İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.Og han bygget den indre forgård av tre lag huggen sten og ett lag sederbjelker.
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.Potom vystavěl síň prostřední ze tří řadů kamení tesaného, a jednoho řadu dříví cedrového hoblovaného.
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.Também edificou o átrio interior de três ordens de pedras lavradas e de uma ordem de vigas de cedro.
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.Und er baute auch den inneren Hof von drei Reihen behauener Steine und von einer Reihe zederner Balken.
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.Vidare byggde han den inre förgårdsmuren av tre varv huggna stenar och ett varv huggna bjälkar av cederträ.
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.Και ωκοδομησε την εσωτεραν αυλην με τρεις σειρας πελεκητων λιθων και με μιαν σειραν δοκων κεδρινων.
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.И построил внутренний двор из трех рядов обтесанного камня и из ряда кедровых брусьев.
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.Съгради вътрешния двор с три реда дялани камъни и с един ред кедрови греди.
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.ויבן את החצר הפנימית שלשה טורי גזית וטור כרתת ארזים׃
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.وبنى الدار الداخلية ثلاثة صفوف منحوتة وصفا من جوائز الارز.
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.他 又 用 鑿 成 的 石 頭 三 層 、 香 柏 木 一 層 、 建 築 內 院
İç avlunun duvarlarını üç sıra yontma taş ve bir sıra sedir ağacı kirişleriyle yaptırdı.他 又 用 鑿成 的 石頭 三 層 、 香柏木 一 層 、 建築內院
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.Akkor vegyen a pap czédrusfát, izsópot és karmazsint, és vesse a tehénnek égõ részei közé.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.Derefter skal Præsten tage Cedertræ, Ysop og karmoisinrødt Uld og kaste det på Bålet, hvor Kvien brænder.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.Eleazar zal cederhout, hysop en scharlaken nemen en dat in het vuur gooien.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.e o sacerdote, tomando pau do cedro, hissopo e carmesim, os lançará no meio do fogo que queima a novilha.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.In duhovnik vzemi cedrovega lesa in izopa in karmezinove volne in vrzi to v plamen, ki požira junico.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.동시에 제사장은 백향목과 우슬초와 홍색실을 취하여 암송아지를 사르는 불 가운데 던질 것이며
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.Luego el sacerdote tomará madera de cedro, hisopo y lana carmesí, y los echará en el fuego en que arde la vaca
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.Och prästen skall taga cederträ, isop och rosenrött garn och kasta det i elden vari kon brännes upp.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.Og presten skal ta sedertre og isop og karmosinrød ull og kaste det i ilden, der hvor kvigen brennes.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.Preotul să ia lemn de cedru, isop şi cîrmîz, şi să le arunce în mijlocul flăcărilor cari vor mistui vaca.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.Und der Priester soll Zedernholz und Isop und scharlachrote Wolle nehmen und auf die brennende Kuh werfen
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.и пусть возьмет священник кедрового дерева и иссопа и нить из червленой шерсти и бросит на сожигаемую телицу;
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.После свещеникът да вземе кедрово дърво, исоп и червена прежда , и да ги хвърли всред горящата юница.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.ולקח הכהן עץ ארז ואזוב ושני תולעת והשליך אל תוך שרפת הפרה׃
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.ويأخذ الكاهن خشب ارز وزوفا وقرمزا ويطرحهنّ في وسط حريق البقرة.
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.祭 司 要 把 香 柏 木 、 牛 膝 草 、 朱 紅 色 線 、 都 丟 在 燒 牛 的 火 中
Kâhin biraz sedir ağacı, mercanköşkotu ve kırmızı iplik alıp yanmakta olan ineğin üzerine atacak.祭司 要 把 香柏木 、 牛膝草 、 朱紅色 線 、 都 丟 在 燒牛 的 火中
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.(40:12) Il plie sa queue aussi ferme qu`un cèdre; Les nerfs de ses cuisses sont entrelacés;
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.( 40 : 12 ) Nó cong đuôi nó như cây bá hương ; Gân đùi nó tréo xỏ - rế .
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.(40:12) Nó cong đuôi nó như cây bá hương; Gân đùi nó tréo xỏ-rế.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.(40:12) поворачивает хвостом своим, как кедром; жилы же на бедрах его переплетены;
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Dříví stín dávající stínem svým jej přikrývá, a vrbí potoční obkličuje jej.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Ele enrija a sua cauda como o cedro; os nervos das suas coxas são entretecidos.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.fedezi õt a lótuszfák árnyéka, [és] körülveszik õt a folyami fûzfák.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Ia menegakkan ekornya seperti pohon aras, otot-otot pahanya kokoh dan keras
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.in de schaduw van de wilgen aan de waterkant.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Îşi îndoaie coada tare ca un cedru, şi vinele coapselor lui sînt întreţăsute.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.그 꼬리 치는 것은 백향목이 흔들리는 것같고 그 넓적다리 힘줄은 서로 연락되었으며
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Lootuspensaat peittävät sen varjoonsa, puron pajut ympäröivät sitä.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Lotusbuskene giver den Tag og Skygge, Bækkens Pile yder den Hegn.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Lotusbusker gir den tak og skygge, piletrærne ved bekken omgir den.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Lotusträd giva honom tak och skugga, pilträd hägna honom runt omkring.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Ohýba svojím ohonom ako chce, hoci je ako cedra; žily jeho stehien sú spletené jako haluzi.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Pone su cola tensa como un cedro, y los nervios de sus muslos están entretejidos
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Pregiblje rep kakor cedro, kite na bedru so mu gosto spletene.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Rizza la coda come un cedro, i nervi delle sue cosce s'intrecciano saldi
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Rusza ogonem swoim, jako chce, choć jest jako drzewo cedrowe; żyły łona jego są powikłane jako latorośli.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Sein Schwanz streckt sich wie eine Zeder; die Sehnen seiner Schenkel sind dicht geflochten.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Υψονει την ουραν αυτου ως κεδρον τα νευρα των μηρων αυτου ειναι συμπεπλεγμενα.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.Клати опашката си като кедър; Жилите на бедрата му са сплотени.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.יחפץ זנבו כמו ארז גידי פחדו ישרגו׃
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.يخفض ذنبه كارزة. عروق فخذيه مضفورة.
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.他 搖 動 尾 巴 如 香 柏 樹 . 他 大 腿 的 筋 互 相 聯 絡
Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor, Sımsıkıdır uyluk lifleri.他 搖動 尾巴 如 香柏樹 . 他 大腿 的 筋互相 聯絡
Kuzey Afrika'nın geniş bir kısmı sedir ve selvi ormanları ile kaplıydı.북 아프리카의 대부분이 삼나무와 편백나무 숲으로 덮여있었습니다.
Kuzey Afrika'nın geniş bir kısmı sedir ve selvi ormanları ile kaplıydı.שטחים עצומים מצפון אפריקה היו מכוסים ביער ארזים וברושים.
Kuzey Afrika'nın geniş bir kısmı sedir ve selvi ormanları ile kaplıydı.الى المناطق الممتدة في شمال افريقيا كانت مكسية بغابات الارز والسرو
Kuzey Afrika'nın geniş bir kısmı sedir ve selvi ormanları ile kaplıydı.杉や檜の林に覆われていました 地球上の生命の進化の過程で