Sebeple sonuç arasında bir nedensellik yoktur, onları birbirine masallardaki mantık bağlar.Nedělá mu potíže udržovat si v nich dokonalý pořádek a mít je navzájem logicky propojené.
Ancak bu gitarın zamanla akort kaçırmasına sebep olabilir.Daná teorie však nezahrnovala možnost, že olovo mohlo být z horniny v průběhu věků vylouhováno.
İlk talibi olan Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa siyasi sebeplerden dolayı reddedildi.Vystoupení původně ohlášeného Jimmyho Somervilla bylo ze zdravotních důvodů zrušeno.
Kazaya neyin sebep olduğu bilinemedi.Není zcela jasné, co bylo příčinou havárie.
Nirodha - Sebeplerin ortadan kalkması, acıların ortadan kalkmasını getirir.Vadžra ničí všechnu nevědomost, příčinu našeho utrpení.
Bu sebeple mezunların ilk 6 ay içerisinde işe girme oranı %88 'lere ulaşmıştır.Až 88 % studentů si do 6 měsíců od ukončení studia najde práci.
Bazıları evine dönmüş, bazıları farklı sebeplerle (aşkını bulmak gibi) ayrılmıştır.Domů se vrátili všichni, někteří s trvalými následky po zraněních.
Mahkeme sırasında kendi kendine konuşuyor veya sebepsiz yere kahkahalar atıyordu.Jen se během procesu neudrží a začne se nahlas smát.
Buna sebep olan nötronlardır.A může za to Ultra.
Bu sebeple anti devletçi düşünceler aşırı bireyci ya da aşırı kolektivist olarak sınıflandırılır.Právě proto je hodnota individualismu pro jinak silně kolektivisticky orientovanou společnost tak vysoká.
Yangının çok çeşitli sebepleri vardır.Vystoupení s ohněm mají mnoho různorodých podob.
Bu sebepten dolayı tarih boyunca ticaret yollarının dışında kalmış ve gelişme sağlanamamıştır.Proto jej z bezpečnostních důvodů nelze přepravovat a připravuje se vždy na místě.
Bu sebeple yüksek yaşam standardına sahiptir.Propaguje zdravý životní styl .
Ancak bu politikalar ekonominin iflasına sebep oldu.To vedlo k nemalé politické nestabilitě země.
Bu sebep ile çoğu zaman belirti vermeyebilir.Často ani nemusí nic předvádět.
Non-Voting: Causes and Methods of Control(Oylanmamış: Kontrolün Sebepleri ve Yöntemleri).Vývoj a výsledky procesů kontroly zbrojení a odzbrojování : Marnost nad marnost?.
Yine de sebep her zaman için doğrudan belirgin olmaz.U jednotlivých případů však stále není možné vždy určit jasnou příčinu.
Coriolis kuvveti yörüngeden sapmaya sebep olur.Coriolisova síla Odstředivá síla
Bu sebepten aracın ön kısmında bulunan tekerleklerde lastik çerçeve bulunmuyordu.Na bocích vozu před směrovkami se objevily větrací klapky.
Ayrıca ilerleyen süreçte Köse ile çeşitli sebeplerden ötürü birçok kez mahkemelik oldu.Další viníci masakru z různých důvodů soudu unikli.
Bu sebeple asla yargılanamadı.Nikdy nebyl předveden před soud.
Anafilaksi, vakaların %0,7-20'sinde ölüme sebep olur.Anafilaxia produce moartea în 0,7–20% din cazuri.
Bu onun Barış Konferansını terk etmesine sebep oldu.Acest lucru l-a făcut să părăsească Conferința de Pace.
Anafilaksiden korunmak için tavsiye edilen yöntem, geçmişte reaksiyona sebep olan koşullardan uzak durmaktır.Calea recomandată pentru a preveni anafilaxia este de a evita ceea ce a cauzat reacția în trecut.
Bizi bu sene Kursk'a saldırmaya, dahası Doğu Cephesi'nde saldırıya geçmeye zorlayan sebep nedir?."Care este rațiunea care ne forțează să atacăm în acest an la Kursk, sau, și mai mult, pe frontul de răsărit?
Alerji testi, kişinin anafilaksisine neyin sebep olduğuna karar vermeye yardımcı olabilir.Testele de alergie pot ajuta la determinarea cauzei anafilaxiei unui pacient.
2010 yılında hava kirliliği, 1,2 milyon insanın erken ölümüne sebep oldu.În 2010, poluarea aerului a cauzat 1,2 milioane de decese premature în China.
Sebep her ne olursa olsun Aurelian, Tyana kentini bağışladı.Oricare ar fi motivul, Aurelian a cruțat Tyana.
Yıldırım da elektrik yanıklarına sebep olabilir.De asemenea, fulgerele pot provoca arsuri electrice.
M.Ö. 4. yüzyılda Yunan filozof Aristo hiçbir etki ve hareketin sebepsiz olamayacağına inanmıştır.În secolul al IV-lea î.e.n., filosoful grec Aristotel credea că nu există efect sau mișcare fără cauză.
Öykünün popülerliği bazı tartışmalara da sebep oldu.Popularitatea povestirii a adus și controverse.
Bu sebeple, çoğu uzman bu stel için "İsrail steli" de demektedir.Din acest motiv, mulți cercetători o denumesc Stela lui Israel.
Fakat, kendisi bunu çeşitli sebeplerle reddetti.El a refuzat din mai multe motive.
Bebeklerin uygun şekilde temizlenmemiş şişelerle Biberonla beslenmeleri, küresel ölçekte önemli bir sebeptir.Hrănirea bebelușilor cu biberonul având sticla nedezinfectată este o cauză importantă la nivel global.
Benzer sebeplerden dolayı çok sayıda diğer sahne de filmden çıkarıldı.Multe alte scene au fost scoase din aceleași motive.
İnsanlarda enfeksiyona 20’den fazla Leishmania türü sebep olur.Infecțiile la om sunt provocate de peste 20 de specii de Leishmania.
Salinger, 27 Ocak 2010'da Cornish, New Hampshire'daki evinde doğal sebeplerden vefat etti.Salinger a murit de bătrânețe pe data de 27 ianuarie 2010, în locuința sa din Cornish, New Hampshire.
Katekolamin ve kortizol seviyelerinin artması, uzun yıllar sürebilecek hipermetabolik duruma sebep olabilir.Nivelurile crescute de catecolamine și cortizol pot produce o hipermetabolism care poate dura ani de zile.
Diğer bakteriyel sebepler arasında şunlar sayılabilir: Klebsiella, Proteus, Pseudomonas ve Enterobacter.Alte cauze bacteriene includ: Klebsiella, Proteus, Pseudomonas și Enterobacter.
Clara'nın ölümüne sebep olmuştur.Ea a cauzat moartea a cca.
Bu sebepten dolayı, Jackson, videoda Naomi Campbell'ı oynatmıştır.In videoclip, Jackson danseaza cu modelul Naomi Campbell.
Sebep olan gerçek viral ajanın izolasyonu nadiren gerçekleştirilir.Izolarea agentului viral implicat propriu-zis este rar efectuată.
Ordudaki reform ve getirdiği maliyetler Prusya'da bir anayasal krize sebep oldu.Reformele militare (și finanțarea lor) au cauzat o criză constituțională în Prusia.
Bir eksen etrafında dönme hızında değişime sebep olan kuvvet eğilimine tork denir.Tendința unei forțe de a cauza modificarea vitezei de rotație în jurul unei axe se numește moment.
Hepatit C, vakaların yalnızca %15’inde şiddetli belirtilere sebep olmaktadır.Nu există vaccin pentru hepatita C. Hepatita C prezintă simptome acute la doar 15% din cazuri.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Defectele anatomice permit continuitatea dintre mediul extern și sistemul nervos.
Kömür yakımı ve endüstri atıklarından gelen emisyon, hava kirliliğine sebep olmaktadır.Emisiile provenite din industrie și utilitățile de ardere a cărbunelui contribuie la poluarea aerului.
Sebep ve maksadı henüz anlayamadım.Rezultatele și pierderile nu sunt cunoscute.
Bu sebeplerden ötürü Formula BMW Asia'nın bundan sonra Bahreyn'de yapılmamasına karar verildi.Din acel an nu s-a mai organizat niciun Mare Premiu al Bahrainului în Formula BMW Asia.
Messi topa çıkarken, eliyle topa dokunarak kaleci Carlos Kameni'nin yanından geçmesine sebep oldu.Messi a sărit împingând mingea în poartă pe lângă portarul lui Espanyol Carlos Kameni.
Bu sebepten nedensellik ilkesi determinizmin temel taşıdır.Intrinsecă dezbaterii privind determinismul este chestiunea primei cauze.
Bu sebepten dolayı her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilir.Anual este vizitat de mii de turiști.
Alt tür pallidumun tersine, sinir hastalığına sebep olmazlar.Spre deosebire de subtipul pallidum, acestea nu duc la boli neurologice.
Ancak, bu sendroma sebep olabilen başka birçok bulaşıcı ajan mevcuttur.Totuși, există numeroși alți agenți patogeni care pot cauza acest sindrom.
Bu sebeple Çatalçeşme denmektedir.Faptul se cere, firește, tălmăcit.
Daha sonra bilinmeyen bir sebeple adadan ayrılır.Cu toate acestea din 2011 această specie a abandonat insula, din motive necunoscute.
Bu sebeple babasına da bakmaktadır.Te rog, du-te să-l vezi pe tatăl meu!
Felaket, 64 Milyon insanın ölümüne sebep oldu."Inundațiile catastrofale au cauzat decesul a aproape 11.000 de persoane.
Bu yalnız çocukluk dönemi, daha sonra yazar olmasının sebeplerinden biri olarak sayıldı.Visul copilului a rămas același dintotdeauna: să devină scriitor.
Bütün bu olanlar gölge dünyasında Lightwood ailesinin ismine leke sürülmesine sebep olur.Cele întâmplate pun familia Borgia într-o lumină proastă.