Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.Но однажды слушалось подходящее дело о женщине, продавщице овощей, которая сидела перед домом.
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.אבל יום אחד המקרה המושלם הגיע, והוא היה אישה שהיתה מוכרת ירקות היא ישבה מחוץ לבית
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.حتى جاءت القضية المثالية، وقد كانت إمرأة تبيع الخضار، وكانت تجلس خارج منزلها
Bir gün süper bir fırsat çıktı karşımıza, sebze satıcısı bir kadın evinin bahçesinde oturuyordu.野菜の販売をしている女性が 家の外に座っていた時に なんらかの宝石を盗んだと思われる人が
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Boć jeden wierzy, iż może jeść wszystko, a drugi będąc słaby, jarzynę jada.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Den ene har tro til å ete alt, men den som er svak, eter bare urter;
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Eden verjame, da sme vse jesti, kdor pa je slabič, jé le zelenjavo.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Einer glaubt er möge allerlei essen; welcher aber schwach ist, der ißt Kraut.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.En har Tro til at spise alt; men den skrøbelige spiser kun Urter.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.어떤 사람은 모든 것을 먹을만한 믿음이 있고 연약한 자는 채소를 먹느니라
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Lebo niekto verí, že smie jesť všetko, a zase niekto súc slabý jie zeliny.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.mely ember azt hiszi, hogy mindent megehetik; a [hitben] erõtelen pedig zöldséget eszik.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Nebo někdo věří, že může jísti všecko; jiný pak u víře mdlý jsa, jí zelinu.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Người nầy tin có thể ăn được cả mọi thứ; người kia là kẻ yếu đuối, chỉ ăn rau mà thôi.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Người nầy tin có_thể ăn được cả mọi thứ ; người kia là kẻ yếu_đuối , chỉ ăn rau mà thôi .
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Porque uno cree que puede comer de todo, y el débil come sólo verduras
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Tel croit pouvoir manger de tout: tel autre, qui est faible, ne mange que des légumes.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Toinen uskoo saavansa syödä kaikkea, mutta toinen, joka on heikko, syö vihanneksia.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Um crê que de tudo se pode comer, e outro, que é fraco, come só legumes.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Uno crede di poter mangiare di tutto, l'altro invece, che è debole, mangia solo legumi
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Unul crede că poate să mănînce de toate; pe cînd altul, care este slab, nu mănîncă decît verdeţuri.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Αλλος μεν πιστευει οτι δυναται να τρωγη παντα, ο δε ασθενων τρωγει λαχανα.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Ибо иной уверен, что можно есть все, а немощный ест овощи.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.Один вірує, (що можна) їсти все, а знемогаючий зїллє (нехай) їсть.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.יש מאמין כי נכון לאכל כל דבר והחלוש יאכל רק את הירק׃
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.واحد يؤمن ان يأكل كل شيء واما الضعيف فيأكل بقولا.
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.有 人 信 百 物 都 可 喫 . 但 那 軟 弱 的 、 只 喫 蔬 菜
Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer.有 人 信 百物 都可喫 . 但 那軟 弱 的 、 只 喫 蔬菜
Bir sürü sebze ve meyve ye.Ăn thêm nhiều rau và hoa quả nữa.
Bir sürü sebze ve meyve ye.E mangia molta frutta e verdura.
Bir sürü sebze ve meyve ye.En eet veel groenten en fruit.
Bir sürü sebze ve meyve ye.Et mange beaucoup de légumes et des fruits.
Bir sürü sebze ve meyve ye.I dużo warzyw i owoców.
Bir sürü sebze ve meyve ye.Och ät mycket grönsaker och frukt.
Bir sürü sebze ve meyve ye.Si mananca multe legume si fructe.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Ännu en gång, en växtbaserad diet, full av grönsaker med en massa färg i.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.A nouveau, un régime à base de végétaux, composé de légumes très colorés.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Dieta jarska, pełna kolorowych warzyw.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Di nuovo, una dieta a base di prodotti ortofrutticoli, ricca di ortaggi multicolori.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Endnu engang; en plantebaseret kost, massere af grøntsager med mange farver.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Inca o data, o dieta bazata pe plante, plina de vegetale cu multa culoare in ele.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Kembali, pola makan tumbuh-tumbuhan, penuh dengan tumbuh-tumbuhan aneka warna.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Lại vẫn là chế độ ăn dựa trên thực vật, với nhiều loại hoa quả đủ màu sắc.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Még egyszer, növényi eredetű étrend, sok-sok zöldség, sok-sok színben.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Nogmaals, een plantaardig dieet, met veel kleurrijke groenten.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Opět rostlinná strava plná různobarevné zeleniny.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Ακόμα μια φορά, μια δίαιτα βασισμένη στα φυτά, όλο λαχανικά σε πολλά χρώματα.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Знову ж таки, харчування, основою якого є рослинна їжа, багато кольорових овочів.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.И опять мы видим питание на основе растительной пищи, обилие в меню цветных овощей.
Bitkisel besleniyorlar. Tükettikleri sebzeler birçok farklı renkte.Още веднъж, диета на растителна основа, пълна със зеленчуци, с много цветове в тях.
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.Ad egy kevés információ-főzeléket, és egy keveset a desszertből.
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.Daje nam trochę warzyw, tak jak i trochę deseru.
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.Dá nám trochu informačnej zeleniny, ale aj informačný zákusok.
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.Dá-nos informações tipo vegetais, e dá-nos informações tipo sobremesa.
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.Det giver os nogle informationsgrøntsager; det giver os noget informationsdessert.
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.Etwas Informations-Gemüse, und ein wenig Informations-Nachtisch.
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.Het geeft ons wat informatie als groenten, het geeft ons wat informatie als dessert.
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.Ia memberi kita beberapa sayuran informasi, Ia memberi kita beberapa makanan penutup informasi.
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.Il nous donne de l'information "légumes", il nous donne de l'information "dessert".
Bize biraz sebzeler hakkında bilgi verir, bize biraz tatlılar hakkında bilgi verir.그것은 우리에게 정보 야채를 제공합니다. 그것은 우리에게 정보 디저트를 제공하죠.