Turnuvalar açıklanamayan sebeplerden dolayı takvimin dışına alındı.Pracę nad grą zostały jednak zawieszone z nieokreślonych powodów.
Bazı kaynaklarda bu sebepten orman halkı manasında Uranhay adlandırılması yakıştırılmıştır.Z wymienionych względów uważanych za owada bardzo pożytecznego w leśnictwie.
Ancak, bu sendroma sebep olabilen başka birçok bulaşıcı ajan mevcuttur.Jednak istnieje wiele innych czynników zakaźnych, które mogą być przyczyną choroby.
Ayrıca bakteri olarak Xanthomonas campestris saplarında çürümeye sebep olabilir.Liście są uszkadzane także przez bakterie Xanthomonas campestris.
Grafiklerin gelişmesindeki temel sebep: Her yapımcı istediği oyunu yapabilsin.Każdy odcinek rozpoczyna się zdaniem: Producenci chcieliby podziękować rodzinom uczestników.
Savaş, şehirdeki Arap ve Yahudi nüfuslarının yerlerinden edilmelerine sebep oldu.Festiwal jest symbolem współistnienia arabskich i żydowskich mieszkańców miasta.
Sally'yi merdivenlerden aşağı iterek, ölümüne sebep olmuştur.Okłamuje nawet Peyton, że niby spadła ze schodów.
Doğal sebeplerden ötürü gerçekleşir.Zmarła z przyczyn naturalnych.
Falcılar bunu kötüye yorarak doğacak çocuğun bütün şehri yıkımına sebep olacağını söylemişler.Myśleliście, że życie, które postanowiliście zagasić, to tylko życie nędznego chłopaka.
Bu sebeple İslamcılık taraftarıydı.Był zwolennikiem Kanta.
Hastalığa sebep olan mantar cinsi tespit edilmeden etkili bir tedavi mümkün değildir.Brak jest sposobu leczenia choroby Ménétriera o jednoznacznie udowodnionej skuteczności.
Caen, birkaç sebep için hayati bir amaçtı.Caen var en viktig målsättning av flera skäl.
Valerius Asiaticus bilinmeyen sebeplerden duruşması yapılmadan idam edilmişti.Valerius Asiaticus avrättades utan att någon rättegång hölls, av okända orsaker.
Bu sebeple omega-3 grubunda kabul edilir.Därav namnet omega-3.
Bu sebeple, fetih yerine bir duvar yaptırmaya karar verdi.Därför beslöt han istället att bygga en mur.
Rinovirüsün sebep olduğu soğuk algınlıkları en çok semptomların görüldüğü ilk üç günde bulaşıcıdır.Förkylningar som orsakats genom rhinovirus är mest smittsamma under symtomens första tre dagar.
Ancak, pek çok ülkede test edilir ve bu sebeple bu risk düşüktür.Emellertid görs det tester för sjukdomen i många länder och därför är risken låg.
Bir insanda görülen hastalığın türü, enfeksiyona sebep olan Echinococcus türüne bağlıdır.Sjukdomstypen hos människan beror på vilken typ av Echinococcus som orsakat infektionen.
Bu sebeple insanın kendi canı üzerine karar verebilme hakkı yoktur, bu hak ancak Allah’ındır.Det var med andra ord inte Gud som skulle försonas med människan utan människan som skall försonas med Gud.
Bu sebeple de her türlü anlaşma imkânsız hale geldi.Därmed gjordes alla kompromisser omöjliga.
Paulo, Nikki'yi kaybetme korkusu nedeniyle onun her istediğini yapar ki bu da onların ölümlerine sebep olur.Paulo gör vad Nikki säger till honom av rädsla att förlora henne.
Bu da müthiş bir kıskançlık krizine sebep olur ve tekrar birleşirler.Men kan avundsjuka få dem att bli tillsammans igen?
Alerji testi, kişinin anafilaksisine neyin sebep olduğuna karar vermeye yardımcı olabilir.Allergitester kan hjälpa till att fastställa orsaken till en persons anafylaxi.
Hepatit C, vakaların yalnızca %15’inde şiddetli belirtilere sebep olmaktadır.Hepatit C ger bara upphov till akuta symptom i 15 % av fallen.
Bu sebeple Nero popülerlik takıntısı olmakla eleştirilmiştir.Nero kritiserades till och med för att vara besatt av att vara populär.
Bebeklerin uygun şekilde temizlenmemiş şişelerle Biberonla beslenmeleri, küresel ölçekte önemli bir sebeptir.Flaskmatning av småbarn med flaskor som inte rengjorts ordentligt utgör en betydande orsak globalt sett.
Karısı ve kızı da ertesi yıl aynı sebeple öldü.Samma år dog även hans hustru och andre son.
Bu sebepten de kendisini genç yaşta dine ve Allah'a adamıştır.Han var liten och vanskapt och levde som tiggare och tillbedjare av Allah.
Örneğin, dang transvers miyelit ve Guillain-Barré sendromuna sebep olabilir.Till exempel kan dengue orsaka transversell myelit och Guillain-Barrés syndrom.
Ancak, bu sendroma sebep olabilen başka birçok bulaşıcı ajan mevcuttur.Det finns emellertid många andra infektionsagens som kan orsaka syndromet.
Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi.Sannolikt användes de till försvar.
Aynı sebepten dolayı çocuğun varlığından da bahsetmez.Det finns ingen beskrivning av flickan heller.
Fakat, kendisi bunu çeşitli sebeplerle reddetti.Han tvekade dock om detta av många olika anledningar.
Alt tür pallidumun tersine, sinir hastalığına sebep olmazlar.Till skillnad från undertyp pallidum, ger de inte upphov till neurologisk sjukdom.
Bakteriyel menenjite sebep olan bakteriler hastalık bulaşmış kişinin yaş grubuna göre değişiklik gösterir.Bakterietyperna som orsakar bakteriell meningit varierar beroende på den infekterade individens ålder.
Bu filmin Birleşik Devletler'de düşük gişe geliri elde etmesinin sebeplerinden biriydi.En annan orsak var att filmen drog in för lite pengar i USA.
İnsanlarda enfeksiyona 20’den fazla Leishmania türü sebep olur.Infektion hos människa orsakas av över 20 olika arter av Leishmania.
Evrenin hızlanmasına sebep olan diğer ihtimaller vardır.Det finns andra möjliga orsakssamband till universums accelererande expansion.
Kazaya neyin sebep olduğu bilinemedi.Det gick inte att fastställa vad som orsakade olyckan.
İslâm inancında bu sebeple “iyilikler Allah'tan bilindiği gibi kötülükler de Allah'tandır” denilir.Den som går mot det bättre vet bara Gud."
Gözlerde de hasara sebep olabilir.Även andra skador på ögat kan uppkomma.
Bu sebeple bu hayvanlar bazı yerlerde zararlı hayvan olarak kabul görür.På andra håll anses de istället vara skadedjur.
Ölmek İçin On Üç Sebep, 2007 yılında Jay Asher tarafından yazılan genç yetişkin romandır.Tretton skäl varför (originaltitel: Thirteen Reasons Why) är en ungdomsroman från 2007 av Jay Asher.
Bu sebeple de "Ziyancı" lakabını almıştır.Så jag sade att jag tänkte "Äcklad."
Bu sebeple C 14 ten arkeolojik tarihlendirmede yararlanılmaktadır.Detta är för sent i förhållande till C14-dateringen.
Bazı ilaçlar, halihazırda bazı hastalıklara sahip bireylerde ciddi yan etkilere sebep olabilir.Några existerande läkemedel kan sannolikt ha en viss effekt på livslängden.
Bu Filistinlilerin daha tehlikeli taktikler edinmelerine sebep oldu.Det gjorde det lätt för pilgrimer att nå den.
Bu sebep yüzünden Marcus Aurelius'un ölümü Pax Romana 'nın sonu olarak kabul edilir.Pax Romana tar slut i och med Marcus Aurelius död.
Düştüğüm bu duruma onun sebep olduğuna inanıyordum' demiştir."Vi låtsades bara att det hon sa var sant.
Yazmış olmak sebepsiz ve gayesiz."Skriver och räknar dåligt."
Doğal sebeplerden ötürü gerçekleşir.Hon avled dock av naturliga orsaker.
Yangının çok çeşitli sebepleri vardır.Bränderna har berott på olika saker.
Öte yandan yüksek enerjisi zaman zaman fazla ilgi bekler gibi görünmesine sebep oluyor.Jag är mer nervös än någonsin eftersom jag känner att det kommer att vara en del förväntningar.
Bu sebeple cenaze töreni düzenlenmedi.Ingen begravning hölls.
Bu yaralar peniste sızıntıya ve ereksiyon bozukluğuna sebep olur.Det är dessa som gör att penis blir hård när man får erektion.
Bu proteinler, hastalığın, grip benzeri belirtiler edinmesine ve dang ile gelen yoğun ağrılara sebep olur.Dessa proteiner orsakar den feber, de influensaliknande symptom och de svåra smärtor som uppstår vid dengue.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Anatomiska defekter tillåter kontinuitet mellan yttermiljön och nervsystemet.
Çocuklarda görülen akciğer veya idrar yolun enfeksiyonları da kusmaya veya ishale sebep olabilir.Lung- eller urinvägsinfektioner hos barn kan också leda till kräkningar eller diarré.
Bunların az miktarları ciddi zarara veya ölüme sebep olur.Följden av detta kan innebär svåra skador eller död.
Bu sebeple; Tanrı'ya inanmak Tanrı'ya inanmamaktan daha iyidir.Alltså bör vi enligt resonemanget inte tro på Gud.