina foi um dos 100 medicamentos mais prescritos nos Estados Unidos.
Sefanya hakkında elde edilen tüm bilgiler bu metinden gelir.Tudo o que você precisa saber sobre Umbanda.
Osmanlı hakimiyetinde Rodos, önemli bir Sefarad merkezine dönüştü ve birçok ünlü hahama ev sahipliği yaptı.Sob o domínio otomano, Rodes se tornou um importante centro sefardita, casa de muitos rabbis famosos.
Bu sefaretname üzerine bir tez yazılmıştır.Eu acho que há uma mensagem nisso em algum lugar.
Yalnızlık ve sefalet içinde öldü.Morreu na solidão e na mais absoluta miséria.
Diğer ülkelerden de Sefaradlar gelmeye başladı.Das suas terras surgiram outras cidades.
Aynı zamanda yaşadığı Nahum'un kitabından sonra ve Sefanya'nın kitabından önce gelir.Vem depois do livro de Neemias e antes do livro de Judite.
ArmoniPark Outlet Center, Küçükçekmece'nin Sefaköy semtinde yer alan bir alışveriş merkezidir.Horto Shopping é um centro de compras de pequeno porte situado ao lado do Terminal Ouro Verde.
Sefanya kitabı, bu dönemin ahlaksız bir dönem olduğunu dile getirir.Por exemplo, INTJs podem achar que aquela conversa fiada é um desperdício de tempo.
Sarlık Tekkesi - Sefalı.Bandeira – Amarela.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod