Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.68% američanov zdaj verjame, da so človeške aktivnosti odgovorne za globalno segrevanje.
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.68% av amerikanerna tror nu att mänsklig aktivitet är orsaken till global uppvärmning.
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.68% dari warga Amerika kini percaya bahwa aktivitas manusia bertanggung jawab atas pemanasan global.
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.68 la suta din Americani cred acum ca activitatea umana este responsabila de inclazirea globala.
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.68% американцев считают, что глобальное потепление является результатом человеческой деятельности.
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.68% американців вважають, що глобальне потепління є результатом людської діяльності.
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.68% от американците вярват че човешката дейност е отговорна за глобалното затопляне.
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.68% מהאמריקאים מאמינים היום שהפעילות האנושית אחראית להתחממות הגלובלית.
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.인간의 활동이 지구 온난화에 책임이 있다고 믿습니다. 69퍼센트는 지구가 눈에 띄게 뜨거워지고 있다고
Artık Amerikalıların %68'i insan aktivitelerinin küresel ısınmaya sebebiyet verdiğine inanıyor.69%が地球はものすごい速さで暖まっていると考えています ここには進展も見られますが
"Batı neden kıtlığa havanın değil, plan ve politikaların sebebiyet verdiğini anlamayamadı?""Cum e posibil ca Vestul să nu fi realizat că foametea e cauzată de polițe si politici, nu de vreme?"
"Batı neden kıtlığa havanın değil, plan ve politikaların sebebiyet verdiğini anlamayamadı?""Jak to, že západ nepřišel na to, že hladomor je způsoben zákony a politikou, nikoli počasím?"
"Batı neden kıtlığa havanın değil, plan ve politikaların sebebiyet verdiğini anlamayamadı?""왜 서양은 기아의 원인이 정책과 정치라는 사실을 깨닫지 못할까요? 날씨가 원인이 아니라는 사실을요"
"Batı neden kıtlığa havanın değil, plan ve politikaların sebebiyet verdiğini anlamayamadı?""Защо хората от Запада не осъзнават, че гладът са причинява от решения и политиката, не от времето?"
"Batı neden kıtlığa havanın değil, plan ve politikaların sebebiyet verdiğini anlamayamadı?""Почему Запад не понимает, что голод вызван политикой и политиками, а не погодой?"
"Batı neden kıtlığa havanın değil, plan ve politikaların sebebiyet verdiğini anlamayamadı?""איך זה שהמערב לא הבין שהרעב נגרם בגלל מדיניות ובגלל פוליטיקה, ולא בגלל מזג האוויר?"
"Batı neden kıtlığa havanın değil, plan ve politikaların sebebiyet verdiğini anlamayamadı?""لم لا يدرك الغرب أن المجاعات تحدث بسبب السياسات والقوانين، لا بسبب الأحوال الجوية؟"
"Batı neden kıtlığa havanın değil, plan ve politikaların sebebiyet verdiğini anlamayamadı?"政策や政治によって引き起こされる ということに気付かないのか」 ある日 農家の1人が
Ben dolambaçsız anlatımlara inanmam. A kararı B sonucuna sebebiyet verir,Não acredito numa vida ou história escrita como "a decisão A levou à consequência B
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.Chemický lék už vlastně nemá, na co by působil.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.약물이 이런 증상을 회복시킨다는것도 확실하지 않는데요, 약물이 묶여있을 만한 것이 없기 때문입니다.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.Não sabemos se um medicamento pode restaurar isto, porque não há nada onde a substância se possa ligar.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.Nie jest w ogóle pewne, czy leki potrafiłyby je przywrócić, bo nie ma tu nic, co mogłoby się zagoić.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.Non è neppure sicuro che un farmaco possa ricostituirli, dato che non ci sarebbe nulla a cui potersi legare.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.Nu este clar nici dacă un medicament ar putea determina refacerea, deoarece acesta nu are de ce să se prindă.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.On n'est même pas sûr qu'un médicament puisse le faire, car le médicament ne peut se lier à rien.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.Даже не ясно, мог бы медикамент вылечить это, потому что его ни к чему нельзя привязать.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.Дори не е ясно дали лекарство може да доведе до възстановяване, защото лекарството няма за какво да се свърже.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.כלל לא ברור אם תרופה יכולה לשקם אותם, כי אין לה לאן להתחבר.
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.حتى اليوم ليس من الواضح ان كان هناك عقار يمكنه القيام بذلك لانه لايوجد عقار يمكن معالجة عطب الخلايا البصرية
Bir ilacın buna sebebiyet verebileceği konusu henüz net değil, çünkü ilacın bağlanabileceği bir şey yok.薬による治療が可能かどうかすら不明です その一方で 光信号は変わらず目に入ってきているのです
Bütün o hoş olmayan manşetlerin atılmasına sebebiyet veren olabilecek aksilikleri düşünün.이런 안좋은 머릿기사를 만들어내는 모든 문제들에 대해서 상상해보세요.
Bütün o hoş olmayan manşetlerin atılmasına sebebiyet veren olabilecek aksilikleri düşünün.là nguyên nhân của những hàng tít xấu này.
Bütün o hoş olmayan manşetlerin atılmasına sebebiyet veren olabilecek aksilikleri düşünün.Також уявіть собі безліч випадків, коли щось іде не так, а також скандальні заголовки на цю тему в газетах.
Bütün o hoş olmayan manşetlerin atılmasına sebebiyet veren olabilecek aksilikleri düşünün.ודמיינו את כל מה שעלול להשתבש ויוביל לכל הכותרות הרעות האלו בעיתונים.
Bütün o hoş olmayan manşetlerin atılmasına sebebiyet veren olabilecek aksilikleri düşünün.ويحتمل أن تمضي كل الأشياء بصورة خاطئة مسببة عنواين رئيسية سيئة للصحف.
Bütün o hoş olmayan manşetlerin atılmasına sebebiyet veren olabilecek aksilikleri düşünün.このように新聞の見出しを飾るのです こうなると選挙をよりよいものにという
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Aceste efecte secundare se acumuleaza si cauzeaza pana la urma patologii.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Ces effets secondaires s'accumulent et finissent par provoquer des pathologies.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Die bij-effecten hopen zich op en veroorzaken uiteindelijk pathologie.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Diese Nebeneffekte akkumulieren und verursachen irgendwann Krankheiten.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Efek samping itu menumpuk dan akhirnya menyebabkan penyakit.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Esos efectos secundarios se acumulan y finalmente causan enfermedades.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Ezek halmozódnak, és előbb-utóbb betegséget okoznak.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.그 부작용들은 쌓이고 쌓여서 결국 건강에 이상을 초래합니다.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Những tác dụng phụ tích tụ và cuối cùng gây ra bệnh lý.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Questi effetti collaterali si accumulano e possono causare patologie.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Αυτές οι παρενέργειες συσσωρεύονται και τελικά προκαλούν παθολογία.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Тези странични ефекти се натрупват и в крайна сметка причиняват патология.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.Эти побочные эффекты накапливаются и в конечном итоге ведут к патологиям.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.תופעות הלוואי האלה מצטברות ובסופו של דבר גורמות לפתולוגיה.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.مخلّفّات، تتراكم لتؤدي إلى المرض.
Bu yan etkiler birikir ve sonunda hastalığa sebebiyet verir.明確な定義です だから それを取り除く
Çünkü kısa süreli moleküller zarara sebebiyet verirse, fakat o zaman molekül parçalanırdı--왜냐하면 단수명 세포들은 손상을 입으면 단백질 가수 분해에 의해
Çünkü kısa süreli moleküller zarara sebebiyet verirse, fakat o zaman molekül parçalanırdı--מפני שאם מולקולה קצרת חיים ניזוקה, אבל אז המולקולה מושמדת --
Çünkü kısa süreli moleküller zarara sebebiyet verirse, fakat o zaman molekül parçalanırdı--حيث لو حدث تلف في الخلايا قصيرة العمر، فستنتهي
Çünkü kısa süreli moleküller zarara sebebiyet verirse, fakat o zaman molekül parçalanırdı--タンパク質がプロテオリシスを破壊するかのように ダメージは消え去ります
Eşik altında zararın seviyesini koruyabiliriz Varolan şey hastalığa sebebiyet verebilir."lecz raczej ograniczanie szkód tak, by nie dochodziło do patologii.
Fakat bu hareket aslında Fransız Devrimi'ndeki asıl kaosun başlangıcına sebebiyet verdi.Aber dies ist auch gewissermassen der wirkliche Anfang des riesigen Chaos der Frazösischen Revolution.
Fakat bu hareket aslında Fransız Devrimi'ndeki asıl kaosun başlangıcına sebebiyet verdi.Ale jest to również w pewnym sensie początek prawdziwego chaosu Francuskiej Rewolucji.