Bence hem Susan Boyle hem de bu Şanghay'daki sebze satıcısı "diğerleri"ne aitler.И така, предполагам, че Сюзан Бойл и тази продавачка на зеленчуци от Шанхай принадлежаха на другостта.
Bence hem Susan Boyle hem de bu Şanghay'daki sebze satıcısı "diğerleri"ne aitler.Тому, я гадаю, обидві - Сьюзан Бойл і ця постачальниця овочей в Шанхаї належать до незвичних людей.
Bence hem Susan Boyle hem de bu Şanghay'daki sebze satıcısı제가 보기에는 수잔보일과 이 상하이의 야채 행상인은
Bence hem Susan Boyle hem de bu Şanghay'daki sebze satıcısıNên tôi nghĩ cả Susan Bolye và người bán rau này ở Thượng Hải
Bence hem Susan Boyle hem de bu Şanghay'daki sebze satıcısıאז אני מניחה שגם סוזן בויל ומוכרת הירקות משנחאי
Bence hem Susan Boyle hem de bu Şanghay'daki sebze satıcısıو لذلك اعتقد أن كلتا سوزان بويل بشنغاهاي و بائعة الخضار هذه في شنغهاي
Bence hem Susan Boyle hem de bu Şanghay'daki sebze satıcısı上海の野菜売りは かつては別世界に属していました
Bence hem Susan Boyle hem de bu Şanghay'daki sebze satıcısı我惗蘇珊大媽 同嚟位上海嘅菜販阿姨
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.소고기 산업엔 채소를 길러내는 데 쓰는 물보다 100배나 더 많은 물을 사용합니다.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.100倍の水を必要とします これは私一人の問題ではありません
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.A produção de carne usa 100 vezes mais água do que a maioria dos vegetais.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.A produkcia hovädziny využíva stokrát viac vody ako väčšina zeleniny.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Dan produksi daging menyerap 100 kali jumlah air dari kebanyakan tanaman.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.En vleesproductie gebruikt 100 keer meer water dan de meeste groenten.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.És a marhatenyésztés százszor annyi vizet igényel, mint a legtöbb zöldség termesztése.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Iar producţia de carne de vită foloseşte de 100 de ori mai multă apă decât majoritatea vegetalelor.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.La production de bœuf consomme 100 fois plus d'eau que la plupart des cultures végétales.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Och för att producera nötkött går det åt 100 gånger mer vatten än för de flesta grönsaker.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Og kødproduktionen bruger 100 gange mere vand end produktionen af de fleste grøntsager gør.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Produkce hovězího masa spotřebuje stokrát více vody než většina zeleniny.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Produkcja wołowiny wymaga 100 razy więcej wody niż większość warzyw.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Proizvodnja govejega mesa porabi 100 krat več vode, kot večina rastlin skupaj.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Und die Rindfleischproduktion braucht 100 mal mehr Wasser als die meisten Gemüse.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Và sản xuất thịt bò dùng lượng nước hơn 100 lần mà rau củ cần.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Y la carne de vaca necesita 100 veces más agua que la mayoría de verduras.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Για την παραγωγή βοδινού χρησιμοποιείται 100 φορές περισσότερο νερό απ' ότι για τα περισσότερα λαχανικά.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.А для производства говядины требуется в 100 раз больше воды, чем для выращивания большей части овощей.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.А на виготовлення яловичини затрачається у 100 раз більше води, ніж на більшість овочів.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.Производството на говеждо използва 100 пъти повече вода отколкото производството на зеленчуци.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.וייצור בשר בקר גוזל פי 100 מכמות המים הדרושה לגידול מרבית הירקות.
Biftek üretiminde, birçok sebzenin 100 katı su tüketilir.ويستخدم إنتاج اللحم ماء أكثر مائة مرة من المياه الذي تستخدمه كل الخضروات.
Biokütle kombinasyonları, yanan sebze yağları -- oldukça ilginç bir süreç자연환기를 통해 연소실을 만들수 있었습니다. 바이오매스를 이용하기 위해서지요.
Biokütle kombinasyonları, yanan sebze yağları -- oldukça ilginç bir süreçLa ventilación natural, para poder modelar la cámara abajo, y observar la biomasa.
Biokütle kombinasyonları, yanan sebze yağları -- oldukça ilginç bir süreçVentilazione naturale, per essere in grado di modellare la camera sotto, e di fare attenzione alla biomassa.
Biokütle kombinasyonları, yanan sebze yağları -- oldukça ilginç bir süreçאיוורור טבעי, להיות מסוגל לעשות דגם של הלשכה שמתחת, ולהתבונן בביומסה.
Biokütle kombinasyonları, yanan sebze yağları -- oldukça ilginç bir süreçالتهوية الطبيعية، لتتمكن من وضع نموذج الغرفة ادناه، والنظر إلى الكتلة الحيوية.
Biokütle kombinasyonları, yanan sebze yağları -- oldukça ilginç bir süreçまた生物資源も検討できます 生物資源と帯水層 植物油の燃焼を組み合わせる
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.우리중 많은 이들이 신선한 채소를 한번도 먹지 않으며 자랐습니다. 어쩌다 먹는 생당근이나 이상한 상추 샐러드를 빼면요.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Mnoho z nás vyrástlo nejediac čerstvú zeleninu s výnimkou občasnej surovej mrkvy či možno zeleného šalátu.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Monet meistä eivät syöneet lapsena tuoreita kasviksia paitsi ehkä joskus porkkanan tai salaatin.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Sokunk úgy nőtt fel, hogy soha nem evett friss zöldséget, kivéve a néhai sárgarépát vagy az alkalmi salátát.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Spousta z nás vyrostlo, aniž by jedli zeleninu až na příležitostnou mrkev nebo hlávkový salát.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.Velen zijn opgegroeid zonder verse groenten behalve misschien af en toe een rauwe wortel of een salade.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.רבים מאיתנו גדלו מבלי שאי פעם אכלנו ירק טרי מלבד גזר טרי אקראי או אולי סלט חסה מוזר.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.ترعرع الكثيرون منا بدون أن يأكلوا أطعمة طازجة بإستثناء أكل الجزر أحياناً أو ربما سلطة الخس.
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.大人になるまでフレッシュ野菜を食べた事ない人は少なくない 僕なら、これは嘘じゃないよ、
Birçoğumuz asla taze sebze yemeden büyüdük, arada sırada çiğ havuç ve yeşillik salatası hariç.我地好多人成長嗰陣除咗有時食下生紅蘿蔔 或者生菜沙律之外,好少會食新鮮蔬果
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Aber eines Tages kam der perfekte Fall. Es war eine Gemüseverkäuferin, die vor ihrem Haus saß.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Ale pewnego dnia, dostaliśmy doskonałą sprawę - kobieta, sprzedawczyni warzyw, siedziała przed domem.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.A nekoč je prišel popoln primer, šlo je za prodajalko zelenjave, ki je sedela pred hišo.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Dar într-o zi a apărut cazul perfect: era o femeie care vindea zarzavat, stătea în faţa unei case.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.De azután egy szép napon jött a tökéletes eset, egy zöldségárus asszony, aki a ház előtt üldögélt.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.하지만 하루는 완벽한 사례가 나왔는데, 그것은 야채장수였던 한 여인이, 집의 바깥쪽에 앉아 있었습니다
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Maar op een dag kwam het perfecte geval. Het was een vrouw die groenten verkocht. Ze zat op straat.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Mas um dia, apareceu o caso perfeito. Era uma mulher que vendia legumes sentada do lado de fora de uma casa.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Men en dag kom den perfekte sag, og det var en kvinde, der var grøntsagssælger, hun sad uden for et hus.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Nhưng một ngày, một vụ hoàn hảo xảy ra, và đó là người đàn bà làm nghề bán rau, bà ấy ngồi ngoài một ngôi nhà.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Pero un día se dio el caso ideal. Fue una mujer que vendía verduras, sentada fuera de una casa.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Але якось трапилась справжня судова справа, і це була одна жінка, яка продавала овочі, вона сиділа біля дому.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Но един ден перфектното дело дойде, и то беше на жена, продавачка на зеленчуци, която стояла пред една къща.