Bu sebepten dolayı kendi kurumlarından yetişmeyen kimselere görev vermemiştir.De aan hen toevertrouwde rijksbisdommen konden zij niet vererven aan hun familie.
Bu sebeple de çeşitli durumlara dikkat edilmesi gerekir.Bovendien moeten verschillende periodes in aanmerking genomen worden.
Bunun sebepleri, birçok türün üzerinde çalışma yapılmadığı için henüz yeteri kadar anlaşılmamıştır.Dit komt doordat er over een groot aantal soorten nog vrijwel niets bekend is.
Bu müşterinin istemediği bir yazılım sisteminin meydana gelmesine sebep olur.Bij deze vorm is er sprake van een door de klant niet gezocht telemarketing-gesprek.
Arıza meydana gelmesi durumunda arızaya yol açan gerçek sebepleri tanımlamak, c.De bevolking mee beschermen als die rechtstreeks in gevaar was, c.
Diğer kültürler, çeşitli sebeplerden dolayı buradan ayrılmak zorunda kalmıştır.Boeren laten tegenwoordig om uiteenlopende redenen gronden braak liggen.
Bu sebeple, çoğu uzman bu stel için "İsrail steli" de demektedir.Om deze reden wordt de stele door vele wetenschappers de Israëlstele genoemd.
Ardından dönse bile çeşitli sebepler yüzünden kadroya alınmadı.Maar voor hij terug kon keren werd hij om onduidelijke redenen door enkele van zijn eigen officieren vermoord.
Örneğin, bir kahve fincan sapı meydan okuyucu sebep olabilir.Een droomloper zou bijvoorbeeld een kopje thee tevoorschijn kunnen denken.
Avrupa'da bu karar çok büyük eleştirilere sebep oldu.Op dat vonnis heeft de EU felle kritiek geuit.
Bu anlaşma özellikle Orta Doğu'nun bugünkü hâline gelmesine sebep olması açısından önemlidir.Het boek geeft onder andere een beeld van de wijze waarop het huidige Midden-Oosten tot stand is gekomen.
Kuşkonmaz tüketimi bazı insanlarda idrar kokusuna sebep olur.Lichaamsgeur is de geur die bij een bepaald persoon hoort.
Tsunami nükleer santraldeki üç etkin reaktörün kapatılmasına sebep oldu.Er vond kernsmelting plaats in drie reactoren van de centrale.
Hatta işlemcinin kilitlenmesine bile sebep olabilir.Uiteindelijk kan de prothese hierdoor zelfs losraken.
Bu hastalıklar onun veba olmasina sebep oldu.Het lijkt of de pest hem niet alleen maar fysiek heeft geraakt.
Bu sebeple asla yargılanamadı.Hij heeft nooit een proces gekregen.
Bu sebepten silah alçak uçuş yapan uçaklara ve hafif zırhlı araçlara karşı kullanıldı.Het werd gebruikt voor het transport van lichte kanonnen en luchtafweergeschut.
Bunlar özellikle Almanya’da feminist teorinin tartışmalarının alevlenmesine sebep olmuştur.Zij wilden hiermee bezwaar maken tegen de invloed van de opkomende feministische theologie in de kerk.
Bu sebeple bu hayvanlar bazı yerlerde zararlı hayvan olarak kabul görür.Deze dieren worden, waar ze voorkomen, als erg nuttig gezien.
Bu sebeple Nintendo'ya dava açılması bile gündeme geldi.Dit was echter niet de reden voor zijn daaropvolgende vertrek bij Nintendo.
Helyum basıncı farkı bu boşluklarda motorun otomatik kapanmasına sebep olur.Het wegvallen van de heliumdruk in deze ruimte resulteert in het automatisch uitschakelen van de motor.
Araştırmacılar, sebep olarak o zaman da görülen iklim değişikliğini göstermektedirler.Klimaatverandering zou volgens de onderzoekers een mogelijke oorzaak van uitsterven zijn.
Bu sebeple, bir spor kompleksi içerisinde yeni bir stadyum inşası için çalışmalara başlandı.Om het fort een nieuwe bestemming te geven, is erbinnen een sportcentrum gebouwd.
Rüzgâr hızındaki değişimler, hedeften metrelerce sapmaya sebep olabilir.Temperatuurveranderingen tijdens de meting beïnvloeden al snel de meting.
Tam tersine, tamamlanmamışlık yaratıcılığın önünü açan ana sebeptir...Critici haalden als voornaamste oorzaak het gebrek aan aanvallende creativiteit aan.
Bu sebepten elektromanyetik için temel birim elektrik yükü değil, elektrik akımıdır.Daardoor is waterstof geen energiebron, maar een energiedrager.
Ne sebeple?Waarom?
Sebep nedir?Wat is de reden?
Deprem, güçlü bir tsunamiye sebep oldu.De aardbeving veroorzaakte een sterke tsunami.
Ancak maddi sebeplerden dolayı müzik faaliyetlerine ara verdi.Hij schortte zijn muzikale activiteiten echter op om financiële redenen.
Anafilaksi, vakaların %0,7-20'sinde ölüme sebep olur.Anafilaksja powoduje śmierć w 0,7–20% przypadków.
2012 sonbaharında Nitte Valo ailesel sebeplerle gruptan ayrıldığını duyurdu.Jesienią 2012 roku Nitte Valo odeszła z grupy ze względów rodzinnych.
Alerji testi, kişinin anafilaksisine neyin sebep olduğuna karar vermeye yardımcı olabilir.Testy alergologiczne mogą pomóc ustalić przyczynę wystąpienia reakcji anafilaktycznej.
Ancak esas sebep bu gibi gözükmüyordu.Tom nie był pewny czy to jedyny powód.
Finansal sebeplerden dolayı kulüp kapatılmıştır.Klub z przyczyn finansowych został rozwiązany.
Bu sebeple Probus, Gothicus Maximus ve Germanicus Maximus unvanlarını almıştı.Otrzymał przydomki Gothicus Maximus, Persicus Maximus i Germanicus Maximus.
Salinger, 27 Ocak 2010'da Cornish, New Hampshire'daki evinde doğal sebeplerden vefat etti.Zmarł z przyczyn naturalnych 27 stycznia 2010 w swoim domu w Cornish w stanie New Hampshire.
Bu sebeple cenaze töreni düzenlenmedi.Zgodnie z jego wolą nie było żadnych uroczystości pogrzebowych.
Hıristiyan halk arasında bu büyük üzüntüye sebep olmuştur.Wywołało to bardzo duże poruszenie wśród chrześcijańskich możnych.
Hepatit C, vakaların yalnızca %15’inde şiddetli belirtilere sebep olmaktadır.WZW C tylko w 15% przypadków wywołuje ostre objawy zakażenia.
Bu durum eşiyle boşanmasına sebep olmuştur.Niestety, jego żona doprowadza do rozwodu.
Bu sebeple maliyetleri de yüksektir.Jest to przyczyną ich wysokich kosztów.
Yangının çok çeşitli sebepleri vardır.Zapalenie powięzi ma wiele przyczyn.
Cinayetinin cinayete sebep olduğu düşünülmektedir.Prawdopodobnie więc to on odpowiada za morderstwo.
Diğer bakteriyel sebepler arasında şunlar sayılabilir: Klebsiella, Proteus, Pseudomonas ve Enterobacter.Innymi bakteriami wywołującymi ZUM są: Klebsiella, Proteus, Pseudomonas aeruginosa oraz Enterobacter.
Bu sebepten ötürü sıklıkla Bizans'ın Marcus Aurelius'u olarak adlandırıldı.Z tego powodu był nazywany bizantyńskim Markiem Aureliuszem.
Bu onun Barış Konferansını terk etmesine sebep oldu.Wezwał w nim do podpisania pokoju.
Bu sebepten dolayın onları fark etmesi zordur.Z tego powodu są trudne w identyfikacji.
Bu sebeple dönem dönem Türk-Fars çatışmaları yaşanmıştır.W tym samym roku wybuchły nowe walki kurdyjsko-irackie.
Asıl sebep ile ilgili ortada sonradan uydurulan birçok dayanaksız görüş bulunmaktadır.Za zasadą jednomyślności przemawiały istotne względy praktyczne.
Messi topa çıkarken, eliyle topa dokunarak kaleci Carlos Kameni'nin yanından geçmesine sebep oldu.Messi wyskoczył do piłki i za pomocą ręki przerzucił piłkę nad interweniującym bramkarzem, Carlosem Kamenim.
Çanakkale'nin büyüyememesinin asıl sebeplerinden biri de budur.Była to jedna z przyczyn powstania Chmielnickiego.
Bu sebeple asla yargılanamadı.Nigdy nie osądzony.
Gözlerde de hasara sebep olabilir.Mogą się także pojawiać problemy ze wzrokiem.
İnsanlar bu sebeplerin bazısını görebilir ve anlayabilir, bazılarını ise göremez ve anlayamaz."Ja wiem, widzę, inni nie widzą, nie wiedzą".
Bunun temelindeki tek sebep arzularımıza yenik düşmemizdir.Jedynym sposobem na osiągnięcie trwałego szczęścia jest więc wyzbycie się owych pragnień.
Bu sebeple bu hayvanlar bazı yerlerde zararlı hayvan olarak kabul görür.W niektórych miejscach zwierzę wydaje się pospolite.
Ek olarak, cam üzerinde el ya da parmakları uzun süre tutmak, ufak yanıklara sebep olabilir.Jednak długie trzymanie dłoni lub palców w pozycji zgiętej może doprowadzić nawet do powstania pęcherzy.
Sebep İspanyanın ta kendisidir.Powodem jest racja stanu.
Bu etkenler nüfusun azalmasına sebep olmuştur.Te czynniki zdecydowały, że nastąpiło tu zmniejszenie liczby ludności.